Kocaeli Aydınlar Ocağı’nda Covid-19 Aşısı tartışıldı

Dünya genelinde gittikçe sesleri duyulmaya başlayan aşı zorlaması karşıtı bilim adamları kendileri ile aşı ve Covid Pandemisi sürecini tartışacak bilim adamı bulamamaktan yakınıyor. Hiçbir platformda aşıları savunan akademisyenlerle, henüz ruhsatsız olmasına rağmen insanlara uygulanan aşılardaki tehlikeleri ortaya koyan akademisyenler bir araya gelemiyordu.

+5
Haber albümü için resme tıklayın

KOCAELİ AYDINLAR OCAĞI İKİ TARAF TEMSİLCİLERİNİ BULUŞTURDU

Pandemi ilan edildiğinden beri ekranlardan inmeyen Prof. Dr. Mehmet Ceyhan'ın “Çocukların aşılanması gerektiğini” ifade etmesi sonrasında aşı tartışmaları daha da alevlenmiş, Prof. Dr. Serhat Fındık'tan tepki gelmişti. Mehmet Ceyhan’ın tartışma davetine cevap gelmese de aynı cenahtan Kocaeli’li Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN, Prof. Dr. Serhat FINDIK ile aynı programda konu hakkında tartışmayı kabul etti. Kocaeli Aydınlar Ocağı tarafından düzenlenen etkinlik 27 Kasım 2021’de Kocaeli Fuarı Sivil Toplum Merkezi’nde Ocak Başkanı Süleyman PEKİN’in moderatörlüğünde gerçekleşti.

Yoğun bir izleyici kitlesinin katılım gösterdiği programdan kısa bölümlere gazetemizde yer vermeye çalıştık.

Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN: 

Süleyman Pekin başkanım “yav doktor abi, böyle böyle bir konu var ne yapalım” dediğinde “yav dedim ben bir enfeksiyon hastalıkları uzmanı olarak bildiklerimi arkadaşlarımla paylaşırım. Abi karşı fikirler de var. Onları da dinleriz, dinleriz ki doğruyu bulalım.” Konuyu değerlendirirken ne anlatsam diye kafamdan geçirdim ve dedim ki arkadaşlara ‘hastalık nedir’ onu bir konuşalım. Hastalık olabilmesi için bir hastalık yapan etkenin olması lazım. Hastalık etkeni.. Bunlar bakteriler olabiliyor, parazitler olabiliyor. Şimdi bu son salgındaki gibi virüsler olabiliyor.
Geçen okuduğum bir kitapta virüslerin dünyadaki kitle ağırlığı -arkadaşlar enteresan- insan kitle ağırlığından 300 misli daha fazla. Gerçek bu. Ve bazı virüsler insan biyolojisi için lüzumlu. Aynen bakteriler gibi. Şimdi okuyan ve meraklı arkadaşlar bilir. Bağırsaklara ne deniyor? 2. zeka deniyor. Niye? Bizim bağırsaklarımızdaki bakteriler bizim biyolojimiz için çok lüzumlu. Onlardaki eksiklikler, noksanlıklar birçok hastalığın sebebi olarak biliniyor. Ve nitekim GDO’lu besinler çıktığından beri insanların, sebebini bilemediğimiz bir yığın hazımsızlık şikayetleri, kimisinin izahını edemediğimiz şişkinliği, kimisinin izahını veremediğimiz kabızlığı, kimisinin izahını veremediğimiz ishali, kimisinin sebebini bilemediğimiz mide şikayetleri, sindirim sistemi şikayetleri meydana geliyor. Bunların sebebi bizim binlerce yıl insanlık tarihinden beri alışık olduğumuz normal beslenme düzenindeki gıdaların yapısının değiştirilmesi - GDO’lar sebebiyle- ve bu GDO’lu gıdalara da bizim biyolojimizin henüz alışamadığı şeklinde! Yani biyoloji dengesini bozduğumuzda insanoğlunu başına sıkıntılar da çıkarıyor.
Covid-19 virüsüyse anlaşıldı ki, Çin’in özellikle yabani hayvan pazarında, insanların her türlü hayvanı yiyip içtiği bir alandan gelen hastalarda çok kısa sürelerde akciğer yetmezliği yapan hastalar çıktı. Ve bunlar ölümcüldü. Bu vakalara bakan doktor baktı ki bu farklı bir virüs. 2019’un Aralık ayında bulunduğu için bu virüse o gün Covid-19 dendi. Yani koronanın 2019’da bulunan versiyonu Covid-19. Ha şimdi bir şanssızlığımız daha oldu. İnfluenza dediğimiz virüsler var. Onlar da bizde akciğer problemleri yapıyor. Yaptığında göğüs doktorlarımız o virüslere etki eden bazı ilaçlarımız var, bunları veriyorlar bizi iyileştiriyor. Halbuki bu Covid-19 virüsü o antiviral dediğimiz ilaçlara da dirençliydi. Yani Covid-19 virüsüne etki edecek ilacımız yoktu.
Covid-19 virüsü temasla değil de solunum yoluyla yani bizim ağzımızdan çıkan, boğazımızdan çıkan tükürük taneciklerinin karşımızdaki insanlarda bulaşmasıyla hastalık yapıcı özellik kazanıyor. Ki dolayısıyla İbn-i Sina’dan beri denen bir şey var. “Salgınlarda aman salgın alanına gitmeyin.” 2-”Salgın alanında kalabalıklara girmeyin.” 3- “Salgın zamanında el yüz temizliğine dikkat edin. Nitekim biz bu salgında tedbir olarak ne dedik: Maske, mesafe, temizlik.
Hastalığa karşı önemli bir silahımız da nedir?  Vücudumuza hastalık yapıcı etkeni tanıt yapar. Bunun da yolu şu anda enfeksiyon üzerinde aşı. Covid hastalığı bir zoonoz virüs yani hayvanlardan yapı değişikliği ile insanlarda bulaştırıcı hastalık yapma özelliği olan bir virüs. Şanssızlığımız bir ona karşı ilacımız yoktu 2 yıl önce, çok yeni bilgilere göre yılbaşından itibaren tedavi edici bir ilacın çıktığı söyleniyor. Eğer ilaç uygulanmaya başlanırsa, ki son yazım benim öyleydi. 2022’nin birinci çeyreğinin sonunda Covid tehlikeli olmaktan çıkacak. Aşısını maşısını tartışmayacağız o zaman belki başka şeyler tartışacağız. O Covid aşısı ile ilgili gelen bilgiye, kanaate de gelince, Covid bir viral enfeksiyon, viral enfeksiyon her enfeksiyonda olduğu gibi buna karsı da aşı bulundu. Hem de kısa sürede bulundu. Çin Aşısı dediğimiz “Sinovac” aşısı, klasik aşı metodu. Yani virüsü belirli şartlarda hastalık yapıcı özelliği azaltılıyor insana veriliyor, insan bu virüsü tanıdığı için hastalanmıyor. Bu “Biontech” aşısının teknolojisi kanser tedavisinde kullanılan bir teknolojiye uyguladılar. Neden, kanser ilaçlarının da kanser hücreleri içine zerk edebilmek ulaştırabilmek için yapılan bir teknikti. Neyse ki iyi ki öyle bir teknik varmış, ben 2 Sinovac aşısı oldum, antikor seviyem 800 e çıktı. 3 ay sonra ölçtürdüm 120'ye indi, 15 gün daha bekledim 80'e indi. Şu anki klasik tıp bilgilerine göre Biontech aşısı oldum, şu anda zannedersem 30 binin üzerinde bağışıklığım var idi, aşıdan sonra zannedersem. Aralık ayında yahut Ocak ayında yeniden baktıracağım. Eğer ilaç çıkarsa 4. aşıyı olmayacağım. Ama ilaç çıkmazsa ve virüs aynı özelliğini devam ettirirse enfeksiyon hastalıkları uzmanı olarak riskim yüksek olduğu için tabii ki 4. doz aşımı da olacağım diye düşünüyorum.”

PROF. DR. SERHAT FINDIK:

Saygıdeğer Başkan, saygıdeğer meslektaşım, saygıdeğer hemşehrilerim, ben İzmit doğumluyum ve İzmitli olmaktan her zaman gurur duydum.
İlk, orta ve lise İzmit'te geçti, daha sonra Hacettepe İngilizce Tıbbı kazandım, oradan ihtisasımı yine aynı yerden yaptım, Samsun'da doçentlik ve profesörlük aldım Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde, Amerika'da 2 yıl aralıklı olarak çalıştım. Şu anda bir kliniğim var. Daha öncesinde özel hastanede de çalıştım . Zannımca dünyanın en iyi hocalarının yanında yetiştiğimi düşünüyorum. Önce insanlık önce aile terbiyesinden sonra insanlığın en önemli vasıflarından birine sahip olduğumu düşünüyorum bunu birazdan göreceksiniz, şu anda bizim alanımızdaki dünyadaki en önemli kuruluşu olan bir kuruluşun yöneticisiyim yine ‘Avrupa Solunum Cemiyeti'nin altın üyesiyim yine ‘Amerikan Uyku Cemiyeti'nin de onur üyesiyim. Hem uyku hastalıkları, hem alerji hastalıkları, hem göğüs hastalıkları pek çok hasta gördüm. Şu anda da görüyorum.  Şimdi, biz hekim olurken şöyle bir and içiyoruz; “Hipokrat Andı” deniyor biliyorsunuz onu kısaca geçeceğim; “Tehdit ediliyor olsam bile tıbbi bilgimi insan haklarını ve bireysel özgürlükleri çiğnemek için kullanmayacağıma and içerim”.
Pek çok maddesi de var, en çarpıcısı bu. Peki bizim tıpta 3 tane kuralımız var. Üç ana maddenin bir tanesi önce zarar verme! Bu bizim 1. Maddemizdir. Yani ne kadar üstün yetiştiğini düşünüyorsan düşün, karşındaki bir insan senin ile aynı seviyede. Sen en üst seviyelere çıkmış olabilirsin ama bu sana üstünlük sağlamaz. İkincisi ‘sekundum kabare’ diye bilinir. Yani ‘Temkinli ol, tedbirli ol, hastayı dinle önce - hastayı dinle! Hasta ne anlatıyor’. Hiç kimse keyfen hekime muayene olmaya gitmez. Hastayı dinle! Ben en azından 28 yıllık hekimlik hayatım boyunca böyle görmedim. Üçüncüsü de ‘tertium sanare’ yani ‘yapabiliyorsan edebiliyorsan tedavi et - edemiyorsan dokunma bile!’
Peki biz bu süreçte ne yaşadık? Bunların tam tersini yaşadık. Şimdi böyle bir hastalık var mı? Var. Covid denen bir hastalık var. Bu hastalığın özelliği ne? Bir virüs, bunu da inkar etmiyoruz. Kabul etmeyen arkadaşlarımız var, onlara saygı gösteriyorum. Peki bu virüs nereyi hedef alıyor; Akciğerleri! Solunum yoluyla bulaşıyor ve akciğerleri hedef alıyor. Akciğerlere ulaşamazsa öldüremez, akciğerlere ulaştığı zaman ölüm riski artıyor. Peki acaba sizce bu hastalıkta ki ölüm riski ne? Böyle bir salgın var, değil mi, kabul ediyoruz. Peki bu salgın gerçekten o kadar öldürücü mü? Ben size rakamları vereyim ABD'den. Türkiye'den bazen eleştiri geliyor. -Hocam niye Türkiye'den veri vermiyorsunuz? Ben size soruyorum; nereden alacağım o veriyi? Ben bakanlıktan alacağım, değil mi? Peki Sağlık Bakanlığı’ndan böyle bir veri var mı? Yok. Neden? Onu bakanımıza soracaksınız. Veriler nerede Amerika'da.

‘COVİD BİR LABORATUVAR VİRÜSÜDÜR’

Burada hemen İbni Sina'nın bir sözünü söyleyeyim, Hipokrattan sonra dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük hekimidir ve Türk'tür bunu ısrarla vurguluyorum, İran’lı olduğunu iddia ediyorlar çünkü, kesinlikle Türk'tür şöyle bir sözü var. “Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir, siz ne yaparsanız yapın”.  Eğer bir insan bunu görmek istemiyorsa görmüyor anlamak istemiyorsa anlamıyor ama ben yine de anlatmaya çalışıyorum şarlatan oldum, gerici olduğum, yobaz oldum, efendim sahtekar oldum, hayatımda hiç karşılaşmadığım şeylerle karşılaştım. Neden biliyor musunuz? Çünkü ben şunu iddia ettim; Covid bir laboratuvar virüsüdür, Covid virüsü tedavi edilebilir, önlenebilir!

BİZE DAYATTIKLARI AŞILAR RUHSATLI AŞILAR DEĞİLDİR. HATTA AŞI BİLE DEĞİLDİR!

Bize tırnak içinde “Dayatmaya çalıştıkları ya da dayattıkları aşılar ruhsatlı aşılar değildir. Hatta aşı bile değildir”. Çünkü geçmesi gereken fazları (deney aşamalarını) geçmemiştir. Ölümcül bir salgın yakınlarımızı kaybettik. Bakın bir can kaybı bile çok önemli. Önlem almazsanız, korkarsanız sizin bağışıklık sisteminiz çöker. Yani bir insanı hasta etmek istiyorsanız onu korkutacaksınız, evine tıkayacaksınız. Çok özür diliyorum, Karantina ilan edeceksiniz, birbirinden uzaklaştıracaksınız. Şimdi hepimizin büyükleri var o büyükler babalarımız annelerimiz yani dede, babaanne, anneannen.. en çok kiminle arkadaşlık yapmak ister? Torunlarıyla. Biz bu süreçte onları torunlarından ayırdık, torunlarını göremediler, neden? Virüs bulaşır diye! Çocuklar süper taşıyıcı dediler, torunları 65 yaş üzerindeki insanlarımızı biz eve hapsettik! Sonra ne oldu? Pek çok kronik hastalıkları vardı onların, bir de en önemli ilaç sevgidir, siz bu insanları sevgiden yoksun bıraktınız. Bunu sadece Türkiye yapmadı, hiç yanlış anlamayın, dünyadaki pek çok ülke yaptı. Yapmayan da var, ama genellikle yaptılar. Şimdi bu hastalığın biz bu virüse yakalandık, şimdi yaş grubu olarak mesela en riskli yaş grubu hangi yaş grubu? 70 yaş üstü! Bir kişi eğer bu virüse yakalanırsa, hastalığı geçirirse, iyileşme oranı yüzdesi kaç biliyor musunuz? Yüzde 95. 

‘EN RİSKSİZ GRUP İSE 0 -19 YAŞ’

Şimdi tırnak içinde “Aşıları” hangi gruba yapıyorlar? 5 ile 11 yaş arasına… İşte bu nedenle 0-19 yaş arası önemli. Hedef onlar! Hiç merak etmeyin, 2 ay sonra 5 yaş altına yapacaklar! Bakın 0 ile 19 yaş arası bir kişi, çocuğumuz evladımız, benim de oğlum var 15 yaşında bu gruba giriyor hasta olursa virüsü kaparsa yaşama yüzdesi kaç biliyor musunuz? yüzde 99.997. Yüzde 100 yani, ölüm yok gibi bir şey. Ve ben şimdi bunları görünce neden sizinle paylaşmayayım, neden gizliyim. Bilgi paylaşmak ile zenginleşmez mi? İster şarlatan desinler, ne derlerse desinler ve şu çağrıyı da yaptım; lütfen dedim bunları söylüyorsunuz, gelin en çok izlenilen kanalda moderatörü de siz seçin, soruları da siz seçin, karşılıklı konuşalım. Yani başka bir kişiye iftira atmaktansa, sahtekar demektense, onu karalamaktansa! Buyurun, gelin. Beni rezil edebiliyorsanız, edin. Hiç kimse çağrıma yanıt vermedi!

‘EN BÜYÜK HATA PCR YÖNTEMİ İLE TEŞHİS YAPILMASI’

Şimdi bu süreçte en büyük hata nerede yapıldı biliyor musunuz? En büyük hata teşhis yönteminde yapıldı, teşhis yöntemi olarak PCR artık o kadar yanlış yapıldı ki. Bu PCR bulunduğunda ben Hacettepe deydim, öğrenciydim, yani çok da iyi bilirim uygulamasını, yöntemlerini PCR bulan kişi 1983 yılında bunu buldu, geliştirdi. Profesör Mullis, 1993 yılında Nobel Ödülü aldı. PCR yöntemi hiçbir zaman hastalıkların teşhisinde kullanılmaz. Bakın hastalıkların diyorum salgın bile değil, salgında hayli hayli kullanılmaz. Neden? Çünkü PCR yöntemi bir genetik materyal üzerine virüsün ya da bakterinin ya da mikroorganizmanın genetik materyalinin bulunması üzerine güya kurgulanmıştır. Ama bu yanlış! Bunu kim söylüyor? PCR yönteminin mucidi söylüyor, bunu bulan kişi söylüyor. Şimdi ben bu kalemi ürettim, bu kalemi benden daha iyi kim bilebilir? Özelliklerini, hiç kimse bilemez. PCR yöntemini bulan kişi bunu söylüyor, diyor ki; “PCR yöntemi ile hastalıkların teşhisi konulmaz. Bunu yaparsanız, en büyük hatayı yaparsınız. Çünkü hangi hastalığı arıyorsanız o döngü  sayısını arttırarak, yükselterek, çoğaltarak o hastalığı bulursunuz zaten” diyor. Döngü sayısı ne kadar fazla olursa hastalığın izine rastlama şansınız da o kadar yüksek olur. Yanlışlıklar komedyası böyle başladı. Böylece gerçekte hasta olan, olmayan herkeste PCR sonucu pozitif çıkmaya başladı.

‘VİRÜS CANLI BİR ORTAM İÇİNDE YAŞAR’

Dikkatinizi çekeceğim, Dünya Sağlık Örgütü’nün başındaki kişi hekim değil düşünebiliyor musunuz? Yani şimdi burada avukatlarımız var hukuk kurumu var, onun başındaki kişi avukat değil. Böyle bir şey olabilir mi? Bizde oluyor işte, Dünya Sağlık Örgütü’nün başındaki kişi biyolog, hekim değil.

Peki DSÖ ne yaptı? İlan etti, dedi ki Mart 2020'de böyle bir pandemi var, en önemli test yöntemi de bu bir anda her yerde PCR yöntemi. Ellerinde hazırmış zaten hepsi hazırmış, çat diye çıkmaya başladı. Türkiye'ye de geldi herkese yapıldı. Her gün vakalar bildirildi, bilmem ne bildirildi, sonra ne oldu? Televizyonları seyrediyorduk değil mi? Hepimiz düşen yamulan hoplayan zıplayan ölen kişiler görmeye başladık. Allah, Allah! Bu nasıl bir virüs ya? Beyni de mi tutuyor acaba? O kadar korkunç bir virüs ki, ama bu görüntüler tüm dünyaya servis edildi sadece ülkemizde değil. Şimdi hocamız söyledi virüsler canlı bir ortam olmadan yaşayamazlar. Şimdi düşünelim yüzeyden bulaşıyor değil mi, e nasıl yaşayacak yüzeyde, yüzey canlı mı? Değil, hayır, anında ölür (yaşayan bakteridir) virüs yaşamaz, anında ölür, duramaz. Bakın bu söylediğim tüm virüsler için geçerli, virüs canlı bir ortam içinde yaşamalı. Burada da kandırdılar bizi. Allah, dezenfektanlar! bilmem neler, hep beraber elimizi soyulana kadar yıkadık, sonra ne oldu? Sarılmayın! Dokunmayın! Geçer! İnsanlar birbirlerinden uzaklaştırıldı. Böyle bir virüs değil bu nerede ceketimde mi yaşayacak benim? Mümkün mü böyle bir şey? Kucaklaşmayın! maske takın!..

BOŞ YERE MASKE TAKMAYIN KENDİ KARBONDİOKSİDİNİZİ SOLUYORSUNUZ!

Bakıyorum şimdi burada bir sürü cerrah arkadaşımız var maske takmışlar. Koruyuculuğu var mı? Sıfır! Zararı var mı? Evet zararı var! Bakın şurada koruyuculuğu olmadığına dair pek çok makale, bunu sizin için getirdim. Ama hepsi İngilizce maalesef, Türkiye'de hiç bir veri-yayın yok ki. Yüzde sıfır hiç boş yere maske takmayın, kendi karbondioksitinizi soluyorsunuz. Hele bak bazı arkadaşlarımız ne yapıyor? Maskeyi çıkartıyor cebine koyuyor bir süre sonra tekrar takıyor.  Allah, zaten maskede olmayan mikrop yok, zaten virüs dışında. Virüs yaşayamaz çünkü!

‘ÖNCE İNSANA SAYGI GEREKİR’

PCR testi bir anda yaygınlaştı, herkes ölmeye başladı. İşte neden öldüler Covit’ten öldüler! Tedavisi yok, şu yok, bu yok! Halbuki bakın bugün itibariyle 300 tane Covid hastam var benim. Bunların hiçbirinde ben PCR yöntemini tanı yöntemi olarak kullanmadım, buyurun; 300’ü de yaşıyor. Hiçbir şekilde, bunları övünmek için söylemiyorum. Benim gibi düşünen pek çok hekim arkadaşım var. Biraz önce konuşmamın başında da şunu söyledim, ben çok incindim bu şeyde diye çünkü benim gibi düşünüp de öne çıkmaktan korkan bir sürü hekim arkadaşım var benim. Ya neden korkacaksınız? Bu benim mesleğim, sizin mesleğiniz bu, yaptığınızı söyleyeceksiniz. Şimdi İbrahim Hoca burada ona inanıyor. Ben şimdi ona kızabilir miyim? Olabilir mi öyle bir şey? O onu cesaretle söylüyor, televizyonlarda açıyorsunuz bas bas bağırıyorlar. Bir tanesi çıkıyor diyor ki çok özür diliyorum 'Köpekler gibi aşılanacaksınız' diyor bir tanesi diyor ki 'Enjektör fırlatıcam' diyor, aşı için diyor. Biraz önce hekimlik andını söyledim size, önce insana saygı gerekir hekimlikte. Siz üstün değilsiniz, ben üstün değilim sizden. Böyle bir şey olabilir mi ya? Ama bunların hepsi değişti, bir haşa Allah'ın emri gibi. Böyle bir şey olabilir mi? Düşüneceğiz, akledeceğiz. Sonra ne oldu? Bir şey daha çıktı ortaya; akciğerlerin görüntüleme yöntemi olarak en iyi yöntem hangisidir? Bilgisayarlı tomografidir! Pandemiye kadar kimsenin tomografiden pek haberi yoktu, pandemi ile birlikte herkes tomografinin ne olduğunu anladı. 

‘HASTAYI DİNLEYİP MUAYENE EDECEĞİZ’

Hemen ateşiniz mi var? PCR, tomografi... PCR negatif mi? Tomografi... Ne çıkacak? “Buzlu cam görüntüsü”. Ben size bir şey söyleyeyim mi, buzlu cam görüntüsü akciğer tomografilerinde en sık görülen bulgulardan biridir. Sadece Covid’den değil, sadece Covid’de görülmez. Bakın şu Covid’e bağlı akciğer tutulumu, bu da grib virüsüne bağlı akciğer tutulumu. Birebir aynıdır. Peki o  zaman biz tanıyı nasıl koyacağız, nasıl koyacağız biliyor musunuz? Afedersiniz tırnak içinde söylüyorum “Hastayı adam yerine koyup dinleyeceğiz”, hastayı adam yerine koyup muayene edeceğiz, böyle durmayacağız, bana bulaşır diye bir hekim korkar mı ya mikroptan? Böyle bir şey olabilir mi? Siz savaşa gidiyorsunuz, düşman çok güçlü kusura bakma ben geri gidiyorum! Ne yaparlar o adamı, askeri?  Şimdi ben hekimim tabii ki koruyacağım kendimi. Eğer ben inanıyorsan maskenin koruyuculuğuna… İnanmıyorsam maske takmam, maske takıyor muyum? Asistanım burada, takmıyorum! Covid oldum mu? Hayır!

‘PCR TESTİ İLE TEŞHİS KONULMAZ’

Hemen tedaviye başlıyorum. Elimde kan değerleri genelde hepsinin elinde oluyor zaten, kan değeri, tomografisi, ondan sonra hepsine bakıyoruz ama bakın tekrar altını çiziyorum Covid PCR testi yöntemi ile değildir. PCR testi yöntemi ile teşhis konulmaz. Yüzbinlerce hastalık için söylüyorum. Çünkü genetik analizler için üretilmiş bir yöntemdir, ikincisi tomografi. Hani çok tipik deniliyor ya, buzlu cam görüntüsü, değil. Biraz önce de söyledim tomografi ile de konulmaz. Muayene ile ve hastayı dinleme ile konulur.

‘BİR DİĞER KONU İSE MASKE’

Biraz önce söyledik isteyen takar istemeyen takmaz, bizim insanlarımızı niye zorluyorsunuz? Maske tak diye neden zorluyorsunuz? Uçağa biniyorsunuz değil mi, havaalanında sosyal mesafeyi koruyun, uçağa bir biniyorsunuz sosyal mesafe filan kalkmış, hepiniz yan yana oturuyorsunuz. Maske takmak zorundasınız. Eğer yemek yiyecekseniz siz yerken yanınızdaki maskesini çıkarmayacak, aynı anda yemek yemeyeceksiniz. Afedersiniz dalga mı geçiyorsunuz ya? Dışarıda olmayan virüs uçakta mı var? Ya da dışarıda olan virüs uçakta yok mu? Turizm sezonu oldu bir sürü insan Bodrum'a Antalya'ya Marmaris'e her yere gitti. Ne oldu, virüs orada çıktı mı, arttı mı? Yok. Camiye gidiyorsunuz ama maskesiz almıyorlar, ya oradan çıkmıyormuş.

‘FAVİPİRAVİR’ BU İLAÇ YÜZÜNDEN ÇOK İNSANIMIZI KAYBETTİK!’

Şimdi o ilaç elinize geldiyse lütfen önce son kullanım tarihine bakın o etikete güvenmeyin bir de ilacın içindeki tarihe bakın ve prospektüsünü okuyun. Bu prospektüste ne yazıyor. Bu ilaç yüzünden biz pek çok insanımızı kaybettik. Ve tek bıraktıkları ilaç buydu. Dünyada pek çok yerde kullanıldığını söylüyorlar dimi. Halbuki sadece 3 ülkede kullanıldı. Avrupa birliği ülkelerinde kullanılmadı, Amerika’da kullanılmadı. Japonya sadece ilk çalışmayı yapan ülkedir ama sonrasında kullanmadı. 3 ülke kullandı; Türkiye, Macaristan, Moğolistan.  Bakın  Koç Üniversitesi’nde meslektaşlarımız bunun  makalesini yayınladılar. Dediler ki; bakın 4 ay önce bir iki hafta önce değil, hani itiraf edildi ya bu işe yaramıyormuş ama zararsızmış filan gibi. Yani bunu yapıyorsunuz bari çıkın özür dileyin. Özür dilemeniz yeter mi? Yetmez. Ben bunun bilerek yapan meslektaşlarımı affetmiyorum. Bilmeden yapan hekimlere bir şey demiyorum. Ama araştırmıyorlar bilgilerini tazelemiyorlar. Zararsız dimi. Dünyanın pek çok ülkesinde kullanıldı dimi. Amerika’da birinci kullanılan ilaç denildi, alakası yok!

‘ŞU ANDA REMDESEVİR KULLANILMIYOR’

Bir de Remdesevir diye bir ilaç çıktı duydunuz mu hiç? Hatta Türkiye’de ekonomik durumu çok iyi olanlar Amerika’dan getirdiler. Sonra ne oldu peki. Yüzde 25 ölüm! Ve şu anda Remdesevir kullanılmıyor. Şimdi “Molnipiravir” tamamen duygusal! O gelecek, onu deneyeceğiz! Onu bedava dağıtacağız! Favipiravirin aynısı genetik olarak! Burada pek ayrıntısına giremeyeceğim. Çünkü insanlar sahte umudun peşinden koşturuluyorlar. Şimdi çok zararsız! ilacın prospektüs bilgisini okuyorum size.

Favipiravir; Bu ilaç ek izlemeye tabidir, Çok güvenli ya! Yeni güvenlik bilgisinin hızlı belirlenmesini sağlayacaktır. Ne olduğu belli değil! Ben bu ilacı hayatımda yazdım mı? Asla! Bu ilacın yeri ne?

Grip virüsünün tedavisinde belli başlı ilaçlar vardır. Antiviral dediğimiz. Onlara etki göstermediği durumlarda ikincil olarak kullanılabilir. Öyle bir ilaç bu. Covid ile ilişkisi var mı?  Sıfır! Peki bakın, şimdi etrafınızda görüyorsunuz. Benim asistanım da, oğlu da Covid oldu. Çok yakinen tanıdığım yakınlarından da Covid olanlar size ne yaptılar diye sordum. Filyasyon ekibi geldi bu ilaçları verdi ve evinde kal dedi. Başka ne dediler? Bişey demediler! Peki size sordular mı? Gebe misiniz, hasta mısınız kaç yaşındasınız, bir sorununuz var mı? Hayır, sormadılar! Gebelik şüpheniz veya çocuk yapma potansiyeliniz var ise bu ilacı kullanmadan önce gebelik durumunun negatif olduğunuzdan emin olunuz. Kaç kişiye söylediler? Sıfır!  Erkekler için de önemli bu Gencecik bir insan. Yeni evlenmiş bu ilacı kullandı daha sonra çocuk sahibi olamadı. Ne olacak? Ee yanlışlık olmuş diyecekler! Affeder misiniz böyle bir yanlışlığı! Prospektüs bilgisi başka bir şey okumuyorum. Tedaviden önce bu ilacın kullanımı doktorunuz tarafından değerlendirilecektir. Soruyorum şimdi hangi doktorunuz tarafından değerlendirildi? Veya tedavi bittikten sonraki 7 gün süresince en etkili doğum kontrol hapı kullanılmalı veya gebe kadınlarla ilişkiye girilmemeli çünkü sperm içerisine dağılır. Kime söylendi bu. Ne olacak şimdi sakat çocuklar doğarsa ya da düşük olursa? Pardon ufak bir hata yapmışız! Zararsız! Bakın ne kadar zararsız dimi? Hayat boyunca çocuk sahibi olamıyorsunuz! O kadar zararsız ki! Hiç zararı yok! Ama biz ne yaptık bunu leblebi gibi insanlara dağıttık! Bana hastalar sordu hocam ne palım? Bence kullanmayın ben tavsiye etmiyorum! Bir kısmı dinlemedi devam etti. Dedi ki devletimiz veriyor biz devletimize biat eden insanlarız, devletimize saygıda kusur etmeyiz. Ama bu süreçte maalesef bu güven de kaybolmaya başlıyor. Dikkatli olacaksınız. Bebek de aynı şekilde. 65 yaş üstünde aynı şekilde. Demek ki burada hatalar silsilesi devam etti.

‘AŞI KARŞITI DEĞİLİM, ORTADA AŞI YOK’

Eveeet şimdi gelelim aşının faydalarına! Bunları söylerken kendi görüşümü belirtiyorum. Diyorlar ki; Hoca aşı karşıtı! Hayatımda bunları duydum bu kadar iğrenç suçlama duymadım. “Aşı karşıtı” Bu ne demek ya! Aşı karşıtı değilim ben. Çünkü ortada aşı yok.  Biraz önce hocamız söyledi. MRNA nerde kullanıldı. Kanser araştırmasında. Ama hocamız şunu söylemedi; O deney hayvanlarının hepsi öldü biliyor musunuz. MRNA kullanılan! Şimdi onun üzerine aşı yapıyorlar. O konuya girmeye vakit kalmadı. Onları anlatsam heralde bu gece gözlerinize uyku girmez. 2 Mayıs 2017 tarihinde DSÖ ile bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmada ne diyor; DSÖ ofisinin belirlediği kişiler söz ve eylemlerinden ötürü asla yargılanmayacak! Bilim kurulu üyelerini kim seçti. Hangi üstün hizmeti yaptınız da bilim kurulu üyesi oldunuz. Birşey mi buldunuz.  Ben onların bir çoğunu tanıyorum. Ben tekrar hekimlik andına dönüyorum. “Görevimle hastam arasına yaş, hastalık, ya da engellilik, inanç, cinsiyet, etnik köken, milliyet, politik düşünce, ırk cinsel yönelim toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin girmesine izin vermeyeceğime”… Hükümetin görüşünde olabilir olmayabilir onun kendi düşüncesidir. Ama gerçek bir bilim adamı nesnelliğini benim nezdimde sağlayamadılar. Toplanıyorlar, biri birşey söylüyor, başkası birşey söylüyor. Şimdi tek çözüm aşı diye öneriyorlar. Dünyada en çok Covid vakalarının görüldüğü ülkeler en çok aşı yapılan ülkeler! E o zaman bu aşı siz  koruyabiliyor mu? Bir yıl önceki verilere bakın. Bir yıl önce aşı var mıydı Türkiye’de?  Ocak 2021 yılında ilk Sinovac geldi,  sağlık bakanı kendisi oldu. 2021 Mart ayında Biontek aşısı geldi. Yani en sonki verilere baktığınız zaman bakın 18 yaş üzerindeki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları sizce yüzde kaçı 2 doz aşı olmuştur, yüzde 80’i. Hala kontrol altına alınamıyor! Şimdi 3. Doz! Mu varyantı!  Şimdi akledelim; Grip aşısını biz her yıl yenileyerek tavsiye ederdik dimi! Neden çünkü kendini değiştiriyor. Bu sürekli kendini değiştirdi, İlk tipini hatırlamıyoruz bile! E bu aşılar o tipe göre hazırlandı. Buna da mı etkili!  Uğur Şahin diyor ki: “Hiç merak etmeyin 12 hafta içinde bu varyanta etkili aşı geliştiririz”. Hangi çalışmayı ne zaman yaptın? 6 yıl geçmesi lazım en az bu çalışmalar için. Olmak isteyen aşı olur. Ama olmak istemeyeni niye zorluyorsunuz. Neden haklarını kısıtlıyorsunuz? Uçağa binemezsin, üniversiteye gidemezsin, oraya buraya gidemezsin! Buna hakkınız yok.

KOCAELİ HALK GAZETESİ ORTAYA ÇIKARDI: YOĞUN BAKIMLARDA YATANLAR AŞILI HASTALAR

HASTALARIN % 80'İ AŞILI

Tüm dünyada DSÖ direktifleri ile yürütülen Pandemi sürecine bilim adamları ve halklardan çeşitli itirazlar ve tepkiler de gelirken sağlık bakanlıkları ve hastane başhekimleri tarafından aylardan beri covit nedeniyle yoğun bakımlarda yatanların tamamına yakınının aşısız hastalar olduğuna dair açıklamalar da asılsız çıktı. Kocaeli Halk Gazetesi'nin yayınladığı 30.08.2021 tarihli " Gebze Fatih Devlet Hastanesi Covit 19 Yatan Hastalar Ayrıntılı Listesi" yoğun bakımlarda yatan covit hastalarının ekserisinin aşılı hastalar olduğunu ortaya çıkardı.

KADIOĞLU "35 HASTANIN 33'Ü AŞISIZ" DEMİŞTİ

Gebze Sağlık Müdürü Dr İlhan Kadıoğlu 21.8.2021 tarihinde Star Kocaeli Gazetesinde yayınlanan "Aşı karşıtlarına İlçe Sağlık Müdürü Kadıoğlu'ndan sert uyarı" başlıklı haberde yer alan açıklamasında  "Aşı yaptırmayanlar, kul hakkına giriyor" dedi. Kadıoğlu "Şu anda Gebze’de yaklaşık 300.000 kişi aşı oldu, aşı olduktan sonra ölen de yok, kalp krizi geçiren de yok. Ama aşı olmadığı halde Yoğun bakımda yatan yüzlerce hasta var! Gebze Fatih Devlet Hastanesinde yoğun bakımda yatan 35 hastanın, 33 tanesi aşı olmayan hastalar! Konuşabilen hastalar ve yakınları aşı olmadıkları için o kadar pişmanlar ki! Lütfen bilmediğiniz konularda ahkam kesmeyin! İnsanları yanlış yönlendirmeyin! Çok büyük Kul hakkına giriyorsunuz!" dedi.

KOCAELİ HALK GAZETESİ KADIOĞLU'NUN HALKA YALAN SÖYLEDİĞİNİ BELGESİ İLE ORTAYA KOYDU

Kadıoğlu'nun covit servisinde 35 yoğun bakım hastasının 33'ünün aşısız olduğunu söylediği Gebze Fatih Devlet Hastanesinin yoğun bakım servisinde 18 hastanın covitten yattığı 14'ünün aşılı olduğu, 4'ünün aşısız olduğu ortaya çıktı. Kocaeli Halk Gazetesi'nin ortaya çıkardığı belgede Gebze Fatih Devlet Hastanesinin covit servisinde 66 hastanın yattığı bunların 43'ünün aşılı 23'ünün aşısız olduğu görülüyor. Covit servisinde yatan hastaların % 35'i aşısız % 65'i aşılı olurken, yoğun bakımda yatan 18 hastanın 14'ü aşılı 4'ü aşısız olup yoğun bakımda yatma oranı ise % 78'i aşılı % 22'si aşısız çıktı. Yoğun bakım hastalarının 5'i ise entübe hastalar. Entübe hastaların 4'ü aşılı 1'i aşısız olup % 80'inin aşılı % 20'sinin aşısız olduğu ortaya çıktı. Böylece aşılı hastaların Corona nedeniyle % 65'i hastanede yatarken yoğun bakıma düşme oranı % 78 ve entübe oranı ise % 80 oldu.

KADIOĞLU HALKA YALAN MI SÖYLEDİ HABERİMİZE CEVAP GELMEDİ

Türkiye'de ilk defa Kocaeli Halk Gazetesi'nin yayınladığı covit servisi yatan hastalar ayrıntılı listesi tüm ezberleri bozarken Gebze Sağlık Müdürü Dr.İlhan Kadıoğlu'nun halka açıkladığı verilerle ilgili aynı hastaneden aynı haftayı gösteren hasta verileri arasındaki çelişkiyi gündeme getirip GEBZE SAĞLIK MÜDÜRÜ İLHAN KADIOĞLU HALKA YALAN MI SÖYLEDİ haberimize cevap gelmedi.

HABERİMİZ SONRASI YOĞUN BAKIM AŞISIZ HASTA ORANLARI % 98'DEN % 51'E ÇEKİLDİ

Öte yandan Kocaeli Halk Gazetesi'nin yayınladığı ve yalanlanamayan 6 Eylül 2021 tarihli 20:45 saatinde yayınlanan haber ve belgeden hemen sonra 7 Eylül 2021 tarihinde sabah 08:37 saatinde TRT haber sitesinde "Yoğun bakımda yatanların yüzde 51'inden fazlası aşısız" başlıklı haberde "Türk Yoğun Bakım Derneği, Türkiye’deki 60 yoğun bakım ünitesinde 952 koronavirüs hastası ile ilgili aşı araştırması yaptı. Buna göre, yoğun bakımda yatan hastaların yüzde 51,4'ünün hiç aşı yaptırmadığı tespit edildi." denildi.

SON VERİLER

YOĞUN BAKIMLAR BİONTECH’Lİ HASTA DOLU

Kocaeli Halk Gazetesi’nin ulaştığı yetkililer son dönemde yoğun bakımlarda yatan hastaların çoğunluğunun Biontech’li hastalar olduğunu belirtti.

Gebze Fatih Devlet Hastanesi COVID-19’dan yatan hastaların ayrıntılı listesi 30.08.2021 tarihli

(Listede isimleri ve TC kimlik numaralarını vermedik)

18 Ara 2021 - 11:07 - Gündem



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Izmitli - Serhat hoca çok güzel anlatmış daha ne desin tabi anlayana ama ne çare saat başı korku pompalanıyor millet araştırmacı değil tüm dünyada aynı konu aşı diye çıkarılan sıvıların içeriğini bilen yada açıklayan var mı alel acele çıkarılmış bir sıvı denekleri yapılmamış ama iş başka dünya ya sıfırlama dijital yeni dünya düzenine geçiş için korku gerekti onu sahneye koydu sözde üst akıl denen siyonist aileler ALLAH oyunlarını başlarına yıksın

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 18 Aralık 21:04

Kocaeli Markaları

Kocaeli Halk Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (541) 450 76 90
Reklam bilgi