Bu kentin bürokratları ve gazetecileri biraz daha açsın kulaklarını derim!

Kocaeli benim doğup büyüdüğüm şehir. Ömrü hayatımda tarafıma bir kez dava açılmışlığı, adliye kapısının önünden geçmişliğim yoktu 2015'e kadar.

Ne zamanki Kocaeli’de sağlık müdürlüğü tarafından halka zarar verildiğini gördüğüm bir ambulans ihalesi yapıldı, o gün bugündür AKP iktidarına yapmadığım eleştiri, etmediğim söz kalmadı.

Seçimleri beklemiyorum bile, ben bu iktidar partisinin politikalarına halkın güveninin ciddi manada kırıldığına inanıyorum.

Diğer siyasi partilerde bir miktar geriye gidiş var  ancak hiçbirinin döneminde bu kadar eleştirilerin arttığı, yolsuzluk, ihaleye fesat, 5’li çete söylemleri, bazıları için milyarca dolarlarla ifade edilen ve dillendirilen servet söylemeleri hatırlamıyorum.

Halkın nabzına göre bu kadar şerbet dağıtan, kendi içindeki sıkıntılı siyasetçi ve bürokratları ayyuka çıkıp, kamuoyunda tepki olmadan görevden almayan bir siyasi yaklaşıma sahip parti de tanımıyorum.

Melih Gökçek’in Paris belediye başkanı olduğunu bir hayal edin! Kendisine yapılan eleştirilerin Fransa’da nasıl bir etki yaratacağını düşünebiliyor musunuz?

Özellikle Hüseyin Aksoy’un valilik yaptığı dönemde arttı tarafıma açılan bu davalar. Bugüne kadar hiçbir vali, Şenol Ergüney, Hasan Aydınlık gibi insanlarla tek kelime konuşmuşluğum olmadığını da belirtmek isterim.

Bu zat zerre kadar sorunların üstüne gitmedi benim nazarımda. Kendisinin emrindeki bazı bürokratların yaptığı hataların ardı arkası kesilmedi. Trabzon lobisi ve bazı yerlerden desteklendiği söylenen Aksoy ile Seddar Yavuz arasında benim nazarımda fark yok.

İkisi de suça göz yuman, devletin valisi olarak siyasete yakın gözüken, son derece başarısız valiler.

Seddar efendi belki Vali Aksoy’u Ekrem İmamoğlu’nun teyzesi oğlu, o sebeple CHP Kocaeli tarafından fazla eleştirilmediğini, hatta hafiften desteklendiğini filan düşünebilir!  Öyle dahi olsa AKP iktidarı boyunca kente gelen valiler halk tarafından yakinen gözlemleniyor. Bana göre çok benzer davranışlar sergileyen Kocaeli Valileri benim kendilerine ettiğim sözleri emin olun hiçbir basın mensubundan da duymamışlardır!

Hele Kocaeli AKP milletvekilleri başta olmak üzere Kocaeli siyasetinin üstündeki ölü toprağı serili sanki! Yıllardır suskunlukları gözlerden kaçmıyor. UYUŞTURUCU, trafik kazaları, İŞ KAZALARI, kanser birçok konuda kaç tane milletvekilinin bu ilin çocuklarının ne çektiği ile ilgili bir söz ettikleri duyulur?

Hele bazı kurumlardaki bürokratlar tam anlamıyla facia. Sağlıktan adliyeye, valilikten kaymakamlıklara, emniyetten belediyelere yaptığım eleştirilere kimseden çıt yok uzun zamandır.

Bu kentin valileri de facia. Suça göz yuman valiler oldukça bu kentte bir ilerleme beklenemez, siyasilere samimi pozlar vermekten çekinmeyen valileri geçtim memurların bile paylaşımlarına kimse ne oluyor demez mi Kocaeli'de!

O zaman çıkın kurumların başına biz şu partiyi desteliyoruz diye yazın, halkta ona göre karar versin!

AKP iktidarı kadar yanlış politikaları olan bir iktidar görmedi bu ülke. Kocaeli Adliyesi’yle ilgili dünya kadar eleştirim var, sebepleri belli!

Türkiye’de savcı hakim yanlış yapmaz diye birşey yok. Yapar, yapmışlardır da! Sadece FETÖ’den ihraç edilen hakim, savcıları da kastetmem.

Ülkemizdeki en büyük sıkıntı HESAP SORULAMAMASIDIR. Günümüzde vali yanlış yapıyor, hakimi, savcısı, sağlık müdürü, adli tabibi yanlış yapıyor, eeee AKP’nin gitmesini mi bekleyeceğiz hesap sormak için?

Türkiye’de iktidarı elinde bulunduran güce hesap sorulamaması yeni de değil, uzun yıllardır var diye düşünüyorum, en az 50 senedir.

Demokrasi bu değil bana göre. Kimse yanlış yapan, hesap sorulmalı, yaptığı hatanın bedelini ödemeli. Peki durum böyle mi sizce?

Geçen bir haber yazdım Fatma Kaplan Hürriyet’le ilgili, ertesi gün sağ olsun Kocaeli yerel basını dikkate almış, onlar da birtakım hususlara dikkat ederek aynı yolla ilgili haber yapmışlar.

Gecenin saat birinde Twitter dıt dıt etti. İHA’da görevli olduğunu söyleyen bir arkadaş bu yazıyla ilgili cümleler sarf etmiş, yazdım, ertesi gün konuştuk, beni tanıdığını söyledi, bende dedim bir sürü trol var onlardan biri sandım madem tanıyorsun ara söyle derdini, ben kimsenin hakkını yemem, varsa bir yanlışlık maddi manevi düzeltirim dedim. Malum ben düşmanlarıma benzemem, yanlış yaparsam üstüne zeytinyağı döküp tepinmem de yüzeyinde.

Bu haberle ilgili maşallah yerel basınımızın değerli kalemlerinden bazıları yok dev aynası, yok bir ton eleştiri sıralamışlar sağ olsunlar da yahu Allah’tan korkun, yıllardır Kocaeli yerel basını üstünde güç oluşturmaya çalışanlarına neler dediğimi fark etmediyseniz, bunların yaptığı hareketlerin basını geriye götürdüğünü duymadıysanız ne diyeyim sizlere!

Büyükşehir Belediye Başkanı adaylığım sürecinde yaptığım basın açıklamasında her ilçeye basının rahat çalışması için birimler kuracağım sözünün altında basını belediyelerin reklam anlayışı çerçevesinin dışına çıkarmak istediğimi de hadi anlayamadınız, yıllardır gösterdiğim dostane yaklaşımımı da mı anlayamadınız!

Beni Hasan gibilerin eteğinin dibine oturan, cemaatleri desteleyen basın mensuplarıyla karıştırmayın. İki senedir gazetecilik yapmamın sebebi maddi sebepler değil, Kocaeli’de engelli bir kıza yapılan ağza alınmayacak olayları yazan birini 26 gün cezaevinde tutulurken kent basınını ne hale geldiğini duymamdandır.

Basın mensubu 2 metrelik boyu, kuzu gibi yüreği olan arkadaşa, milletvekilinin çiftliğinde haber yapamaya giden basın mensubuna  saldırıldığında da, Ses Kocaeli Gazetesi yeni kurulduğunda camlarının kurşunladığında da Kocaeli Milletvekili Adayı olduğumda da kentteki basının halini gördüm analiz ettim, desteklemek için kaç sene ne kadar yorum yaptığımı, trollerin nasıl saldırırken nasıl bir mücadele verdiğimide mi göremedini?

Yandaş medya ağzını AKP’ye, kentte istediği gibi rahat hareket ederken halk kime ne yazdığımızı fazla fazla görüyor! İki gazetecinin baş başa verip nasıl mücadele ettiğini ve gazete kurduğunu da, bazı yandaş olmayan basını  itibarsızlaştırmak için neler yapıldığını da, ne mücadelelerin verdiklerini de, Bulvarda oturan kadın gazeteciye de, hakarete uğrayan kadın muhabiri de neler olduğunu kimin ne dediğini de iyi hatırlayan biri olarak, KOGACE’de basın açıklamamda Tahir Büyükakın’ın ve bazı bürokratların adı geçti diye hiçbir gazetede yer almadığını da gördüm.

Bugün KOÜ gazetecilik bölümünden yüzlerce mezunun gazetecilik yapmadığını, iş ararken ne sıkıntılar çektiğini dile getirmekten uzak kent basınını, basın üzerinde adeta  ekonomik olarak baskı tutan unsurları da, KOTO Başkanı Necmi efendinin 250 liralık reklam konusunda bazı basın mensuplarından  şikayetçi olurken yıllarca KOTO’nun dağıttığı yüzbinlerce liralık reklam haberlerini de, kendisini aradığımda ben Kocaeli Halk Gazetesini tanımıyorum diyenleri de duydum Yüksel efendi.

Kocaeli yerel basının 30 yıl önceki halinden eser bırakmayanları,  basını güçlendirmemek, tabiri caizse ele geçirmek için ne filmlerin döndüğünü de, Türkçe olimpiyatlarına destek verdiğini gizlerken basını, gazetecileri parayla satın alınabilecekler olarak gören iş adamlarını da gördüm!

İki çocuğunu okutmak için mücadele eden 500 derecelik fabrikada çalışmak zorunda kalan onuruyla mücadele eden, kalemini satmayan gazeteciler varken  bazı meslektaşlarımızın çıkar için ne yandaşça tutum ve tavırlara giderlerini,  ne operasyonlara ortak olduklarına da şahit oldum.

Hiç kimseye, gazeteci kimliğine bu şekilde olumsuz düşüncelere sahip olan ya da davrananlar gibi olmadım, aksine hep karşılarında oldum.

Tabi siz değerli bazı gazeteciler bunları sanki hiç bilmezmiş gibi adamların planlarına alet olmayı tercih ettiniz, utanmadınız hiç!

Kocaeli Basını dibi görürken çıkıp diyemediniz BASININ üstünde istediğiniz emelleri gerçekleştiremezsiniz diye. Ben sizler gibi başarılı bir gazeteci olduğumu iddia etmedim, gazetecilik okulu da okumadım, bu okulu okuyan birçok arkadaşımızdan çok şey de öğrendim ama gazetecilik mesleğini asla ayaklar altına da aldırmadım, rezilde etmedim.

Arkamdan bazı dünün Fethullahçıları gibi iş çevirip yok akli melekeleri şöyleymiş böyleymiş de demedim, KOSADER adlı derneğe hiç destek de vermedim bazı basın mensupları gibi.

Demem o ki kendimizi dev aynasında filan görmeyiz, şuyduk buyduk diye elimize kamerayı alıp haber peşinde koşmamazlık etmediğimiz de olmadı, belediyenin verdiği basın kartını da almadım kullanmam!

Kocaeli’de yanımıza gelip şu derdim var diyen bir vatandaşa sırtımızı da dönmeyiz. Bildiğim kadarıyla herhangi düzenli bir reklam geliri, Basın İlan Kurumundan ya da belediyelerden bir reklam geliri de yok gazetemizin. Para pul işleri, rakı balık işleri, film fırıldak işlerinden de anlamayız.

Bugüne kadar Kocaeli Basınını ayrıştırmaya çalışan bazı güç odaklarına karşı hep dik olalım dedikçe içimizden bazıları çıkarları için bu duruşu sergileyemedi, sittin sene de sergileyemeyecek gibi!

O omurgası eğriler çıkıp diyebilir mi yahu siz Kocaeli’de halkın yenen hakkını o kadar savundunuz, Taşocağından Kocaeli halkının milyonlarca lirası havaya uçtu biz de yazdık, bürokraside o kadar Fettullahçılıkla ilintili isimleri yazıyorsunuz bizde yazarız diyebilirler mi? Bugüne kadar size hiç soru sormadım bu konularda, bundan sonra hep soracağım hiç merak etmeyin, omurganızdaki eğriliği daha iyi hissedeceğinize emin olabilirsiniz!

Kocaeli Halk Gazetesi kurulduğundan beri pek ağzımı açıp söylemedim, içten ve dıştan yapılmak istenen girişimleri. Malum sadece biz değil halkımızda görüyordur bazı yaşanan durumları.

Peki Kocaelili gazetecilere bir soru benden,  çok biliyor yazıyor ya bazı yazarlarımız o bakımdan sormuyorumdum? Sizce bunca haberimize ilgililerinden en ufak cevap dahi gelmezken sizlerden bazılarının bu isimlerim yanına kadar girdiği ya da telefonla görüştüğü söylenirken, bizim kadar haber kaynakları sorgulanan, araştırılan kaç gazete var dersiniz?

Ya da sizce bizlere yapıldığını düşündüğüm baskının acaba siz yüzde birini görseniz gözleriniz kaç santim büyür az bir düşünün demek de fayda görürüm.

Demem o ki benim gazetecilikteki tek iddiam Kocaeli Halkının yanında, doğru, tarafsız haber verme anlayışı. Halkın çektiği sıkıntılarda yalnız olmadıklarını göstermek. Vatandaşın gazetelere gidip gidip derdini duyuramadığını görmek değil, vatandaşın basına güveninin artması, hesap sormak isteyene destek olmak, haksızlıklara karşı omurgasızca değil omurgası dimdik karşı durabilmektir.

AKP’li Fikri Işık’ın 47 milyon Euro’yu yerli araba projesinde nereye harcadığını defalarca soran Tanzer efendi,  özel hastanenin kapısında ölen vatandaşı defalarca dile getiren Yılmaz, Belediyelerin Sayıştay raporlarını halka duyuran Uğur ve Sebahattin, yıllarca ulusal basında yazdıklarıyla  tarihe not düşen Emrah gibi başarılı gazeteciler de var, yazılarıyla ne düzeyde gazetecilik sergiledikleri belli olmayan, yandaşlık yapmaktan çekinmeyenler ya da çekinceleri ve çıkarları  doğrultusunda yazanlarda var bu işte!

Halk olan biteni görür, yaşananları iyi analiz eder. O sebepten değil mi bugün okunurluğumuz ve bu kadar baskı altında olmamız, hee ne dersiniz?

Kocaeli’de basın olan biteni daha çok yazarsa vatandaş da elbette daha çok bilgilenecektir, tüm gayem de budur.

Allah büyüktür diyerek sözlerimi tamamlarken, KOGACE Başkanı Cemal abiyi sever, sayarım. Rahmetli gazeteci Barbaros Tantan kent basını için değerli isimlerden biridir, anmadan geçmek istemem. Yine başarılı bulduğum köşe yazarlarından Kamil Çöpür, Raif Kandemir, Fahri Örengül’ü anmadan geçmek istemem.

Bizi eleştiren gazeteciler olabilir buna sözüm yok, lakin halkın sesi olmaya çalışan gazete ve dev aynası yaklaşımı bile ne düzeyde uyumsuz geliyor kulağa onu da vurgulamak da yarar görürüm.

Anket yapalım, halkımıza soralım, vatandaş kimi daha samimi buluyor, kimi burnu havada buluyor, kimi kendine daha yakın hissediyor diye?

Eğer siz bu konularda daha başarılı çıkın söz benden hepinize döner ekmek (şaka DEĞİL 50 gayme oldu ekmek arası döner de artan et zamlarıyla) artı ben bu işi bırakacağım:)!

Araştırmacı gazeteciliğin önemini bir kez daha vurguluyorum. Bu hususu en çok vurgulayan gazeteci Güngör Arslan’dı.

Seversiniz sevmezsiniz ama bu ilde kurumsal manada gazetecilik örneği sergileyen Arslan’a yapılanları da Kocaeliler unutmuyor! Her ne kadar Güngör Arslan’la ilgili ulusal basın yerel basından daha çok tepki vermiş olsa da bugün Kocaeli’de gelinen nokta basın açısından çok acıdır bana göre!

Öyle rakı balıkla, valiyi överek, sağlık müdüründen bir telefonla muayene için randevu alarak, yeni gelen vali düzeyinde bürokrattan davet beklenerek ya da araba yollanmasını bekleyerek, güce hizmet ederek HALKI savunuyorum diyerek gazetecilik yapanlardan değilim çok şükür.

Kocaeli basınını ele geçirmek isteyenlere de benden bir tavsiye, HER KUŞUN ETİ YENMEZ, İzmit çocuklarının kalemini hafife almaya devam edilecekse benden demesi bu tip davranışlarla, omurgası eğik hareketlerle yakında yüzlerde  gonca güller mi açar yoksa valiliğin gece yanan mor ampülleri gibi mosmor ya da utançlarından kıpkırmızı yüzler mi görülür zaman gösterir demek isterim!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI
# İLİŞKİLİ KONULAR

Yazar Dr. Ersoy Kandemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Güzel - Doğru Söyleyeni , yazanı ,düşüneni dokuz köyden kovarlarmış.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Mayıs 02:07
03

Antilut - @Güzel 02 nolu yoruma cevabı: Allah büyüktür

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Mayıs 10:57
01

Birisi - Unutmayın! Murat Sağlam’ın istifasını anlamak her şeyi anlamak olacaktır.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Mayıs 14:28


Kocaeli Markaları

Kocaeli Halk Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (541) 450 76 90
Reklam bilgi