Gaziler Günü ve Kocaeli Valilerine bakış açım


Sevgili Kocaeliler dün 19 Eylül Gaziler Günü münasebetiyle Atatürk heykelindeki resmi anma etkinliğine katıldım.

Öncelikle tüm gazi ve şehitlerimize borçluyuz, bugün özgürce yaşadığımız vatanımızı , milletimizi, bayrağımızın dalgalanmasını, dini bayramlarımızı kutlayabiliyorsak hürce bu borcun asla ödenmeyecek olduğunu aklımızdan çıkarmayalım. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere milletimizin, askerimizin Kurtuluş savaşında, Kore’de, Kıbrıs’ta, Bosna ve daha birçok dünyanın farklı noktasında tarih boyunca başarı ve kahramanlıklarla yazdıpı destanlarını tüm dünya takdirle karşılar.

Şehitlerimize ve gazilerimize borçlu olduğumuz böylesi önemli bir günde , dün Gaziler Gününde Kocaeli gibi bir kentte protokol üyeleri haricinde neredeyse halkın katılımı yok gibiydi. Değerli hemşerilerim işin gerçeği bu durum beni üzdü.

Sadece halkımızın iştirak etmesi değildi üzen. Saat onda başlayacak törene ben yaklaşık yarım saat kadar önce gittim. Gazilerimizin gününü Atatürkçü Düşünce Derneği Kocaeli başkan yardımcısı olarak hem törenden önce hem törenden sonra kutladım, minnettarlığımızı ifade ettim.

Devletimizin Valisi törenden hemen bir on dakika kadar önce iştirak etti. Gazi’lerimizin yanına gelip konuştu, askerimizin yanına geldi.

İstikal Marşımızın okunmasının ardından, valimiz, garnizon komutanımız, gazilerimiz çelenklerini Atatürk heykeline bırakıp, selam durdular.

Yaklaşık 15 dakika süren Gaziler Günü bu şekilde tamamlandı.

Kendi kendime sordum yahu devletimizin valisi, garnizon komutanı günün anlam ve önemini belirten konuşmalar, bir barkovizyon gösterisi yapamaz mıydı diye? Gazilerimiz kürsüye davet edilip kendi hissiyatlarını halkımıza anlatmaları sağlanamaz mıydı?

Tabi dün oturma düzeni kurulmamıştı, herkes ayaktaydı, tören alanının arka tarafındaki üç çadır kuruluydu. Benim bulunduğum çadır alanında benden başkası yoktu, o kadar yazıyorum protokole sosyal mesafeye dikkat edin diye, neyse diyeceğim bu kadar önemli ve özel birgün neden halkın daha çok katılımının olacağı bir alanda yapılmıyor?

Mesela Kocaeli Valiliğinin ortasına ya da hemen AKP Kocaeli İl Binasının arkasındaki alanda bazı resmî bayramlarımızda törenler düzenlenmekte. Bu alanlarda günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapılamaz mı, daha çok halk katılımı olsa daha anlamlı olmaz mı?

Şimdi partilerin seçim döneminde mitingleri oluyor , o mitinglere maşallah halkımızda epey bir katılım gösteriyor, hatta otobüsler dolusu katılım had safhada! Kentin bir ucundan öbür ucuna parti bayrakları asılyor günlerce, haftalarca kalıyor da Gaziler Günü önemli birgünde dünkü manzarayı görünce ben rahatsız oldum! Daha doğrusu utandım kendi adıma. Bu kadar önemli bir günde bunları gerçekten üzüldüğüm için yazıyorum lütfen başka yere çekilmesin yazdıklarım.

Ayrıca etkinliğin düzenlendiği alan iki milyonluk Kocaeli’ye artık yetmiyor , bana göre bu alanda güvenlik açığı da vardı dün!

Şimdi bazıları yine Ersoy hoca istediğini elde etmek için manüplasyon yapıyor diyebilir! Ancak ben manüplasyon yapmam, gerçekleri yazar ortaya koyarım. Düzeltilmesini beklerim. Düzeltilmiyor diye dönüp gitmem, mücadele ederim. Eğer gerçekten ciddi bir durumla karşılaşma ihtimalimiz varsa konuyla ilgili akla hayale gelmeyen birçok girişimde bulunurum.

Güvenlik açığı var dedim. Dün ben tören alanına aracımla gelmedim, tren garına giden yol üstündeki yeşil renkli çelik konstrüksiyon üç katlı merdivenden çıkarak geldim, yani tören alanına direkt arka tarafından giriş yaptım (denize bakan taraf) ve direkt hiçbir arama, taramaya tabi olmadan girdim bu birinci güvenlik açığı bana göre. Herhangi bir seyyar kulübe tarzındaki X-ray cihanızndanda görmedim.

İkincisi tören alanını açıktan gören birçok nokta vardı, Cumhurbaşkanımızlarımız ve bazı siyasi parti liderleri Kocaeli’ye geldiğinde hepimizin gördüğü keskin nişancıları ben dün görmedim, gizlendilerse sözüm yok, bu iki. Aman Ersoy hoca paranoyaklaşma diyebilirsiniz ancak bu ilde hergün dünya insan ateşli silah yaralanmasıyla ölüyorsa, zamanının Cumhurbaşkanına bile ateş edildiyse( İnterteks açılışı) düşünmek lazım!

Üçüncüsü ben bir tehdit unsuru değilim ancak dün çadırın altında tek başıma kalınca sevinmedim değil, yıllardır Kocaeli’de hep tek başıma, dimdik yürürken yanımda bir tane bürokrat yoktu. Malum hakkımızda akla hayale gelmeyecek düzeyde girişimler varken. Dünde tek olunca mutlu oldum. Bir tarafta devlet erkanı vardı, diğer tarafta Deniz Kuvvetlerinin aslanları, Deniz leventlerinin yanında olmak , gazilerimizin hemen yanında olmaktan kıvanç duydum.

Yıllar önce Gölcük Narkotik Bürosunun açılışında devletimizin Valisi Hüseyin Aksoy’un, yardımcısı Dursun Balaban’ın,kaymakam Atilla Kantay ve şimdiki kaymakam Cengiz beyin, emniyet müdürü Veysel Tipioğlu’nun,başsavcı Habip Korkmaz’ın, belediye reisi Yıldırım Sezer’in, garnizon komutanları ve daha birçok yetkilinin önünde hiçbir suçum günahım yokken Selçuk Özdemir adlı Gölcük İlçe Emniyet Müdürü bana seni gözaltına alıyorum deyip karakola götürüyordu. Bu arada kendisinin bugün itibari ile Kom müdürlüğünden Darıca İlçe Emniyet Müdürlüğüne atanmasıda bana göre çok anlamlı oldu. Dün böyle bir girişim olmadı Gölcük’teki gibi. Ne değişti acaba?

Bunun sebebi bana göre sayın Kocaeli Valisi Seddar Yavuz beyin devlet adamlığı, milliyetçi kişiliğinden kaynaklıdır. Ben kendisine sosyal medyamdan Seddar amcacım derken bazıları tanışıklığım olup olmadığını soruyor, bazıları devletimizin valisini eleştirdiğimi zannediyor.

İşin gerçeğini yazayım, ben Kocaeli’de büyüdüm. Çok sevdiğim bir aile dostumuz vardı. Babalar aynı okulda öğretmen arkadaşlardı. Bu ellerinde büyüdüğüm aile Eskişehir’liydiler. Bu ailenin çocukları yaşça bizlerden büyük ablalarımızdı. Bana yazı yazmayı bu ablalarım öğretti, bu aileyle Seddar Yavuz’un ne alakası var diyenler olabilir. O bende kalsın. Şimdi ben bu aileye duyduğum saygıdan ötürü, birazda Kocaeli bürokrasisini tanıyan biri olarak Seddar beyin dikkatini çekmek için kullandım bu amca kelimesini. Kendisi ile tanışmadım, kendisi ile tanışmamama rağmen beyfendiye yazdığım bir dilekçede yazdıkları kendisine saygı duymamamın esas sebebidir. Valimize kesinlikle en ufak bir husumetim yoktur, kendisine saygı duyduğumu birkez daha belirtirken şuana kadar tarafımın ettiği bazı söz ve davranışların mantıklı bir açıklaması olduğunu belirtmekte yarar görürüm. Tutumumu değiştirmemeninde, kendisiyle tanışmaya gitmememinde sebebini açıklayacağım zamanı gelince.

Gelelim Hüseyin Aksoy’a, kendisine Kocaeli’ye göreve ilk geldiği sıra saygı duyarken, gelişen olaylar sonucunda saygım kalmamıştır. Ne acıdır ki bu ilden ayrldıktan sonra gördüğüm bir resimde yanında ortaokuldan bir sınıf arkadaşımı gördüm. Araştırdım meğer akrabasıymış. Şimdi demem o ki bu ilde büyümüş bir insan olarak bu kadar şey AKP hükümeti zamanında başıma geldi, lakin diğer parti mensuplarındanda tekbir destek görmedim.Yani apolitik olarak sadece kendi bireysel davranışlarımla olaylarla başettim.

Zaman içinde gördüm ki aslında her siyasi partinin içinde yanlış insanlar var ve bunlar kendilerini iyi gizlemişler ve sadece düşündükleri kendi bireysel çıkarları!

Bu kadar olaylarla uğraşırken gördüm ki aslında bana takoz koyan AKP değil Akp’ninde içindeki Akp’nin yoluna takoz koyanlarla aynı güruh ve bazı cemaatler!

Şimdi sormak isterim bir İzmit Çocuğu olarak , sizce ben yarın Ankara’ya gittiğimde , devletimizin en üst düzeyde temsilcilerinden birinin desteğiyle iyi bir göreve atansam bu ildeki bazıları ne diyecekler, kandırıldım, yanıldık mı? Bence bunu demeye hakları yok. O gün geldiğinde bazı mor renk yanan ışıklardan daha mor olabilir cilt renkleri.

Geçtiğimiz günlerde çok sevdiğim eski müdürlerden biri bana yazılarımda kişi isimlerini açıkça yazdığımı, insanların aileleri olduğunu , onlara istemedende olsa zarar verebileceğimi filan söyledi! Ki ben asla böyle biri değilim. Asıl soru insanlar yaptıkları ortaya çıkmadan önce cesurca yapıyorlarken ben yazdığımda neden süt dökmüş kedi gibiler. Burada ciddi bir hata yok mu yani?

Peki Kocaeli’de yıllardır benim ailemin çektikleri sıkıntıları biliyorlar mı? İnanın ben hala yazdığım her kelimede, attığım her adımda , aldığım her nefeste bu devletin zarar görmesini istemediğim için ağır bir dil kullanmamaya dikkat ediyorum. 40 yaşına kadar bana bu kadar zülmedenler bir bana yaptılar, insanlar konuşamıyor olabilirler mi, y

Yani bazılarınız için yazdığım sözler çok ağır gelebilir , ancak inanın en hafif dili kullanıyorum. Belki okuyucularımız değil ama beni tanıyanlar ve konulara hakim olan adları geçenler bu dediklerimi en iyi anlayacak olanlardır.

Sadete gelecek olursak ben ailemin ne çektiğini çok iyi biliyorum, Allah hiçbirinizin evladına bana yapılanları görmeyi nasip etmesin. Son zamanlarda ne kadar zorlandığımı hiçbiriniz tahmin dahi edemezsiniz. O manada bu ildeki İskenderpaşa cemaati ve özellikle sağlık idarecilerinin çoğuna hakkımı asla hiçbir şart altında helal etmediğim gibi, kendi çocuklarına ailelerini tanımasam bile inanın söz gelmesin diye maksimum çabayı sarfederim. Ömrü hayatımda kimsenin ailesiyle, çoluğuyla, çocuğuyla işim olmadı. Aksine biri düşmanımın ailesine bile bunu yapmaya çalışsa karşı çıkarım. Ben mazlumun ahını almam. Ezileni seyretmem, ezeni alkışlamam. Haksızlığa susmam. Zerre kadar haramla işim olmaz.

Devletin vali yardımcısına yakın tarihte katıldığım bir soruşturmada aynen söylediğim sözü tekrarlamak isterim. “ Sütten çıkma ak kaşık olduğumu hiçbir zaman iddia etmedim, değilim çünkü, ancak hiç namussuz ve namertte olmadım.” Kimse ne oldum demesin. Şartlar bizi ak kaşıklıktan bir miktar uzaklaştırdı, inkar etmiyorum. Ne yapacaktım devletimizi kemiren haşere sürüsünü izlemek bana göre değildi, ben zaten çocukluğumdan beri yaramazdım, baktım bunlar haşere bende bunlardan haşere, devletimi kemireceğime ben diğer haşereleri kemirem dedim;)

Devletin işi kötüye giderken, tüm uyarılara rağmen hala devletim, milletim zarar görüyorsa bir tek o durumda hiçbirşeyi, hiç kimseyi hesaba katmıyorum.

Bir de sayın valiler sizlere biraz Ankara geçmişimden bahsedeyim. 1999’dan sonra çok uzun yıllar Ankara’da yaşadım. Bu ile 2014’te geldim, tarafımın tek sicil kaydı yokken soruşturma ve davalar 2015 yılında başladı, geçen senelere kadar 2020 tam gazda gidiyordu.

Ne oldu ne değişti bu davalar azaldı ben söyleyeyim. Bir İzmit çocuğunun devleti ve milleti için çabasını hem halkımız hem milletimiz görmeye başladı. Fettullahçılar korkmaya, mertlik kazanmaya başladı.

Dürüst insanları destekleyenler artmaya başladı. Bu arada bir iki önceki yazımda Ketemde görev yapan doktor hanımla ilgili bir yanlış paylaşımım olmuş onu da düzeltmek isterim, Tuğba Kaştı adlı şahıs Ketem biriminden ayrıldıktan sonra söz konusu diğer doktor hanım o birimde göreve başlamış. Diğer yazanlar doğru tabiki, sadece burada araştırmamda zamanlamayı yanlış belirtmişim , kendilerine bu hatayı düzelttiği için teşekkür ederim.

Değerli okuyucularım insanız hepimiz, hatalarımız oluyor, lakin hep dediğim birşey var, Allah’a inanalım, güvenelim, iyi niyetimizi kaybetmeyelim. Umutsuz olmayalım ve birbirimize destek olalım. Allah insana akıl verdi, hayvandan farkımız olsun diye, muhakeme yeteceğimiz diğer canlılara göre en gelişkin olanlarıyız. İnsan erdemli olmak için var.

Konunun özeti olarak hayatta olmayan gazilerimize ve şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanları cennet olsun. Kurucu lidermiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına, şehitlerimize, Türk Ordusuna, Türk Milletine,gazilerimize saygı ve sevgiyi her daim borç bilirim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Dr. Ersoy Kandemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.