CHP ve Laiklik

CHP işin bu yanını hiç düşünmez miCHP, 101 yaşında. 93 yıldır laiklik onun 6 ilkesinden biri. Türkiye’yi kuran, halkını; Anayasa, Meclis, demokrasi,...

Büyütmek için resme tıklayın

CHP işin bu yanını hiç düşünmez mi
CHP, 101 yaşında. 93 yıldır laiklik onun 6 ilkesinden biri. Türkiye’yi kuran, halkını; Anayasa, Meclis, demokrasi, laiklik ile tanıştıran, oluşturan, pekiştiren de yine o...

CHP, 101 yaşında. 93 yıldır laiklik onun 6 ilkesinden biri. Türkiye’yi kuran, halkını; Anayasa, Meclis, demokrasi, laiklik ile tanıştıran, oluşturan, pekiştiren de yine o...

Saltanatın ve hilafetin kaldırıldığı koşullarda, Diyanet İşleri Bakanlığı’nı kuran da; 1924 Anayasası’na; “Türkiye Devleti’nin dini İslamdır” diye yazan da, bu ifadeyi 19 Nisan 1928’de çıkartıp, 5 Şubat 1937’de yerine “Laiklik” tanımını koyan da yine O.

Kaldı ki; 1927 yılından beri “Laiklik” CHP’nin altı ilkesinden biriydi.

CHP’nin tarihi, Türkiye’nin tarihi…

Kurtuluş ve Kuruluşun hikayesi ve devamı, çok uzun, çok meşakkatli, çok kanlı, çok kutlu, müjdeli olmuştur.

Genç Cumhuriyet, özgürlük, eşitlik, bilimsellik adına aydınlanma için her alanda olduğu gibi, eğitim alanında da bir dizi önlemler alıyordu.


1935’de Milli Eğitim Şura’sında, din eğitimi ve öğretimine hiç yer verilmedi. Böylece 1923’ten 1940 yılına kadar geçen 16 yıl boyunca devlet okullarında hiç din eğitim ve öğretimi yapılmamış oldu.

Karşı faaliyetlerin en belirgin olanı; dinci-yobaz takımının, emperyalistlerin de kışkırtmasıyla “iç isyanlar” şeklinde oluşuyordu.

Bu kışkırtmalar gelecek yıllarda kitle kıyımları boyutunda olacaktı. 1966’da Ortaca’da başlayan olaylar; Çorum, Sivas, Maraş, Madımak, Gazi katliamları, aydın, gazeteci suikastları, toplu namaz gösterileri, Atatürk heykellerinin kırılması, Kanlı Pazar gibi çeşitlenecekti.

Genç Cumhuriyetin olanca gücüyle eğitim-öğretim seferberliğine karşın; demokrasi ve laikliğin yeterince içselleştirilemediği, ekonomik altyapının oluşmadığı, sanayi toplumuna geçilemediği, işçi sınıfının yeterince oluşmadığı, örgütlenemediği, yarı feodal, kapitalizm öncesi üretim biçiminin hala egemen olduğu koşullarda; CHP,  ilerici-devrimci düşünce ve uygulamalarından, yerli –yersiz, olur-olmaz nedenlerle geri adımlar attı. Feodaliteye teslim oldu. Geriye dönüş başladı.

1947’de Köy Enstitüleri kapatıldı. İlahiyat Fakülteleri yeniden açıldı. 1948-49-50 yılları geriye dönüşümün hızlı yaşandığı yıllar oldu. İş, 1982 Anayasası’na “Zorunlu Din Dersleri”nin konulmasına kadar geldi.

NATO, soğuk savaş yılları, ABD büyük etken ve “Bir ABD Projesi olarak AKP”ye kadar geldik.

Tayyip Erdoğan’ın dilinden laiklik karşıtı sözleri hiç eksik olmadı. Üstelik kendi sözleriyle; “hazmettire hazmettire”, “Elhamdülillah şeriatçıyım”, “modern bir İslam devleti olarak Türkiye”, “kaçak  Kuran Kursu diye bir ifade olmaz”, “Ben İstanbul’un imamıyım” daha yüzlercesi her fırsatta, hem de 2023 menziline yürürken… 1923’ün 100.Yılı.

En açık sözlerini 28 Kasım 2019 tarihinde 6.Din Şura’sında söyledi. “İslam bize göre değil, biz İslama göre hareket edeceğiz. Nefsimize ağır gelse de hayatımızın merkezine dönemin koşullarını değil, dinimizin hükümlerini yerleştireceğiz.”

Bu kişi Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı, iktidar partisi AKP’nin Genel Başkanı ve her sözü Anayasa’nın 2,14 ve 24’üncü maddelerine aykırı.

Amfi’de türbanlı öğrenciden, anaokullarında türbanlı çocuklara, türbanlı polis, savcı, yargıç, öğretmene kadar geldik. Artık imamlar sadece camide değil, mahalle, hapishane, hastane, kışla, sınıf, kürsü her yerdeler. Nikah da kıyıyor, karaciğer nakli için aranıyor da oldular. Öğlen mesai saatini Cuma namazı saatine göre ayarladılar. Gerekçe ise hem AKP, hem de CHP için aynı idi: Laikliğin gereği.

Tarikatlar, birbirleriyle yarışa yarışa okullarda, yurtlarda MEB’in ortağı, gözdesi oldular.  “Dindar ve Kindar” nesil yetiştiriyorlar. “Temel Dini Bilgiler ve Fıkıh” ders kitabında çocuklarımıza Cihat’ı öğretiyorlar. Her Müslüman için “farz” olan cihat şöyleymiş: “Çaba sarf etmek, zahmet çekmek, ilahi mesajı insanlara duyurmak, Allah’ın dinini yüceltip yaymak için elden gelen çabayı göstermek; Allah için yaşamak ve fedakârlık etmek, Allah yolunda canla, malla, sözle, fiille mücadele etmektir. Hem ekonomik hem kültürlerarası, hem de silahla yapılan mücadeleyi içermektedir. “Cihat” ibadeti, hak ile batıl mücadelesi, kıyamete kadar süreceği için her zaman var olması gereken bir ibadettir.”

Taliban’a, El Nusra’ya, IŞİD’e savaşçı mı yetiştiriyoruz, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları çocuklarımızı mı eğitip öğretiyoruz?

Daha sayacağımız yüzlerce, binlerce söz ve eylemler karşısında, Anayasayı, ona bağlı öbür yasaları, MEB’in temel prensiplerini, amaçlarını, DİB Kuruluş Yasasını hiçe sayan AKP’ye karşı laikliği kendine temel ilke edinmiş olan Atatürk’ün CHP’si ne yapıyor?

Ne yazık ki hiçbir şey…

20 Şubat 2012’deki 4+4+4 ve sonrasında gelişen olaylardan sonra CHP, Genel Merkezde 18.01.2020 tarihinde Eğitim Çalıştayı düzenledi. “Eğitim siyaset üstüdür” denildi de, yukarıdaki acı tabloya ilişkin bir tek cümle kurulmadı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, 22 Eylül 2010 tarihinde; “Laikliğin tehlikede olduğunu düşünmüyorum” deyişinden 6 yıl sonra Meclis Başkanı İsmail Kahraman; “Laiklik ilkesinin Anayasa’da yer almaması gerekir” dediğinde, Kılıçdaroğlu bu kez; “CHP Parlamento’da olduğu sürece başkanlık sistemi asla gelmez, ya laik devlete inan, ya da o koltuğu terk et” dedi.

Ayasofya’nın açılışı sırasında ise; Ali Erbaş’ın “lanet”li konuşmasına karşı; “o koltuğu kirletme, istifa et” dedi.

Ali Erbaş kirletici ama o koltuk, sanki hala Börekçizade Rıfat Efendi’nin oturduğu koltukmuş gibi temiz, öyle mi?... Bu Kurum devasa olanaklarıyla olası bir şeriat devletinin altyapısını dokuyan bir işlev görmüyor, öyle mi?...

Şu son günlerde; Kurultay öncesi ve sonrası gazetelerdeki söyleşi ve makalelerinde Kurultay konuşmasında, “İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi”nde “laiklik” sözcüğü bile geçmiyor. AKP, zengin bir maden bulmuşçasına devleti ve toplumu “Din Devleti”ne doğru götürürken CHP sesini bile çıkartmıyor.

Kendilerince nedenleri şöyleymiş: “Efendim Türkiye toplumunun yüzde 65-70’i zaten muhafazakar, bizim oyumuz da belli. AKP’ninki bir oyun, bizi bu alanda muhafazakar seçmenle karşı karşıya getirmek istiyorlar, bu oyuna gelmeyiz.”

Böyle bir mazeret olabilir mi?

Bu “muhafazakar seçmen”, hiç yemek yemez mi? Elektrik, su, gaz tüketmez mi? Çarşıya-pazara gitmez mi? Okul, hastane, kışla ona yasak mı? Maaş, emeklilik, eşitlik, özgürlük diye bir derdi yok mu?

İzlenen taktik mi? Strateji mi?

Böylesi mazeretlerin adı, Siyaset Bilimi’nde “kitle kuyrukçuluğu”dur. Oportünizmdir.

Hadi şu muhafazakâr seçmeni ürkütmeyelim.

Şu Atatürkçü, laik, demokrat, çağdaş, solcu, eşitlikçi, barışçı seçmeni ne yapacağız?

CHP’nin bu politikası nedeniyle onlar; umutsuzluğa düşmüyorlar mı? Kendilerini yalnız kalmış hissetmiyorlar mı? Moralleri bozulmuyor mu? Giderek umutları kırılmıyor mu? Geleceğe ilişkin beklentileri zayıflamıyor mu? Karamsarlık hastalığına yakalanmıyorlar mı? Direnme, mücadele etme duygu ve düşünceleri, enerjileri yok olmuyor mu?

CHP işin bu yanını hiç düşünmez mi?

“İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi”ndeki işlerin yapılabilmesi, o hedeflere “Dostlarımız” ile ulaşılabilmesinin vazgeçilmez bir koşulu vardı: Laiklik…

Laiklik olmadan demokrasi olmaz. Demokrasiyi kurumsallaştıran toplumsal ilkenin adıdır Laiklik…

Ya Laiklik bu toplumu birleştirecek, ya da dinlerin, mezheplerin, tarikat ve cemaatlerin birbirine girdiği Ortadoğu Ülkelerinden biri olacağız?

Ali Balkız

31 Ağu 2020 - 05:00 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.