Kısıtlamalar hem ekonomik, hem psikolojik şiddete dönüştü

Siz esnafsınız dükkanınızı açamıyorsunuz, borçlandıkça borçlandınız. Uykularınız kabuslarla bölünüyor. Önünüzü göremiyorsunuz. Umut etmek istediniz hep ama bir yıl olacak neredeyse her şey başladığından beri. Daha ne kadar sürecek bilmediğinizden, cepteki para da suyunu çektikçe artık umutlarınızı da kaybettiniz. Bazı ülkelerde devlet para veriyormuş, siz de isteniz ama alamadınız.

Hizmet sektörü çalışanısınız. Neredeyse bir yıldır düzenli bir geliriniz yok. Zaten kenarda beş kuruşunuz yoktu, ay sonunu getirmekti hep derdiniz. Aileniz yardım ediyor belki. Onların emekli maaşı ile mutfakta tencere kaynıyor. Belki eşiniz ya da çocuklarınızdan biri çalışıyor, onun geliri ile tüm aile idare etmeye çalışıyorsunuz. Ama olmuyor, kira ödeyemediniz belki aylardır. İntihar bir seçenek gibi belirdi, uykularınızı kaçırıyor.

65 yaş üstüsünüz. Aylardır dört duvar arasına kapatıldınız. Cezaevi hükümlüsü gibi bir hayat reva görüldü size. “Suçum yaşlı olmak mı” diye soruyorsunuz kendinize? Hastalıklarınız şiddetlendi. Olmayan hastalıklar çıktı başınıza. Hareketsizlikten yeni yeni sağlık sorunlarına sahip oldunuz. Her şeyin bir saati var hayatınızda, kaçırırsanız o saatleri temel ihtiyaçlarınızı bile karşılayamıyorsunuz. Depresif hissediyorsunuz, giderek moraliniz ve sağlığınız bozuluyor. Bir tek Türkiye'de 65 yaş üstüne yasakmış sokaklar diye duydunuz, kızdınız.

Çocuksunuz. Büyüme çağındasınız. Okulunuzdan, arkadaşlarınızdan kopardılar sizi. Oynamanız engellendi, bedensel gelişiminiz sekteye uğradı. Zengin olmadığınız için özel eğitim alamıyorsunuz. Tabletiniz, bilgisayarınız, akıllı telefonunuz, hatta bazılarınızın evinde televizyonunuz bile yok. Zekiydiniz, çok çalışkandınız ve siz okuyup ailenizi bu yoksulluktan kurtaracaktınız. Hayalleriniz de çalındı elinizden. Varlıklı ailelerin çocuklarıyla zaten çok zor olan o farkı kapatma şansını tamamen kaybettiniz.

Otomobil alacak kazancınız yoktu. Çalışmak için otobüslerde, metrolarda aylardır balık istifi, korkuyu yüreğinizde hissederek işe gidip geliyorsunuz. Kendi canınızdan da vazgeçtiniz, evdeki ananıza babanıza virüs bulaştırıp ölümlerine neden olmaktan korkuyorsunuz.  Dünya yansa siz çalışmak zorundasınız. Kendinizi hiç hissetmediğiniz kadar güçsüz hissediyorsunuz. Fabrikada yan yana çalışıyorsunuz, ama akşam bir kafede  arkadaşınızla oturup dertleşmeniz bile yasak.

Siz varsınız, bir de onlar var.

Uçakla seyahat edebilirler. Kayak merkezlerinde eğlencenin tadını çıkarabilirler. Lüks otellerde eğlenceler, düğünler, partiler düzenleyebilirler. Çocukları özel hocalardan eğitim alır. Çalışmak zorunda değillerdir. Toplu taşıma, servis kullanmak zorunda değillerdir. Onlar kongre yapabilir lebaleb. “Maşallah” denir onlara sadece.

Adaletsizlik hiç bu kadar yakıcı olmamıştı!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Buket Afkan