Sorunlar dağ gibi, çözüm bekliyor

Bedel ödeyerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından kurulan, sınırları kanla çizilen Demokratik, Laik, Sosyal, Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100’üncü yılına 2 kala ekonomik olarak çok zor günlerden geçiyoruz.

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında kurulan ve ekonomik olarak toparlanmamızı sağlayan kazanımlarımızı ne yazık ki tek tek özelleştirme adı altında sattık.

Bundan sonra istihdam sağlayacak yatırımlar nüfusumuzun oranına yönelik yapılmayınca, gençlere iş veremez olduk. Orta yaştakilerin evlerine ekmek götürebilmeleri için ihtiyaçları olan çalışma ortamını oluşturamadık.

Covid 19 salgınıyla başlayan süreçte ekonomimiz her geçen gün geriye gitti gitmeye de devam ediyor.

Dövizdeki dalgalanma, doların 14.81, euronun 16.70 olması, altının gramının 800 TL’yi geçmesi sanayiciyi, ayakkabı boyacısını ülkemde yaşayan herkesi yakından ilgilendiriyor.

Halk ekmek büfelerinin önünde ucuz ekmek için oluşturulan uzun kuyruklar ve yazılan yeni hikayelerin getirdiği karanlık tablo sonrasında ortaya çıkan acı gerçek,

insanlar bırakın eve et götürmeyi, eve ekmek götüremez hale gelmeleri oldu.

Üstelik hiçbir günümüz bir önceki günden daha iyi olmuyor, her gün biraz daha kötü duruma düşüyoruz…

İşçi perişan;

Köylü üretemiyor, 

Emekli ne yapacağını şaşırmış durumda,

Esnaf siftah yapamadan eve dönüyor,

Sanayici dövizle aldığım ham maddeyle nasıl üretim yapıp malımı kaça satacağım? Sorusuna yanıt arıyor.

TÜİK, işsizlik sayısı azaldı diyor.

İŞ KUR’un rakamları ise işsiz sayısının arttığı yönde…

Tüm bunlar yaşanırken,  ülkemizi yönetenler çözüm üreteceklerine sadece vaadde  bulunuyorlar, akıl almaz öneriler üretiyorlar.

Bize emanet edilen ülkemiz nereye gidiyor?

Biz ne yapıyoruz?

Her geçen gün daha kötüye gidiyoruz.

Siyaset dilini daha sakin çözüm odaklı kullanacağımıza kavga eder boyutta kullanıyoruz.

Bu da bizi daha hırçın bir toplum haline getiriyor.

Bir sakinleşelim, oturalım, konuşalım. Birlikte çözüm üretme yollarını bulalım.

Bu ülkede Suriyeliler başta olmak üzere göçmenler mutlu.

Ülkemize ucuz olduğu için alışverişe gelen, eğlenmek için gelen Bulgarlar, İranlılar, yabancı turistler mutlu.

Ülkenin kaynaklarını hortumlayanlar, ayda huzur hakkı adı altında 4-5 yerden maaş alanlar mutlu.

Dolarla anlaşma yapıp yol yapan, köprü yapan müteahhitler mutlu.

Ancak,

Ülkemizin asıl sahipleri yani yurttaşlarımız çok mutsuz.

Mutsuz olmalarının yanı sıra umutsuz, çaresiz, hayata küsmüş, gelecekten umudunu kesmiş haldeler…

İktidar,  ‘Her şeyi ben biliyorum. Ben ne dersem doğrudur’ diyor…

Muhalefet, ‘Hemen şimdi seçim’ isteğini her yerde dillendiriyor…

Tüm bunların sonrasında ne yapacağını, nasıl geçineceğini, ay sonunu nasıl getireceğini kara kara düşünen halkımız sorunlarına çözüm istiyor…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Orhan Balcı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Halk Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (541) 450 76 90
Reklam bilgi