Savaş koşullarına hazır mıyız?

Değerli okurlar, sonunda bu da oldu. 70 yıllık sözde müttefikimiz, gerçekte düşmanımız Amerika Birleşik Devletleri’yle savaş halindeyiz. Bir yandan silahla karşı karşıya geldiğimiz Amerika ile ekonomik savaş da artık iyice kızıştı.
Günümüzde savaşlar, yalnızca tankla topla askerle yapılmıyor. 2009 yılında Tuzla Piyade Okulu’nun konferans salonunda yedek subay sınavına girmek için beklerken, “Zafer piyadenin süngüsünün ucundadır” yazısını görmüş ve çok etkilenmiştim. Elbette ki savaşların kesin sonucunu tayin eden unsur, “piyadenin süngüsü” olarak simgelenen askeri güçtür. Ve FETÖ’nün prangalarından kurtulan Türk Ordusu, bu anlamda terör örgütü PKK’ya, FETÖ’ye karşı destan yazmaktadır. Aynı zamanda Akdeniz’ den ülkemize yönelen büyük emperyalist saldırıya da Mavi Vatan stratejisiyle başarılı bir şekilde karşı koymaktadır.
Ancak yazımızın girişinde bahsettiğimiz gibi, savaşlar yalnızca topla tüfekle yapılmıyor. Düşman, daha açık bir deyişle emperyalist ABD, ülkemizin direnme ve bağımsızlığını koruma kararlılığını yok etmek için ekonomik ve sosyal temeli operasyonlara da imza atıyor. Türkiye uzunca bir süredir, emperyalist merkezlerden yöneltilen ekonomik temelli saldırıların altında. Ak Parti hükümetinin bu duruma kendi geleneksel yöntemleriyle karşı koyma çabalarının başarısız olduğu artık ortadadır.
Türkiye, son dönemde hızlı bir şekilde cereyan eden gelişmelerle kendisini ekonomik savaşın göbeğinde buldu. Ekonomistlerin bile açıklamakta zorlandığı döviz artışları hem halkın hem de devletimizin canını yakıyor. Ülkemizin ve insanımızın ekonomik kaynakları, ekonomik savaş koşullarında buharlaşıyor. Milli varlıklarımız adeta yok oluyor. Halkımız fakirleşiyor ve devletimiz yatırımlarla ilgili sıkıntılar yaşamaya başlıyor.
Kocaeli’de de gördüğümüz üzere projeler yarım kalıyor, gecikiyor, metroda olduğu gibi iptal ediliyor. Ak Parti yönetiminin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabine toplantısında belirttiği “Ekonomik kurtuluş savaşı” programından hamasi nutuklar atmak dışında haberinin olmadığını görüyoruz.
Kocaeli’de ve ülke genelinde hala çılgın projeleri konuşuyoruz. Kamu kaynaklarının ekonomik kurtuluş savaşı koşullarına göre kullanılması, yerli üretimin desteklenmesi, ekonomi kaynaklı iç karışıklıkların önlenmesi gündeminden hala çok uzağız. Örneğin Körfez İlimtepe’de yapılacak Millet Bahçesi için yapılan ihaleye verilen en düşük teklif 44 milyon TL! Ekonomik savaş koşullarında 44 milyon TL’yi park ve bahçeye gömmek doğru mu sizce? Bu sadece bir örnek, ihaleler ve çılgın projelerde halkın yüz milyonlarca TL’lik birikimi çarçur ediliyor.
Ülkemizin, ekonomide devletin müdahalesine ve girişimlerine ihtiyacı var artık. Ekonomik kurtuluş savaşı, ihalecilerle, zimmetçilerle, komisyoncularla, dolar ve sıcak para vurguncularıyla verilemez. Ülkemizin tam da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi bir ekonomik kurtuluş savaşına ihtiyacı var. Öcü gibi gösterilmeye çalışılan devletçilik, müdahalecilik ve planlama, Türkiye ekonomisinin kurtuluş reçetesi olarak önümüzde duruyor. Bireysel çıkar ve girişimcilik sisteminin Türkiye’ye bu dönemde faydadan çok zarar verdiği görülmektedir.
Savaş koşullarında, devletin ekonomide ve üretimde ağırlığının artması başlıca çözümdür. Kanal İstanbul gibi, millet bahçeleri gibi çılgın veya ikincil öneme sahip yatırımlar yerine, halkın cebindeki yangını söndürecek, işsizliği önleyecek, üretimi artıracak, dışa bağımlılığı azaltacak yatırımların kararlarının alınması gerekmektedir.
Krizler ilk başta işçilerin, memurların, esnafların, köylülerin, işsizlerin, emeklilerin yani dar gelirli halk kitlelerinin canını yakar. Türkiye’ye yönelik emperyalist saldırı girişiminin düğmesine dolar operasyonlarıyla basıldığı bu dönemde en önemli ihtiyaç, iç cephenin sağlam ve bir tutulması, ülkemizi savunma kararlılığımızın ekonomik altyapısının sağlanması, devlet ve milletin birliğini sağlayacak önlemlerin alınmasıdır.
Bu artık bir güvenlik sorunudur ve acilen çözülmelidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir an önce direnme ekonomisine geçmeli ve kamu kaynaklarının gereksiz projelerin ihaleleriyle çarçur edilmesine müdahale etmelidir. Yapılması gerekenleri de sıralayalım; dolar başta olmak üzere döviz dış ticarette ihtiyaç duyulması dışında acilen yasaklanmalıdır. Türkiye’nin kaynaklarını yurtdışına aktaran şirketler ve kumar siteleri başta olmak üzere tüm girişimler sert bir şekilde engellenmelidir. Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltacak yerli üretimi desteklenmelidir. Devlet, başta üreten kesimler olmak üzere halkının ekonomik sıkıntısını hafifletmek için borç ötelemeleri yapmalıdır. Ülkemizin mali kaynakları tüketim amaçlı sadaka gibi dağıtılmak yerine üretime yönlendirilmelidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Emrah Taştan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Halk Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (541) 450 76 90
Reklam bilgi