Ya Türkiye, Ya Ak Parti

Değişik platformlarda yaklaşık dört (4) yıldır köşe yazıları yazıyorum. Dört yıl önce yani Doların 3,5-4 TL bandında olduğu dönemlerde bu güne işaret ederek Türkiye’nin büyük bir ekonomik krize doğru sürüklendiğini ve Ak Parti’nin ülkenin krize sürüklenmesindeki en büyük sebep olduğunu yazmıştık. Hatta bu yazılarımızı daha sonra derleyerek “Tayyip Erdoğan Sonrası Türkiye” adlı kitabımızda yayınladık. Dileyen herkes kutsal bilgi kaynağı Google’dan adını aratarak muhtelif kitapçılardan kitabı temin edebilir ve o kitaba başvurabilir.

Türkiye’nin Ak Parti’nin kötü yönetimi sebebiyle büyük bir krize doğru sürüklendiğini söylemek ve bu söylemin aradan 3-4 yıl geçtikten sonra realiteye dönmesi elbette bir kehanet değil. Ak Parti tıpkı bugün olduğu gibi o zaman da ülkenin sorunlarını çözme niyetinde olmadığı gibi bu sorunları çözecek beceriye de sahip değildi. Hala öyle.

Aynı şeyleri o zaman da yazmıştık bugün de tekraren yazıyoruz. Ak Parti kötü. Bu “kötü” kavramını da sadece beceri yoksunluğu olarak değil, en geniş manasıyla niyette, söylemde ve eylemde kötülük olarak anlamak gerekiyor.

Dünyanın her yerinde ülkeyi yönetenlerle yönetilenlerin menfaatleri her zaman çatışır. Dünyanın her ülkesinde yönetenlerin faydasına olan şey yönetilenlerin zararına, yönetenlerin zararına olan şey de yönetilenlerin yararınadır. Mesela demokrasinin, fikir ve ifade hürriyetinin gerek mental gerekse kurumsal olarak yerleşmesi yönetenlerin zararına yönetilenlerin yararınadır. Yargı teşkilatının bağımsız ve tarafsız olması veya başka bir ifadeyle yargının siyasi iktidar tarafından kontrol edilememesi yönetenlerin zararına yönetilenlerin yararınadır. Medya gücünün siyasi iktidarın tahakkümü altında olması ve siyasi iktidarın propaganda aracına dönüşmesi yönetenlerin yararına yönetilenlerin zararınadır. Daron Acemoğlu’nun kapsayıcı kurumlar / sömürücü kurumlar ayrımı olarak adlandırdığı bu durum, dünyadaki tüm ülkeler için geçerli olduğu gibi elbette Türkiye için de geçerlidir.

Ülkeyi yönetenlerle yönetilenlerin arasındaki bu menfaat çatışmasının en net ve keskin olduğu ülkelerin başında ise şüphesiz ki Türkiye gelmektedir. Daha önceki yazılarımızda da ifade ettiğimiz gibi “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adı altında getirilen ve hakikatte bir sistemsizlik olan başkanlık sistemi Ak Parti’nin lehine Türkiye’nin aleyhinedir. Türk yargısının Ak Parti yöneticilerinden doğrudan talimat alması Ak Parti’nin lehine Türkiye’nin aleyhinedir. Kamu kurumlarının liyakatli kişilerle değil de Ak Parti’ye yakın kişilerle doldurulması Ak Parti’nin lehine Türkiye’nin ise aleyhinedir. Tek amacı belli kişilerin gayrimenkul rantı sağlaması olan Kanal İstanbul Projesi Ak Parti’nin lehine Türkiye’nin aleyhinedir.

Lafı bu kadar uzatmadan nihai hükmümüzü ifade edecek olursak bugün gelinen noktada Ak Parti’nin iktidarda olması Ak Parti’nin lehine Türkiye’nin ise aleyhinedir. Ak Parti’ni bugün için Türkiye’nin sorunlarını çözecek merci olmaktan çok uzaklaşmıştır. Üzülerek belirtiyorum ki sorunlara çözüm bulmak bir yana, Ak Parti bizatihi kendisi Türkiye’nin en büyük sorunu haline gelmiştir. İktidar Ak Parti’nin elinden gidip liyakatli kişilerin eline geçmediği sürece Türkiye’nin hiçbir sorunun çözülme ihtimali olmadığı gibi Türkiye mevcut durumdan çok daha kötüye gitmeye devam edecektir.

Ak Parti’nin bugün için tek derdi iktidar süresini uzatabildiği kadar uzatmaktır. Yaptıkları her hamleyi, attıkları her adımı sadece ve sadece siyasi ömürlerini uzatmak için atmaktadırlar. Ak Parti, iktidarını devam ettirebilmek için imkânlarını sonuna kadar zorlama ve bu uğurda feda edilebilecek her şeyi feda etmekten de geri durmamaktadır. İktidarlarını devam ettirebilmek için ülkeyi topyekûn ateşe vermeleri gerekse bir an düşünmeden bütün ülkeyi ateşe verirler. Nitekim yakın tarihte gerçekleştirdikleri ekonomik/siyasi hamlelerle bunu zaten ispatladılar.

Şimdi bazı Ak Partili arkadaşlarımız “Evet Ak Parti kötü ama mevcut içinde en iyisi bu. Buna vermeyip kime oy verelim?” diye sorabilirler. Bu soruyu sormakta sonuna kadar haksızlar. Çünkü bu soru her şeyden önce realiteden uzak. Öncelikle, ülkeyi yirmi yıldır Ak Parti yönetiyor ve Ak Parti’nin ülkeyi kötü yönettiği tescillenmiş durumda. Aynı kötü sicil Ak Parti’nin ittifak ortağı MHP için de geçerli. Hâlbuki bugün muhalefette olan partilerin hiç birisi ülkeyi yönetmiş, ülkeyi yönetme imtihanından geçmiş değil. O nedenle Ak Parti’nin diğer muhalefet partilerinden, örneğin DEVA Parti’sinden örneğin CHP’den örneğin İYİ Parti’den daha iyi olduğunu söylemenin gerçekle bağdaşır hiçbir yanı yok. Diğerlerini hiç denemediniz, görmediniz ki! Dolayısıyla ortada kötü olduğu kesin bir şekilde tescilli olan Ak Parti varken kötü olma “ihtimali” bulunan muhalefet partilerine burun kıvırmak mantıklı da değil adil de.

Kaldı ki Ak Parti’den sonra iktidar olacak kişilerin ülkenin sorunlarını çözmek için ekstra bir gayret göstermelerine de gerek yok. Ak Parti faaliyetleriyle ülkede öyle bir yıkım meydana getiriyor ki, Ak Parti’den sonra gelenler koltuğa oturup hiçbir şey yapmasalar, boş boş otursalar sorunlar kendiliğinden çözülüyor zaten.

Bu yazı partizanca hislerle yazılmadı. Ak Parti iyi olsaydı, kendi menfaatini ülkenin menfaatlerinin üzerinde tutmasaydı, hatta kendi menfaatleri uğruna ülkeyi yıkıma götüren filer işlemeselerdi bu satırların yazarı da Ak Parti’ye can-ı gönülden destek verirdi. Ama maalesef Ak Parti kötü ve Türkiye’nin sorunlarını çözüp düze çıkabilmesi için Ak Parti’den ve daha da önemlisi Ak Parti’nin yıkıcı siyaset tarzından kurtulması gerekiyor. Ve bu satırların yazarı da Türkiye’yi Ak Parti’den daha çok seviyor ve Türkiye’yi Ak Parti’ye tercih ediyor.

Türk vatandaşları bir yol ayrımında. Bugün her bir Türk vatandaşı iki menfaatten birisi yani kendi menfaatiyle Ak Parti’nin menfaati arasında tercih yapmak zorunda. Bugün her bir Türk vatandaşı Türkiye ile Ak Parti arasında bir tercih yapmak zorunda. Türkiye’nin Ak Parti ile birlikte kazanma imkân ve ihtimali yok artık. Ak Parti, Politbüro haline gelirken Türkiye de 20. yüzyılın ilk yarısındaki totaliter rejimlere doğru (d)evriliyor. Türkiye’nin insan kaynağı, enerjisi, birikimi, zamanı Ak Parti eliyle israf ediliyor. Mevcut denklemde Ak Partili bir Türkiye’nin gelişme imkân ve ihtimali bulunmuyor. Aksini düşünen varsa, kötülüğüne rağmen hala Ak Parti’yi destekleyen varsa, bu kişiler bundan böyle buyursunlar Ak Parti’yi sadece kendi sırtlarında taşısınlar. Ak Parti’nin sefasını sürüp cefasını millete yıkmaya çalışmasınlar. Ak Parti’yi milletin sırtına yük etmekten vazgeçsinler. Bu ülkenin de bu milletin de Ak Parti’yi daha fazla sırtında taşımaya mecali kalmadı artık.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürkan Uysal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Halk Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (541) 450 76 90
Reklam bilgi