Covid-19 Aşısı Olmayan İşçinin İş Akdi Tazminatsız Olarak Feshedilebilir mi?

Covid-19 salgını ile salgın sonrası aşı uygulamalarının başlaması iş hukuku bağlamında da bir takım sorunların ortaya çıkmasına neden oldu. Özellikle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın geçtiğimiz ay (3 Eylül 2021 tarihinde) yayınladığı “COVID-19 aşısı olmayan işçilerden 6 Eylül 2021 tarihi itibariyle zorunlu olarak haftada bir kez PCR testi yaptırmaları işyeri/işveren tarafından istenebileceğine ve test sonuçlarının gerekli işlemler yapılmak üzere işyerinde kayıt altında tutulabileceğine” ilişkin yazısı ortalığı tam anlamıyla karıştırdı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu yazısından sonra ülkenin her tarafında işverenler aşı olmayan ve PCR testi de yaptırmayan işçileri işyerine almayacaklarını çalışanlarına ilan etmeye başladılar. Hatta bazı işverenler PCR testini de kabul etmediklerini, aşı olmayan işçileri işyerine kabul etmeyeceklerini ve bu işçilerin gelmediği her gün için devamsızlık tutanağı tutarak işçilerin iş akitlerini haklı nedenle feshedeceklerini yazılı veya sözlü olarak çalışanlarına bildirmeye başladılar. Bu bahsettiğimiz işverenler arasında ismini hepinizin bildiği Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarından olan işverenler de var.

Gerek işveren müvekkillerimizin veya dostlarımızın bize bu konuda ne yapabileceklerini danışmaları nedeniyle, gerekse bu firmalarda çalışan pek çok işçinin “böyle bir şey var, ne yapalım, nasıl hareket edelim?” diye sormaları nedeniyle problemin hukuki durumuna ilişkin olarak kamu oyunu bilgilendirme ihtiyacı hasıl oldu. Bütün işçi ve işverenlerimizin bu yazıyı okuyarak konunun hukuki durumunu görmelerini ve problemin çözümünde hukuki kıstaslara göre hareket etmelerini tavsiye ediyorum. Çünkü yarın gerek işçi gerekse işverenlerin yüksek mali külfetlerle karşı karşıya kalmaları riski söz konusu.

İşveren İşçiyi Aşı Olmaya Zorlayabilir mi?

Bir önceki yazımızda (yazıya ulaşmak için https://www.kocaelihalkgazetesi.com/makale/7967008/ gurkan-uysal/ devlet-covid-19-asilarini-zorunlu-kilabilir-mi) devletin vatandaşı aşıya zorlayıp zorlayamayacağı hususunu incelemiş ve sonuç olarak Covid-19 aşısının yapılmasının zorunlu hale getirilmesine ilişkin kanuni bir düzenleme bulunmadığını ve böyle bir kanuni düzenleme yapılmadan da hiçbir vatandaşın aşı olmaya zorlanamayacağını ifade etmiştik. Çünkü aşı meselesi kişinin vücut bütünlüğüne karşı bir müdahaledir ve her birey vücut bütünlüğünü koruma, başka bir ifadeyle kendi bedeni üzerinde tasarrufta bulunma ve karar verme hakkına sahiptir. Ancak Anayasa’nın 17/2. maddesinde bu hakkın “tıbbi zorunluluk ve kanunda yazılı haller” söz konusu ise bu hakkın sınırlanabileceği hüküm altına alınmıştır.

Covid-19 aşısı için kanuni bir düzenleme bulunmadığını zaten ifade etmiştik. Covid-19 aşısı için tıbbi bir zorunluluk olup olmadığı hususunu dile getirme hakkı ise sadece uzman hekimlere aittir.  Burada yalnızca Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Covid-19 aşılarıyla ilgili resmi açıklamalarını aktaracağız.

DSÖ tarafından yapılan açıklamalarda, bazı Covid-19 aşılarının yüksek düzeyde etkinliğe sahip olduğunu gösteren çalışmalar olmasına rağmen Covid-19 aşılarının %100 etkili olmayacağına yer verilmektedir. Buna ek olarak DSÖ Covid-19 aşılarının son aylarda geliştirilmiş olması nedeniyle aşının koruma süresinin bilinmesi için henüz erken olduğunu vurgulamakta, aşıların koruma sürelerine ilişkin olarak belirsizliğin söz konusu olduğunu ifade etmektedir. DSÖ, mevcut verilerin Covid-19 hastalığını geçiren çoğu kişinin enfeksiyona karşı en azından bir süre koruma sağlayan bir bağışıklık tepkisi geliştirdiğini göstermesinin cesaret verici olduğunu; ancak bu korumanın ne kadar güçlü olduğunun ve sürdüğünün hala bilinmediğini ifade etmektedir. (https://www.who.int) Durum böyle olunca, ne devletin vatandaşını ne de işverenin işçilerini Covid-19 aşısı olmaya zorlayamayacağı ortadadır.

Aşı Zorunluluğu Konusunun İş Hukuku Bağlamında Değerlendirilmesi

Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 417 ve devamı maddelerinde işverenin işçinin kişiliğini koruma hakkı düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla yükümlüdür. Yine aynı maddenin ikinci fıkra hükmüne göre İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almakla yükümlüdür. Nitekim bu son hüküm 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile özel olarak düzenlenmiş ve daha somut hale getirilmiştir.

İşverenin işçinin kişiliğini koruma, iş sağlığı ve güvenliğini sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak yasama kuvvetini elinde bulunduran Meclis’in Covid-19 aşını zorunlu kılmadığı, Covid-19 aşısının uygulanması için kanuni bir düzenleme yapmadığı bir yerde işverenden işçisini Covid-19 aşısı olmaya zorlaması beklenemez, işverenin böyle bir zorlamada bulunmaması işverenin iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almadığı şeklinde yorumlanamaz. Dolayısıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ilgili yazısıyla öngördüğü aşı olmayan işçiye PCR testi yaptırılması talimatı kanuna aykırı bir talimattır, hukuken geçersizdir ve ne işveren ne de işçi açısından bağlayıcı değildir.

TBK’nın 399. maddesinde işverenin yönetim hakkı düzenlenmektedir. Buna göre işveren, işin görülmesi ve işçilerin işyerindeki davranışlarıyla ilgili genel düzenlemeler yapabilir ve onlara özel talimat verebilir. İşçiler, bunlara dürüstlük kurallarının gerektirdiği ölçüde uymak zorundadırlar. Ancak, işverenin yönetim hakkı sınırsız ve mutlak bir hak değildir bilakis birçok sınırlamaya tabidir. Bu sınırlamalardan birisi de işçinin kişilik haklarıdır. Aşıya zorlama hususu işçinin kişilik haklarına karşı bir müdahale olacağından işverenin işçileri bakımından aşıyı zorunlu kılma gibi yönetimsel bir hakkı kesinlikle bulunmamaktadır. Ancak kanunla düzenlenebilecek aşı gibi bir konuda işverenin yönetim hakkı kapsamında talimat vermesi, işçileri aşı olmaya zorlaması söz konusu bile olamaz. Bu nedenle bu zorlamayı yapan işverenler hukuken devasa bir hata yapmaktadırlar.

Mevcut hukuki durumda Covid-19 aşısı olmamak, çalışma engeli oluşturmamaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu konuda yayınladığı ve yukarıda ifade ettiğimiz yazısı hukuki bir düzenleme değildir. İdari bir talimattır ve ne işverenler ne de işçi bakımından bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Dolayısıyla işçinin Covid-19 aşısını reddetmesi ne haklı ne de geçerli bir fesih nedeni olmaz. İşçinin Covid-19 aşısı olmaması nedeniyle iş akdinin feshedilmesi durumunda işçi tazminata da hak kazanır, 4857 sayılı İş Kanunu’nda belirtilen şartlar varsa iş güvencesinden yararlanabilir yani işe iade davası da açabilir.

Burada aşı olmayan işçilerin iş sağlığı ve güvenliğini tehlikeye attıkları ve bu nedenle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesi bağlamında iş akdinin haklı nedenle feshedilebileceğini öne sürenler çıkabilir. Bu görüşü öne sürenlere de cevabımız hayır olacaktır. Çünkü kanunen zorunlu olmayan bir aşıyı yaptırmamak işçi açısından iş sağlığı ve güvenliğini tehlikeye atan fil olarak değerlendirilemez. Covid-19 aşısı ne zaman “tıbbi ve kanuni” zorunluluk haline gelir, aşı olmayan işçi de o zaman iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğini tehlikeye sokan fiil işlemiş olur.

İşverenin İşçiyi Aşı Olmayı Teşvik Etmesi

Bazı işverenler, çalışanlarını Covid-19 aşısı olmaya teşvik etmek amacıyla aşı olan işçilere bir maaş ikramiye ödenmesi, prim verilmesi, aşı bonusu verilmesi veya çeyrek altın verilmesi gibi uygulamalarda bulunmaktadırlar.

Doktrinde bazı yazarlar bu uygulamanın eşit işlem yasağına aykırı olduğunu iddia etmektedirler. Ancak, kanaatimizce işverenin çalışanlarını aşı olmaya teşvik etmek için bu tip uygulamalarda bulunması eşit işlem yasağına aykırılık olarak değerlendirilemez. Çünkü Covid-19 pandemisinin tehlikesi zaten herkesin malumu. Bu hastalıkla ilgili olarak hali hazırda mevcut olan tek tıbbi önlem de aşı uygulamasıdır. Ancak aşıya ilişkin olarak yasal bir düzenleme bulunmadığı için işverenin işçilerini aşıya zorlama hakkı da bulunmamaktadır. Öte yandan, işverenin işyerinde iş sağlığı ve güvenliğini sağlaması lazım. İşçiyi aşıya zorlama konusunda eli kolu bağlı olan işverenin hiç olmazsa pozitif güdüleme yoluyla ve tamamen aşıya teşvik amacıyla aşı olan işçilere bu tür ikramiye ve bonuslar verebileceğinin kabul edilmesi gerekmektedir. Aksi halde işvereni tamamen eli kolu bağlı hale getirmiş oluruz ki bu durum başlı başına iş barışını olumsuz etkiler.

Sonuç olarak, işçiyi aşı olmaya zorlama hakkı bulunmayan işverenin hiç olmazsa işçisini aşı olmaya teşvik edebileceğini kabul etmek lazım.

(Not: Bu yazı Covid-19 aşısı olmanın hukuken zorunlu olmadığına ilişkindir. Aşı hukuken zorunlu olmamakla birlikte, bütün okurlarıma –güvendiğim uzmanların aktarımları nedeniyle- Covid-19 aşısı olmalarını şiddetle tavsiye ediyorum. Sağlıklı günler dilerim)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI
# İLİŞKİLİ KONULAR

Yazar Gürkan Uysal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Izmitli - Neden anlamıyorsunuz acaba doğal bir salgın değil bu üretilen bir virüs neden üretildi amaç ney tüm dünyada etken bir anlasanız salgın dendi değil aşı dendi 6 ay gibi kısa bir sürede anlatılan labaratuar ürünü bir virüse aşı nasıl hazırlanmış virüsün içerisinde neler olduğunu katkılarını nereden biliyor acaba aşı firmaları sadece üretenler bilir 3 faz aşı deniyor denekleri ne zaman yapılmış 3 faz aşı hazırlanma süresi 5 yıl gibi süre gerektirir her şey başka amaca hizmet ediyor GREN RESET amaç bu yeni dünya düzeni ciplenmiş insanlık ve üst akıl denen siyonist lerin amacı ciplenme ile insanlığı bitirmek ve akılları sıra tanrıyı kıyamete zorlamak

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 20 Ekim 22:11


Kocaeli Markaları

Kocaeli Halk Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (541) 450 76 90
Reklam bilgi