Hürriyet, bu faturayı ödemeli

Herhalde şu günlerde hiç kimse İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in yerinde olmak istemez. Hayatının en zor günlerini geçirdiğini tahmin ediyorum. Fikrimce bundan kendisi sorumlu.

Türkiye’de tüm olumsuzluklara rağmen alttan gelen bir dip dalgayı uzun zamandır hissediyoruz. Hayvan haklarına dair, kadın ve çocuk haklarına dair, çevreye yönelik taleplere dair ciddi bir duyarlılık dalgası büyüyerek geliyor.

Bu taleplerin esas taşıyıcısı kadınlar ve gençler. Muhalefet partileri de bu talepleri sahiplenmeye ve bunların savunuculuğunu yapmaya soyunuyor doğal olarak.

Eğer o cepheden bir aktör kadına, çevreye, hayvana karşı bir suç işlerse olay farklı bir boyut alabiliyor bu yüzden.

Böyle durumlarda sadece duyarlı kesimler değil, iktidar da tüm gücüyle olayın üzerine gidiyor.

Bir yanda da partisinin zarar göreceğinden, saf tuttuğu tarafın yıpranacağından çekinip savunmaya geçenler var. Karşı tarafın sicili ortaya konularak “Sizin hesap sormaya hakkınız yok” demeye getiriliyor.

Kısır polemikler alanından çıkarak başka şeyler söylemek lazım aslında.

Hürriyet’e gösterilen tepkiyi son derece yerinde buluyorum. Sorumluluk kendisindedir.

“Ben hayvanları hepinizden çok seviyorum, benim nasıl bir hayvansever olduğumu herkes bilir” demenin manası yok. Hayvan sevmeyebilirsiniz de, kimse sizden hayvan sevmenizi beklemiyor. Sizden beklenen şey kanunla belirlenmiş görevinizi yerine getirmek.

Hürriyet kendi sorumluluğunda olan bir çocuk öldürülseydi, “Benim çocukları ne kadar sevdiğimi herkes bilir” mi diyecekti?

Bu ülkede 1599 sayılı bir yasa var. Hayvan hakları için yapılmış bu yasada ilçe belediyeleri sokak hayvanlarından sorumlu tutulmuştur. Hayvanları sevip sevmemenizle ilgilenmez yasa, onları korumak zorundasınız.

Sadece İzmit Belediyesi değil, hiçbir belediye şimdiye kadar o yasada belirlenmiş görevlerini yerine getirebilmiş değil. Sorun belediyelerin yanlış uygulamalarının cezasız kalması.

Belediyeler hayvan hakları konusunda denetime tabi aslında. Ama ceza uygulamadığınızda bu denetimin bir anlamı kalmıyor.

Belediyelerin hayvanlara karşı ihlal ve ihmalleri en ağır şekilde cezalandırılmalı ki, belediye çalışanları da, ilgili birimlerin yöneticileri de, onların üzerindeki belediye başkanları da ayaklarını denk alsınlar.

Birçok konuda olduğu gibi Türkiye’nin yasaları var, ama uygulayan yok.

Öte yandan 1599 sayılı yasa da mükemmel değil.  Hayvanlara karşı işlenen suçlar eğer hayvan sahipliyse “mala karşı” işlenmiş sayılıyor. Sokak hayvanları “mal” bile sayılmadığından onlara yapılan tecavüz, şiddet gibi iğrenç davranışlar “kabahat” sayılıyor.

Modern hukukta hayvanlar mal statüsünden çıkarılıp “duygulu varlık” olarak yeni bir statü kazandı. Bizim kanunumuzda da bu yanlış artık düzeltilmeli. Hayvanları mal olarak değil, can olarak, dost, arkadaş olarak gören bir nesil yetişti çoktan. Sokak hayvanları da buna dahil.

Diğer yandan cezaların artırılması şart. Hayvanlara şiddet ve tecavüze verilecek cezaların para cezasına dönüştürülememesi, ertelenememesi için en az 2 yıl olması gerekiyor.

Yahya Kaptan’da öldürülen köpeklerle ilgili yapılacak soruşturma en sağlıklı şekilde sonuçlansa bile kimse bundan ciddi bir zarar görmeyecek.

O halde bunun bedeli siyasi olarak ödenmeli. O faturanın da sahibi belli.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Buket Afkan