Beraber çürüdük biz bu yollarda

Bugün biraz ruh sağlığımızla ilgili dertleşmek istedim. Bir yanda konvansiyonel medyadan, sosyal medyadan görüp okuduklarımız, diğer yanda deneyimlediğimiz yığınla sorunu her gün metabolize etmemiz imkansızlaştı. Ülkenin dertleriyle meşgul olmaktan kendi dertlerimize sıra gelmiyor.

Bir yandan da bizzat işsizliği yaşayan, çalıştığı halde evini geçindiremeyen insan sayısı artıyor. Pahalılık yüzünden pazar-market alışverişi yapmak bile moral bozucu bir deneyime dönüştü. Eskiden hiç düşünmeden alabildiğimiz şeyleri bugün kafamızda tartıp da alıyoruz ya da almamaya karar veriyoruz. Her yıl alışveriş sepetimizden bir şeyleri eksiltiyoruz.  Son bir yıl içinde ise sepet neredeyse her ay biraz daha küçülüyor.

Millet “açız” derken bunu kastediyor aslında. Derdimizi anlamak istemeyenler metaforsuz dil yarattılar şimdi de! Aç olabiliriz ama palavraya karnımız tok.

Henüz etkilerini tam olarak deneyimlemediğimiz ama giderek yaklaşan iklim felaketi ise her gün yeni bir emareyle apokaliptik bir geleceğin yaklaştığını haber veriyor. Müsilaj işte o emarelerin ne boyutlara vardığını gözümüze sokuyor. Milyarlarca yıl yaşındaki Dünya’yı birkaç yüzyılda yarattığımız kontrolsüz tüketim ile hasta ettik. Ama Dünya’ya bir şey olmaz, atar insanoğlunu tepesinden keyfine bakar doğa. O günler de pek uzak görünmüyor.

Bir de adalet duygusu gelişmiş bir bireyseniz, sadece kendiniz için değil, başkaları için de üzülmek gibi bir erdeme sahipseniz, hayat sizin için iyice dayanılmaz hale geliyor. Yargı mekanizmasının çökmesi eşittir ekonominin çökmesi denkleminin farkında olanlar zaten endişeli ve öfkeli ama bir de başkalarının uğradığı adaletsizlikler vicdanınızı yaralıyorsa durumunuz vahim. Her gün haksızlığa uğrayan insan kardeşleriniz için üzülmekten yediğiniz lokma boğazınızdan geçmiyor.

Kadınların büyük bir bölümü için bütün bunlara gerek olmaksızın hayatınız birileri tarafından cehenneme çevriliyor. Eteği için dövülenler, başörtüsü için hastanelik edilenler; kocası tarafından delik deşik edilenler, eski sevgilisi tarafından kafası kesilenler; tecavüz, istismar, taciz, mobbing, aşağılama, küçük görme, kötü muamele, yok sayma, itip kakma, saygısızlık… Kadınlar korku filminde yaşıyor adeta.

Dur şu sahil kenarında oturup biraz nefesleneyim, yoruldum, kafamı dinleyeyim tek başıma deseniz haddini bilmez, görevini bilmez, sınırını bilmez bir polis memuru gelip çenene indirdiğin maskeyi ağzına sokmanı istiyor. Memur Bey, sen hangi yetkiyle bunu yaparsın, senin işin gücün yok mu, aklın izanın yok mu, haddin sınırın yok mu senin? Koca koca profesörler bangır bangır anlatıyor;  koronavirüs açık havada bulaşmaz, dünyada açık alanda maske şartı uygulayan ülke yok bizden başka, bırakın insanlar nefes alsın diye! Hangi hakla gidip vatandaşı taciz ediyorsunuz siz ya? Vatandaşın canı burnunda zaten, onu da maskeyle mi tıkayacaksın?!

Ya kişisel ilişkilerimiz? Bunca toplumsal sorunun olduğu bir ülkede ruh sağlığı yerinde birine rast gelip sağlıklı bir ilişki-iletişim kurabilmek imkanı olamıyor tabii ki. Sınır durumda insanlarla muhatabız bütün gün; deli desen değil ama aklı başında demek için bin şahit lazım. Öyle sınırlarda tipler.

Temel özellikleri bencillikleri, benmerkezcilikleri, empatiden yoksunlukları, muhataplarının o anki ruhsal-bedensel durumunu algılayacak en ufak bir farkındalığa sahip olmayışları, hep haklı oluşları, her şeyin en iyisini bildiklerini sanmaları, kendilerini dev aynalarında görmeleri, sahip olmadıkları ayrıcalıklara sahip çıkmaları, rahatsız etmeyi, taciz etmeyi, istismar etmeyi, insanları her anlamda sömürmeyi, kendi çıkarları için kullanmayı hak görmeleri, şuursuzca istemeleri, hak etmedikleri şeyleri talep etmeleri, elini kaptıranın kolunu koparmaları…

Demek ki gerçekten böyle oluyormuş: Sistem baştan aşağı kokuşuyormuş. Hiçbir kurumu, hiçbir bireyi atlamadan…

Ruh sağlığım ne kadar yerinde bilmiyorum ama herhalde bir psikoloğa gitsem “Hocam benim tahammül sorunum var. Artık hiçbir şeye, özellikle insanlara tahammül edemiyorum. Issız bir adaya düşüp ölene kadar huzur içinde yaşamak istiyorum” derdim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Buket Afkan