Gazetecilik ve kentin dalkavuk kalemşorları

Benim aklıma gazeteci deyince Uğur Mumcu gelir, Metin Göktepe gelir, Müyesser Yılmaz gelir, Barış Pehlivan gelir, Yusuf Yavuz, Murat Ağırel , Barış Terkoğlu gelir ama siz gelmezsiniz... 

Gazetemizin haberleri, yorum haberleri ve ortaya çıkarttığı pek çok şaibeli işler sonrası bu kentte bir algı operasyonu başlatıldı...

Onlar gazeteci mi?

Böyle gazetecilik mi olur?

Fatma Kaplan ve CHP ile ilgili eleştirilerimizden dolayı CHP cenahında "Onları AKP finanse ediyor" diyorlarmış.

Hakkımızda açılan kapatma davalarını AKP değil babaları açmış olmalı ki böyle diyorlar.

Yine Melih Gökçek'in açtığı ve yıllardır süründüğümüz mahkemeleri de onların babaları açtı herhalde ki böyle konuşuyorlar.

Bu konuda daha pek çok şey yazılabilir ama bu iftira tabii bize yapışmaz.

Kendilerine bir sormak lazım, ne iş yapıyorsunuz, kimlerle iş bitiriyorsunuz, simsar mısınız yoksa müteahhit misiniz?

Bu takım genelde bizleri sevmez de ondan böyle yazıyorum...

AKP ile gizli işbirliği içinde olan bir grup var, geçmişte bunları uzun uzun yazmıştım.

Adamların tiplerine şöyle bir baksanız, bir de arabalarına şak diye anlarsınız.

Diğer tarafta ise yani iktidar cenahında, önceleri "Fatma Kaplan finanse ediyor" deniyordu ama baktılar ki bu mümkün değil, ne olduğunu anlamaya çalışıyorlar...

Ve bir yandan davalar açılmaya devam ederken diğer yandan kalemşorlar başladılar yazmaya çizmeye...

"Bunlar gazeteci değil, ne zaman gazeteci olmuşlar" gibi atıp tutuyorlar sağda solda...

Ve bu kalemşorlara bir şeyler söylemek lazım elbette...

Namusu ve şerefiyle işini yapan gazeteci arkadaşlarımız alınmasın, sözümüz kendine gazeteci diyen ve efendilerinin emriyle sağa sola çamur atan dalkavuklaradır.

Bir bakalım...Nasıl gazeteci olunur?

Ya da şöyle soralım iyi bir gazeteci nasıl olur?

Bu konuda ahkâm kesen ve yıllardır bu işin içinde dirsek çürüttüğünü söyleyenler var bu kentte.

Son zamanlarda çevreden duyduğum ve hasbelkader bir zavallının yazdığı yazıyı gördüm.

Adını, sanını dahi hiç duymadığım ama 16 yıldır gazetecilik yaptığını iddia eden bu zavallı çocuk gibi pek çoğunun bizleri hakir gördüklerini, kabullenemediklerini görüyorum ki bu benim için bir önem arz etmiyor. 

"Onlar gazeteci mi?" diyormuş, gazeteciliği tarif ediyormuş...

Bak çocuğum, bir işi ne kadar uzun süre yaparsan yap, tarihe kalıcı izler bırakamaz isen, insanların ve tüm canlıların yaşam hakkını savunmaz isen, adaletsizliklerin karşısında mazlumun sesi olmaz isen magazin gazeteciliği dediğimiz sınıftan öte bir adım atamazsın.

Bu kentin tarihinde bir nokta dahi olamazsın.

Bak kardeşim hepimiz geçmişte farklı işler yapmış olabiliriz...

Bir süre dünyaya küsmüş, alkole de düşmüş olabiliriz.

Yaşam bu, pek çok şey gelebilir insanoğlunun başına.

Örneğin ben bir kimyacıyım aslında, laborantım ama gerçek hayatta hiç uğraşmadım o işle...

Ayakkabı boyacılığı ve simitçilik çocukluk mesleğimizdi.

Ama o işleri bile yaparken, daha 10'lu yaşlarda Server Tanilli'nin Uygarlık Tarihi'ni dahi okurduk.

Duydunuz mu hiç bu adamın ismini...

Ey yüksek mertebede oturan gazeteciler, sanmıyorum. Sormak bile hata aslında...

Pazarcılık ve ardından Kabzımallık sonraki işimiz oldu.

Hem Kabzımal, hem Çiftçi olduk ve aradığımız işler, yapmak istediğimiz işler bunlar değildi aslında.

İnsan hayatı çabuk geçiyor ve en azından tarihe bir not düşmek isteyenler için uygun bir yaşam tarzı değil  bu.

Sana bir sır vereyim Hz. İsa da peygamber olmadan önce marangozdu...

Hz. Muhammet ise tüccardı. Çoban olanlar da var, biliyorsundur umarım bunları.

Yalnız hiçbir yerde ve hiçbir zaman ideolojimizden ödün vermedik, insanları sevdik ve bu nedenle pek çok şey kaybettik.

Sistem siyasi ve ideolojik insanların ticaretini bir şekilde engelliyor, zaten bu işlere de bir yere kadar tahammül ediyorsun, çünkü bizim dünyamız orası değil.

Ve gazeteci olmak nasıl bir şeydir, nasıl yapılır diye düşünürken...

Bigman Çakman'la tanıştım, yazılar yazdım çok okundu.

Telefonumla videolar çektim orada okudum yazılarımı seyredildi.

Ama bizim yaptığımız politik gazetecilik ki bunu sistemden beslenenler asla kabul edemez.

Sistemi eleştiren bir gazeteci düzen gazetelerinde çalışamaz.

Ben de bir site kurdum ve tek başıma yıllardır kentle ve ülkeyle ilgili haberler yapıyorum, videolar çekiyorum.

Elimde avucumda ne varsa bu yolda harcadım.

Hiç patronum olmadı. Hür olarak gazetecilik yaptım.

Sizler beğenmezsiniz tabi özgür gazeteciliği çünkü para yoktur o işte.

Ve sadece üç beş yoldaşımın desteğinden başka kimseden reklam ve destek almadım.

Kıt kanaat geçindim, aç kaldım, yayan kaldım, mahkemelere düştüm, gözaltına alındım, tehditler aldım ama vazgeçmedim.

Seviyorum bu işi.

Tıpkı ülkemi ve halkımı sevdiğim gibi.

Videolarımız seyrediliyor, yazılarımız okunuyor ve farklıyız...

Bizim bir derdimiz var...

Bu memleketin sömürgeleştirilmesine, çocuklarının köleleştirilmesine, kaynaklarının sömürülmesine karşı bir davamız var.

Bizi biz yapan, adaletsizliğe, yoksulluğa, tecavüze, güçlünün güçsüzü ezmesine karşı duruşumuzdur.

Bizim insanımızı, kul edenlerle bir derdimiz var... 

Bizim, bu ülkenin çocuklarını cahilleştiren, uyuşturucu ile yaşamlarını karartanlara karşı bir kavgamız var...

Biz halkın ta kendisiyiz... Halkın çektiği tüm acıları biz de çekiyoruz ve susmuyoruz...

Bizim canımız çok bir şey yapmak isterse kalkarız memleketin bir köşesine gider bir eylem yaparız...

Farkındalık yaratırız...

Yaptık da.

Çanakkale'den Ankara'ya taciz ve tecavüzlere karşı "3 Kadın" yürüyüşünü organize ettik, 670 km yol yürüdük...

Siz ne yaptınız da bize "siz gazeteci değilsiniz" diyorsunuz?

Çevre için, halk için, çocuklar için, yabancılara satılan topraklar için, ülkemin tam bağımsızlığı için her zaman bir şeyler yaptık, yapıyoruz ve yapacağız...

Siz ne yapıyorsunuz?

Biz zaten sizin gibi olduğumuzda bir özelliğimiz kalmaz.

Bu arada taklitçilerimiz çok oluyor ama nefesleri çabuk kesiliyor, ileri gidemiyorlar.

Yaptığın haber ve videoya ruhunu koymazsan olmaz kardeşim...

Yazdığımız her yazıya, çektiğimiz her videoya ruhumuzu koyuyoruz.

Amatörce de olsa kıt imkanlarla biz bir şeyler yapıyoruz...

Esas soru şu: Kendini gazeteci olarak gören ve aslında kendisinin hiç ulaşamayacağı bir noktada Halk, Adalet ve Vatan mücadelesi verenlere yukarıdan bakarak kendisini ayrı bir yerde konuşlandıran, kendini beğenmiş saman kafalılar siz ne yapıyorsunuz?

İktidarı eleştiremezsiniz.

Belediye başkanlarını eleştiremezsiniz.

Ancak belediye başkanlarına ve iktidarın temsilcilerine methiyeler düzüp size servis ettiklerini allayıp, pullayıp yazabilirsiniz.

Örneğin, Akmeşe'de İSU'nun çalıştırmadığı arıtma tesisini yazamazsınız.

İSU Genel Müdürü Ali Sağlığa" memleketimin insanını, hayvanını ve doğasını zehirliyorsun istifa et" diyemezsin.

Yine İSU'nun şaibeli ihalesini yazıp, üzerine gidemezsiniz.

Belediyelerin yaptığı tarım projelerinin aldatmaca olduğunu yazamazsınız.

NUH Çimentonun yaptığı katliamı gözler önüne serip yetkilileri göreve çağıramazsınız.

Oldu bittiye getirerek ÇED toplantısı yapıldı diye rapor tutan ÇED'den soumlu İl Çevre Müdürünü yazamazsınız...

Onlara" NUH Çimento'nun mu yoksa kamunun mu memurusun?" diyemezsiniz. 

Mesela " Tahir Büyükakın caminin suyunu kesti" diyemezsiniz.

Gidip köyüne taş ocağı yapılan köylüyle konuşamazsınız.

Orman katliamı yapanları çekip yayınlayamazsınız.

İşçiyi savunamazsın, patronun kızar...

Yine "Cami yardımlarında şaibe var, Müftülük neden soruşturma açmıyorsun?" diye soramazsınız.

Özürlü bir kıza tecavüz edenlerin isimlerini yazmamayı gazetecilik olarak görürsünüz...

20 gün önce şikayetçi olduğu halde neden bu tecavüzcüler tutuklanmadı diye soramazsınız?

Ama siz gazetecisiniz, biz değiliz....

Bizim kent sorunları ile ilgili çözümlerimiz, önerilerimiz vardır ama gazeteci olan sizsiniz.

Bizim bu ülkenin ve kentin tüm değerlerine tecavüz edenlerle olan kavgamız hep vardı.

Hemde çocukluğumuzdan bu yana.

Dün farklı bir şekildeydi, bugün farklı bir şekilde devam ediyor.

Patronlarınızın iki dudağı arasında, onların istediği şekilde yazı ve haber yapmayı gazetecilik olarak görüyorsanız bizim tarzımız bu değil.

Biz sizin gibi gazeteci olacaksak zaten kendimize ihanet etmiş oluruz...

Anlayabilir misin bu konuyu bilemiyorum ama yinede ben söylemiş olayım.

İlginçtir en çok iktidarın beslemeleri bize saldırıyor, "gazeteci değilsiniz" diyor...

Bu da bir dipnot olsun...

Kocaeli Halk Gazetesini Faruk Bostan ile uzun bir zaman tartışarak kurduk.

Ben Kocaeli Cumhuriyet TV'yi bir süreliğine askıya aldım.

Yakında o da yayına girecek yeniden.

Faruk Bostan işin maddi boyutunu üstlendi ve haliyle gazetenin imtiyaz sahibi oldu.

Şimdi birlikte çalışıyoruz.

Ama benim patronum değil, önce arkadaşım sonra da Kuvayi Milliye yoldaşım.

Bu ülkede tüm yurtseverlerin, vatanseverlerin ve rant için onurunu satmayanların bir arada olabileceğini de gösterdik aslında...

Ben bir komünist olarak, Faruk gibi vatansever bir ülkücü ile ülkemi sömürgecilere karşı, tecavüzcülere karşı, emperyalistlere karşı, haksız ve adaletsizce üretim araçlarımızı gasp edenlere, doğamızı yok edenlere karşı ortak bir mücadele verebileceğimize inanıyorum.

Birbirimize benzemek zorunda değiliz ama birbirimizi anlayabiliyoruz.

Birbirimize müdahale etmiyoruz ve saygı gösteriyoruz hepsi bu.

Ama çok güzel işler çıkarıyoruz, bunu görmeyecek kadar saf da değiliz.

Tam bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti aşkıyla, yokluğun ve yoksulluğun olmadığı, parasız eğitim, sağlık ve iş güvencesinin olduğu, herkesin insanca bir yaşama sahip olduğu ülke özlemidir bizim mücadelemizin temeli.

Ve gazeteciliğimiz de, yaşamımız da bunun üzerine kurgulanmıştır...

Kimseden madalya ve ihsan beklemiyoruz, kendi çapımızda bir halk mücadelesi veriyoruz...

Bilmem anlatabildim mi bize gazeteci demeyen pek sayın gazeteciler?

Ha bu arada sorayım yüksek mertebedeki gazeteci şahsiyetlere, sizin hiç 5 milyon seyredilen bir videonuz veya okunan yazınız oldu mu?

Komplekse kapılmayın ama benim var...

Haydi hoşçakalın sizi gidi ucuz burjuva kalemşorları sizi.

Gidin Tahir Bey'in elini öpün, önünde takla atın.

Fatma Hanım'a methiyeler düzün, onun da önünde parendeler atın...

Bunun için gelmişsiniz dünyaya ne de olsa.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bülent Karagöz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Vatandaş. - F. Bostan ülkücü sizse kominist olabilirsiniz ama ortak paydanız vatan severlik. Buda bugün ülkesini sevdiğini iddea eden çakma ülkücülere ve siyaseti çıkar olarak gören yetim hakkı yiyip Müslüman olduğunu savunan akp liler gelsin.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 17 Eylül 13:20


Anket Tahir Büyükakın'ı Başarılı Buluyor musunuz?