Kızderbent, Hereke olmasın: Taş ocağına hayır!

Ülkenin pek çok yerinde olduğu gibi rantçılar Kızderbent'in de havasına, suyuna ve toprağına göz dikmiş durumda... Memleketi bir maden sahasına çevire...

+2
Video için play'e tıklayın

Ülkenin pek çok yerinde olduğu gibi rantçılar Kızderbent'in de havasına, suyuna ve toprağına göz dikmiş durumda...

Memleketi bir maden sahasına çevirenler yerin altında ve üstünde ne varsa alıp götürebilmek için insanların ve tüm canlıların yaşamını hiçe sayarak kirletiyor, yok ediyor, cehenneme çeviriyor ve yaşanmaz bir hale getiriyor... 

Bu yağmaya dayalı ekonomik sistem çökmeye mahkumdur...

Üretmiyorlar sınırsızca tüm kaynakları bir anda tüketmeyi hedefliyorlar ve ülkenin cennet bahçelerini birer cehennem parçaso haline getiriyorlar...

Kızderbent'e de el attılar ve taş ocağı kurmak istiyorlar...

Taşocağına tepki koyan Kızderbentliler Dayanışma ve Kalkındırma Derneği geçtiğimiz Cumartesi günü düzenledikleri etkinliğe Dünyaca ünlü Prof. Dr Orhan Kural'ı davet ettiler...

Burada konuşan Orhan Hoca taş ocağının gereksizliğinden ve doğuracağı sonuçlardan bahsetti...

Pek çok STK temsilcisi ve Kızderbent'li yurttaşın katıldığı panel iyi bir dayanışma ve taş ocağına karşı direniş örneğidir...

Kızderbent Hereke olmasın...

Dernek Başkanı Enver Demirsoysal konuşmasında şunları söyledi...

         Ekonominin halkın düşüncesinin önüne geçtiği, halkın sözünün bir kenara atıldığı günleri yaşıyoruz.
         Bazı kurumların ben istediğimi yaparım dediği günleri yaşıyoruz.
         Köyümüzden her gün onlarca dev kamyonların vızır vızır geçerek Yalova’ya, Karamürsel’e taş taşıdığı, çoluğumuzu çocuğumuzu sokağa salmaya korktuğumuz günleri yaşıyoruz.
         Tozun toprağın arasında sıkışıp kaldık.
         Hal böyle iken nefret ile sabır etmeye çalışırken bizim doğası, suyu, bağı, bahçesi, hayvancılığı, arıcılığı, börtü böceği ile meşhur Kızderbent’timizin çevre güzelliğine göz dikerek sınırlarımız içine taş ocağı ve taş kırma merkezi yapmayı planlıyorlar.
Buda yetmiyor Kızderbent’e can sağlayan gürül gürül akan suyumuzun yüzde altmışını da alarak bizi tamamı ile yok etmeyi planlıyorlar. 
         Berrak suyunun aktığı, arpa, buğday ektiğimiz, meralarımızın bulunduğu, küçükbaş hayvan ağıllarımızın bulunduğu hatta piknik alanları planladığımız yeri tamamıyla yok ediyorlar.
         Kısaca Kızderbent halkı artık burada size yaşam hakkı yok diyorlar. Su havzalarının yok olacağından, gelecekte oluşacak hastalıklardan ve oluşacak toz bulutlardan ben bahsetmiyorum. Zaten onlardan sayın hocam bahsedecek.
         Ben sadece Kızderbent’in bir evladı olarak geleceğimizi kahredenlere şu mesajı vermek istiyorum.
         Biz Kızderbent Mahallesi sınırları içinde taş ocağı açtırmayız. Gidin nereye açıyorsanız açın biz yeteri kadar pisliğini çekiyoruz.
         Daha fazlasını istemiyoruz. Eğer kuracak olursanız bu halkı öldürürsünüz.
Ölüme mahkûm edilen halkın ne yapacağı belli olmaz.
         Eğer yapacaksanız Bayındır Mahallesindeki taş ocaklarından gelip geçen araçların bu yolu kullanamayacağına da razı olacaksınız.
         Eğer yapacaksanız Kocaeli Valiliği önüne bütün hayvanlarımızı bırakacağımızı kabul edeceksiniz demektir.
         Biz göç etmiş halkız, Selanik göçmenleriyiz.
         Vatanımız için milletimizin özlemini yaşamamak adına göç et dendiği zaman varımızı yoğumuzu bırakarak anavatanımıza göç ettik.
Göçün zorluklarını yaşamış bir halkın 2. ve 3. kuşak temsilcileriyiz.
         Yurt, toprak edindiğimiz bizim için kutsal saydığımız bu toprakların yok olmasına izin veremeyiz.
         Bu güzellikleri atalarımızın bize emanet ettikleri bu toprakları bizden sonraki nesillere devretmeye yeminliyiz.
         Bu düşünce yediden yetmişe tüm Kızderbentlilerin ortak düşüncesidir.

Derneğin Kızderbent'in tarihsel dokusunu açıklayan aşağıdaki yazısı ise gerçekten okunmaya değer...

Böyle tarihsel ve kültürel zenginliği içinde barındıran topraklarımıza yapılan saldırılara karşı artık yeter dememiz konusunda da aydınlatıcı bir yazı...

Şöyle anlatıyorlar Kızderbenti ve taşocağına neden hayır dememiz gerektiğini...

KOCAELİ İLİ KARAMÜRSEL İLÇESİ KIZDERBENT MAHALLESİ “ TAŞ OCAĞINA HAYIR! “


KISACA KIZDERBENT Adını “kız’ların” idare ettiği handan alan Kızderbent şimdilerde “emekli köyü” olarak anılır.

Kızderbent, Karamürsel’in en uzak ama en sempatik mahallelerinden biridir.

Ayrıca ilçe merkezi Karamürsel’den sonra en eski belediye teşkilatına sahip, en eski yerleşim birimini oluşturur.

1972 yılında belediye teşkilatının kurulduğu Kızderbent, 2009 yerel seçimleri öncesinde ‘belde’ statüsünden çıkarılarak, Karamürsel’e bağlı bir mahalleye dönüştürüldü. Öncelikle Kızderbent’in kuruluşuna kısaca bir göz atalım mı? Kızderbent, 1923’te imzalanan Lozan antlaşması sonrasında Yunanistan’ın Selanik şehrinden zorunlu göçle gelen 450 hanelik halk tarafından kurulmuş.

Köy halkı, 1980’lere kadar geçimini ipek böceği yetiştiriciliği, tütün ve hayvancılıkla sağlamış. 1980’lerin başında Hereke’den gelen tüccarların teşvikiyle halı dokumaya başlayan halk, halıcılık sektörünün yaşadığı sıkıntılardan nasibini alınca, tekrar tarıma yönelmiş. Üçüncü kuşak köy halkı şimdilerde geçimini sebzecilik, meyvecilik ve hayvancılık yaparak sağlıyor.

Kızderbent, “köyden kente göç” olayının en çok yaşandığı beldelerden biri aynı zamanda.

Bir zamanlar 10 bin civarında nüfusu bulunan Kızderbent’te şimdilerde bin 500 kişi yaşıyor. Kızderbent, hala göç vermeye devam ediyor.

‘KIZ’LARIN İDARESİNDE HAN

Kızderbent’in ismi nereden gelİyor… Bu konuda birkaç rivayet var, en yaygın olanı ise şöyle: İstanbul'u fetheden Fatih Sultan Mehmet'in annesi hastalanmış ve doktor tedavilerinden bir sonuç alınamayınca, Bursa iline bağlı İznik ilçesinde yaşayan ve türbesi bulunan Alim Eşref Rumi Hazretleri kendisine tavsiye edilmiş.

Fatih Sultan Mehmet, bu kişiyi İstanbul’a getirtmek için birkaç askerini görevlendirmiş. Askerler denizden Altınova’ya, buradan da dere yolunu takiben Ayazma Köyü’ne ulaşmış, Valide Köprüsü’nü geçerek şimdiki Fevzi Çakmak Mahallesi’ne gelmiş. Yorgun düşen askerler geceyi yeni yapılan caminin yanında Rumlar tarafından inşa edilmiş büyük bir handa geçirmiş.

Bu hanın işletmeciliği savaşta erkekler ölünce, kızlara kalmış. Bu yüzden askerler buraya "Kızderbent" ismini takmış.

Kızderbent’in adı 1457 yılında konulmuş. 1924 yılında Yunanistan’dan göçmen olarak gelenler de burayı "Kızderbent" olarak adlandırınca, bir daha isim değişikliğine gerek duyulmamış.

KÖY HALKININ GÖÇ İLİŞİKİSİ

2019 yılında Kızderbentliler Dayanışma ve Kalkındırma Derneği başkanlığına getirilen Enver DEMİRSOYSAL köy halkının göç nedenlerini şöyle açıklıyor; “-2010 yılı ve öncesinde Tarımla uğraşanların sayısı her geçen gün azalıyordu. Çünkü araziler çok parselli, verim alınamıyordu. Gübrenin, mazotun fiyatı da her geçen gün artıyor. Hayvancılık yapılamıyordu. “ yem pahalı süt ucuz ”. Kısacası genç kardeşlerimiz burada geçinemedikleri için şehre göç etmek iş aramak zorunda kalıyorlardı. Kızderbent’te tarımla uğraşmak aç kalmakla eş değerde olduğu zamanlardı.

Arazilerde ancak Taze fasulye, karpuz, kabak, mısır, buğday, yulaf ve arpa ekiminin yapılabildiği zamanlardı. Meyvecilikle uğraşanların sayısı da çok azdı. Ancak 2019 yıllından beri Karamürsel’de ve değişik yerlerde yaşayan gençlerde özlem ve geriye doğru dönüş hayalleri oluşmuştu. Gençler özellikle Kızderbentliler Dayanışma ve Kalkındırma Derneği’nin yönlendirmesi ile hafta sonları baba ocağına gelmeye başlamışlardır.

Tarımsal alanlar ekilmeye, hayvancılık hayli yoğun yapılmaya, arıcılık ciddiye alınmaya başlamıştır. Bu yönlendirmeler gençlerin geriye dönmesine aracı olduğu gibi bu yılın başlarında başlayan Pandemi süreci gençlerin mahallelerine özlemle sahip çıkmaya başlamasına neden olmuştur. Ayrıca hayvancılığın gelişmesi bölgede işlenmiş et pazarlanması ticareti cazip hale getirmiştir. Ancak Kızderbent sınırları içinde taş ocağı açılacak olması Kentten Köye dönüşü durduracak, gelecek nesillere doğal güzellikler bırakmayacaktır.”

YABANCILAR GELİYOR

Kızderbent’in nüfusunun büyük bölümünü emekliler oluştursa da köye dışarıdan ziyarete gelenler çok fazla. Kızderbentliler yabancılara alışık. Mübadele döneminde Yunanistan’a göç eden halk sık sık eski yerleşimlerini ziyarete geliyorlar. Özellikle paskalya zamanı gelerek asırlık çınarın altında horon tepiyorlar.

Çınaraltı’nın yanı sıra Kilise Çeşmesi’ni ve Maşatlık’ı ziyaret ediyorlar. Buraya gelip ailesini arayan, mezarlıkları ziyaret eden de çok oluyor. Kızderbent, Evliye Çelebi’nin seyahatnamesinde de geçiyor. Eserde Kızderbent’ten ‘kara üzümün meşhur olduğu yer’ olarak bahsediliyor. Amerikalı bir yönetmenin Evliye Çelebi ile ilgili çektiği film kapsamında köylerine gelmeleri atlarla dereden geçmeleri ve köyde misafir edilmeleri bir çok turistik ziyaretleri de çoğaltmış mahallenin turizme açık hale gelmesini sağlamıştır.

Şehirden köye göçü hızlandırmak için yeni yerleşim alanlarının açılıp, uygun fiyatta köylüye verilmesi konusunda siyasetçilerden destek beklediklerini de sözlerine ekliyor. Kızderbent aynı zamanda ‘oğlak çevirmesi’ ile de meşhur bir yer. Oğlak çevirme yiyebilmek için şehir dışından köye akın edenler olduğu gibi gelemeyenler için ‘kargo’ dahi yapılıyor. En iyi oğlak çevirmeyi ise eski belediye adet başkanlarından Nurettin Altun’un sahibi olduğu “Köfteci Nurettin’de “yiyebilir.

Koca Çınar’ın altında bulunan kasaplarımızdan etinizi huzur ile alabilirsiniz.

NEDEN TAŞ OCAKLARINA KARŞIYIZ

Kızderbent mahallesinin güney kısmında yer alan Bursa İli ( Bursa Büyükşehir Belediyesi) İznik İlçesi Bayındır Köyü (Mahallesi) sınırları içinde 2 adet özel 1 adet DSİ tarafından işletilen toplam 3 adet taş ocağı bulunmaktadır. Bu 3 adet taş ocağı Yalova ili ve Kocaeli dahilinde bir çok yere taş ihtiyacını karşılamaktadır.

DSİ 1. Bursa Bölge Müdürlüğü Yalova ilinde açılacak iki adet baraj için yeni taş ocağı ve taş kırma havzası arayışına girmiş muhtemelen özel işletmelerin tavsiyesi yönünde kolay taşıyacakları Kızderbent’in şırıl şırıl buz gibi akan suyununda bulunduğu dağlık alana göz dikmiştir. Oysa Yalova İli Taşköprü Beldesinde 2 adet Taş ocağı bulunmaktadır(Biri özel işletme diğeri Yalova İl Özel İdaresine ait. )

Zaten Bayındır mahallesinden taşınan taşlar Kızderbent mahallesinden sorunsuz istedikleri gibi Karamürsel veya Yalova yönüne taşınabilmektedir.

DSİ’nin belirttiği gibi bir taş ocağına ihtiyaç olmadığı apaçık görülmektedir. Amaç daha az yol masrafı yaparak doğal güzelliği heba etmektir. Devlet halkında söz söyleme hakkını birkaç rant için görmezden gelmektedir. Oysa taş ocağı yapılmak istenen alan halkın nefes alabileceği piknik alanlarına dönüşebilecek yerdir.

Köyün tarımsal alanları, hayvan ağılları, meralar, arıcılık alanları taş ocağı yapılmak istenen yer üzerinde kalmaktadır. Yerleşim alanlarına ( imarı, ruhsatı alınmış evlere) 500 metre uzaklıktadır. Kızderbent mahallesi Turizm, Doğa yürüyüş alanları, Hayvancılık ve Tarımın geliştirilebileceği bir alandır. Saygılarımızla, Kızderbent Dayanışma ve Kalkınma Derneği

31 Ağu 2020 - 12:42 Kocaeli- Çevre


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.