Siz o lanetli piramidin neresindesiniz?

Bireysel çıkar, mal mülk hırsı, lüks tutkusu, durumuyla prestij kazanmak hem dünyamızın damını deliyor hem de toplumun köklerinin çatırdamasına neden oluyor.

Sabah çocuğumu okula bırakıyorum. Okul önünde ilginç bir görüntü. Üç tane aynı model ve renkte lüks araç, daracık yolda birbirini sıkıştırmış, çıkmaza yol açmış. Alttan üstten araçlar da eklenince trafik kilit. Polis yok ortalıkta. Merak edip araçların fiyatına bakıyorum. 1 milyon TL ile 1,5 milyon TL arasında değişiyor. “Vay arkadaş” diye geçiriyorum içimden.

Bir işçi, yemeyip içmeyip, şans da yaver gider ve işsiz kalmazsa tam 29,5 yılda 1 milyon TL’ye ulaşabiliyor. Ancak okul önünde bu lüks araçların sahipleri Balıkesir Bengisi oynar gibi birbirine girebiliyor.

Bu yazıyı okuyan asgari ücretli işçilerden nasıl yaşadıklarını yorum olarak yazmalarını rica ediyorum.

Yusuf Hayaloğlu’nun dizeleriyle soralım:

“Bu ne yaman çelişki Anne?”

***

Devlet kurumu TÜİK’in verilerine göre Türkiye’de en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grup, toplam gelirin yüzde 47,5’ini alıyor. En düşük gelire sahip yüzde 20’lik grup ise yüzde 5,9’unu alabiliyor. Bu durum dünyada da farklı değil. Serbest girişim, liberal ekonomi, serbest piyasa ekonomisi gibi şekere bulanmış adlarla sunulan kapitalizm işte bu… En dipteki yüzde 20 üretiyor fakirleşiyor, açlıktan ve hastalıktan kırılıyor. En tepedeki yüzde 20 dizginsiz şekilde zenginleşiyor.

Dağda vatanı uğruna şehit düşen aslanlar o en alttaki yüzde 20’lik kesim.

Fabrikalarda gümbür gümbür üretim yapan, ter döken işçiler de o en alttaki yüzde 20.

Sabah “Bismillah” çekip dükkanını açan da aynı yüzde 20.

Yazın güneşin altında kavrulan çiftçi de.

Emekli maaşıyla ay sonunu getirenler de.

Erzincan Kemaliyeli hemşerim ve Büyük Şair Enver Gökçe, bu durumu şu dizelerle anlatıyordu yarım asır önce:

“Hangi / Kitap / Yazıyor / Kardaş / Ben / Çalışam / Eller / Ala...”

***

Milli gelir dağılımı, son 120 yıldır yukarıda belirttiğimiz gibi. 1900 yılında Ruslar bu çarpıklığı gözler önüne sermek için bir afiş yapmış. Rus Çarlığı’ndaki çarpık düzeni anlatmışlar.

Amerika’da yayınlanan Sanayi İşçisi (Indusrial Worker) adlı dergi 1911 yılında bu piramidi aşağıdaki gibi bir kez daha yorumlayarak dünyaca ünlü hale getirdi.

Soruyorum size… Yıl 2021, piramidin altına doğru olan yoğunlaşma dışında neresi değişti?

Ali Ercan’ın deyimiyle:

“Adaletin bu mu dünya?”

***

Burada adaletsizliğe karşı mücadele eden kurumların önemi ortaya çıkıyor. İşçiler sendikalarda örgütlenmekten kaçınıyor.

Bunun en önemli nedeni, Türkiye’de örgütlü toplumun 12 Eylül Amerikancı darbesi sonrasında felce uğratılmasıdır.

İkinci önemli neden özelleştirme yoluyla işsizliğin artması, istihdamın özel sektörün insafına terk edilmesidir.

Üçüncü önemli neden, AB ve ABD’nin dayatmalarıyla köy nüfusunun düşürülmesi operasyonuyla köyden şehre göçün artırılması, işsizliğin daha da yükselmesidir.

Dördüncü önemli neden, sendikaların içine sokulduğu durumdur ki günlerdir dile getirdiğimiz Lastik İş yolsuzluğu bunun en önemli örneklerinden birini oluşturuyor. Lastik İş Başkanı Alaaddin Sarı’nın bindiği araç kaç TL? Lastik İş Sosyal Tesislerinde çalışan işçinin maaşı ne kadar?

Beşinci önemli neden ise kapitalist emperyalist sistemin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yürüttüğü emek düşmanı sosyokültürel iklimin hâkim kılınmasıdır. Bu yolla insanlar işçi olduğunu söylemekten utanır hale getirilmiştir. Para, pul, makam bir övünme aracı haline getirilmiştir.

Sonuç olarak Türkiye, işçi ve emekçi için bir yeryüzü cehennemine dönüştü. 12 Eylül sonrasında Türkiye işverenler Sendikası Konfederasyonu Başkanı Halit Narin’in söylediği “Bugüne kadar işçiler güldü artık gülme sırası bizde” sözü gerçek oldu.

İşçiler geçinebilmek için çalıştığı iş yerlerine giderken servis kazalarında ölüyor. Fabrikada, inşaatta, atölyede kaza geçirip ölüyor.

Rahmi Saltuk’un öldürülen 29 Aralık 1969 günü polis kurşunuyla öldürülen Maden-İş Üyesi İşçi Şerif Aygün için yaktığı ağıttaki tok sesiyle soruyorum:

“Hep bize mi bunca ölüm

Kan damlar yüreğime”

***

Çözüm ise yaşadığımız sorunlarda gizli.

En başta örgütlenmek ve örgütlere de sahip çıkmak, mücadele etmek.

Unutmayalım. Yalnız kaldığımızda bir hiçiz. Omuz omza verdiğimizde ise bir dev!

Emperyalizmin özelleştirme dayatmasına karşı kamulaştırma seçeneğini gündeme getirmek.

ABD ve AB’nin milli devletimizi yıkma saldırısına karşı milli cephede bir araya gelmek.

Ve Lastik İş’in Efsane Genel Başkanı Rıza Kuas’ın dediği gibi, “İşçi sınıfı siyasal alanda da mutlaka mücadele etmelidir.” İşçi iktidarı hedeflemelidir, Türk Bayraklarıyla.

Üretenlerin yönettiği, milli, bağımsız ve demokratik bir Türkiye…

Okurlara soruyorum:

Siz o lanetli piramidin neresindesiniz?

Lastik İş'in Efsane Lideri ve Eski Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Rıza Kuas.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Emrah Taştan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Halk Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (541) 450 76 90
Reklam bilgi