Siz neyin kafasını yaşıyorsunuz?

Neden sevgili dostum Faruk Bostan’ın öncülüğünde yayın hayatına geçen Kocaeli Halk Gazetesi’nde yazmaya başladığımla ilgili önümüzdeki günlerde ayrıca bir yazı kaleme alabilirim belki. Ama o gün bugün değil. Çünkü konuşulacak çok şey var uzun zamandan sonra.

 Artık İzmit’te yaşamıyorum ve yaklaşık 5 yıldır hiçbir yerde yazı yazmıyorum. Çünkü; yazmaya devam etseydim cezaevine girebilirdim. Hatta Bizim Kocaeli’de çalıştığım dönemle ilgili aldığım bir ceza nedeniyle, daha doğrusu tebligatın bana ulaşmaması nedeniyle bir günlüğüne cezaevine bile girdim. Nezarethaneleri yüzlerce kere görmüştüm, görmediğim bir orası kalmıştı. Aslına bakarsanız o da ayrı bir yazı konusu.

O şehirde yaşayan tüm dostlarımı, kardeşlerimi çok özlemekle beraber, hemen herkesin bir fanusta yaşadığını da uzaktan gözlemleme fırsatım oldu bu süreçte. Şunu fark ettim ki, İzmit medyası (Özellikle Kocaeli yazmıyorum) genellikle boş işlerle uğraşıyor. Zamanında ben de boş işlerle uğraştım kabul. Asıl sorulması gereken soruyu ağızlarında eveleyip geveliyor ne yazık ki benim meslektaşlarım, dostlarım. Bunu bir eleştiri diye yazmıyorum. Hiç kimseye hakaret kastım da yok. Aynı kuşakta olduğumuz ve editoryal alt yapı zenginliği olan bir iki kişi dışında herkesin nasıl da kaybolup gittiğini görmek beni en çok düşündüren şey oldu hep. Oysa Sağlık-Sen’de iş çıkışı saatlerinde oturup çayımızı içerken hepimizin aklında tam bağımsız, muhabirlerin sahibi olduğu bir gazete kurmak vardı. Ben kendi adıma bu hayali gerçekleştirmek adına bir adım atmanın huzurunu yaşadım hep. İzmitli olmayıp, İzmit’e bir gazete kazandıran benden başka biri var mı bilmiyorum. Bir süre devam ettirebildiğim gazetemde, o şehirdeki tüm yanlışları avazım çıktığınca haykırdım, dile getirdim. Sonunda ise çok çok büyük bir tezgah kuruldu bana ve gazetemi devretmek zorunda kaldım. O tezgahı, yıllar yıllar önce şu anda Büyükşehir Belediye Başkanı olan dönemin genel sekreter yardımcısı Tahir Bey’e de anlatmıştım hatta. O da şaşkınlığını gizleyememişti.

Kendisine “Ben bugün başkan olsam ilk günde bu belediyeye yılda 5 milyon TL tasarruf ettiririm” demiştim. Nasıl diye sorduğunda ise, bir ismin o belediyeden acilen uzaklaştırılması gerektiğini ifade etmiştim. Tam çayımı içmiş kalkıp gidecekken, sohbet koyulaştı, hatta kahveler geldi, ve hatta Tahir Bey’in odasında karşılıklı sigara bile içmiştik. Benim Tahir Bey ile çok fazla diyaloğum olmadı. Ancak sadece o sohbetten kendisi hakkında, vicdanlı, çalışkan, idealist biri olduğu kanaati oluştu. Dışarıdan takip ettiğim “Büyükşehir Belediye Başkanı” Tahir Bey ile ilgili de ayrıca bir yazı kaleme almak isterim önümüzdeki günlerde.

Daha ilk günden yazıyı uzatıp değerli vaktinizi almak istemem. Gelelim konumuza. Kentte uzun süre gündemde kalan konulara bir bakıyorum da… Havanda su dövülüyor ne zamandır. İzmit’te, herkes her konuda ama her konuda uzman. Siyasetçisi de, doktoru da, işçisi de memuru da. Diğer kentlerde, gündem bu kadar boş beleş meselelerle ilgili değil inanın bana. Koskoca İSU mesela, su kesintisini yüzüne gözüne bulaştırdı. Birkaç istisna dışında hiçbir medya kuruluşu doğru düzgün eleştiremedi bile kurumu. Kardeşlerim; bir kentte iki gün su kesintisi yapılacağını duyurmak, başlı başına bir skandaldır. İnsanlar tam buna göre hazırlık yapmışken kesinti planı değişikliği yapmak ise iş bilmezlikten başka bir şey değildir. Neredeyse İSU’ya teşekkür methiyeleri dizildi. Bunu herkes için söylemiyorum, üzerine alınacaklar belli zaten.

Gündem pandemi. Esnaf can çekişiyor. KOTO Başkanı’nın esnafın hayatını kolaylaştıracak bir icraatini gördünüz mü? Ama bakıyorum gazetelere varsa yoksa KOTO. Yeminli KOTO gönüllüleri var diye düşünmeye başlayacağım neredeyse. Bir süre önce İzmit Belediyesi ekipleri, ne yazık ki 3 sokak köpeğinin ölümüne neden oldu. Onlar da Allah’ın dilsiz kulları. Yapanların yanına kar kalmaz. Hukuki olarak alacakları göstermelik ceza hiçbir vicdan sahibi insanı tatmin etmez. Ama kardeşim, Kartepe’de engelli kız çocuğuna edilen tecavüz üzerinde neden o kadar durmadınız çok merak ediyorum doğrusu. Gerçekten neyin kafasını yaşadığınızı anlamak güç. O şehrin birkaç ağababası oturdukları koltuklarından gündemi belirliyorlar, basın mensubu arkadaşlarım da sanki o gündemin dışına çıkmak çok büyük günahmış gibi hareket ediyor. Artık bırakın falanca sendika başkanının vatandaşların kandilini kutladığı vıcık vıcık haberleri. Bakın bundan birkaç hafta önce bazı eğitim çalışanlarının maaşı birkaç gün geç yattı. Bununla ilgili ilk eleştiri kimden geldi biliyor musunuz? Sarı sendikanın Kocaeli Şube Başkanı’ndan. Neden hiçbir basın mensubu arkadaşım bu olayı görmedi bilmiyorum. Yani adamların maaşı birkaç gün geç yattı, onlara göre vatan haini olan, terörist olan eğitim camiasından kimseden ses çıkmazken, söz konusu para olunca sarı sendika önünden maması alınan bebek gibi ağlamaya başladı. Çünkü bunların dostluğu para, güç bitinceye kadardır.

Neyse…

Şimdilik bu kadar yeter…

Görüşmek üzere.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Tükenmez - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.