Samimiyetsiz milletvekilleri, siyasetçi, vali, başsavcı ve emniyet müdürleriyle ülke ne kadar ileriye gidebilir?

Kentimizin gerilemesinde iş bilmez siyasetçiler kadar başarısız  bürokratların da elbette payı gözden kaçmıyor.

Düşünsenize kaç senedir Kocaeli’deki bürokratlara dünya sorum var, o kadar kendilerine  söz söylüyorum da bir tanesinden Ersoy bey al senin sorduğun sorunun cevabı budur dedikleri duyulmuyor. Nedenini emin olun birçokları anlıyor.

Kocaeli Adliyesi’nin bazı yetkililerinin görev anlayışından zerre kadar hazetmediğimi yazmıştım. Düşündüm ki yaşadığım dava süreçlerini yazmam kendilerinin toplum önünde benim samimiyetimi görmeleri hepimiz için daha iyi olacak!

Şimdi bazıları belki Ersoy hoca adliyeyi, hukukçuları yazmıyor pek, herhalde çekiniyor diye düşünmüş olabilir. İnanın mevzu çekinme meselesi değil. Yıllar önce bir hakime hanım gördüm, yaşı emekliliğine yakındı. Benim bir davamda hakime bayanın yorgunluktan gözlerinin  kan çanağı olduğu gün içim acıdı, neden böyle hissetmiştim bende bilmiyorum. Karakola gidiyorum polis muhakkikleri yorgun. Evet bir mücadele veriyorum ama amacım kimseyi yormak olmadı, olmazda!

Fark etmişsinizdir, çeşitli muzurluklar da yapıyorum, dedim ya çok uslu bir tip sayılmam. Kurallarım vardır hayatta, hile yapmam, yaptığımı, yapacağımı, sevdiğimi, seveceğimi, sevmediğimi saklamam. Açık oynarım kartlarımı. 

Başsavcı Habip Korkmaz gibi birini bugüne kadar çok fazla eleştirmedim, sebepleri vardı. Yani adli makam ve yetkililerden ya da herhangi birinden çekindiğimden filan değil.

Hukuk herkese eşit olmalıdır. Bugün Ersoy Kandemir de hata yapsa Fikri Işık, Tahir Büyükakın, Şevki Yılmaz, Muhittin Paça da yapsa eşit olmalıdır. Peki tam bu noktada Kocaeli'de yaşananlarla ilgili halkın ne düşündüğünü sizce Kocaeli siyaseti ne kadar düşünüyordur dersiniz!

Herkese karşı  ilk olarak  samimi davranırım. Kimseyi  kırmam, incitmem ta ki mazluma, devlete, millete zarar verdiğine ve engellenemediğine inana kadar. Fazla uyarmam, sadece 2 kez, aynı uyarıyı iki kere yaptığım kişi anlamıyorsa bir daha asla ne karşıma alırım, ne unuturum. Geçtiğimiz aylarda bir bayan idareci beni aradı, ee Ersoy bey beni yazmışsın dedi. Elbette yazacağım, arkadaşım, tanıdığım diye ben adam kayırmam dedim. O gündür aramıyor, aramasında zaten. İyi insan arkadaşım kırılacak diye düşünüp hatasını söylememezlik etmez. Yazmakla söylemek arasında fark yok. Allah’ın bildiğini kuldan da saklamam. Ya hata yapmayacaksın, ya hatanı düzelteceksin ama kim olursan ol yapıp yapıp kaçıp kıvırmayacaksın! Sonra bunları yazıyorum diye bana o tavrı gösterene benim bir ömür güvenmeyeceğimi bile bazılarının algılayamaması çok ilginç geliyor.

Dün başka bir idareci arkadaşımla görüştüm, Ersoy az sakin ol, memuriyete geri döneceksin dedi. Yani demek istediği az yazma, az sert eleştirilerde bulunma demeye getiriyor!

Sizce benim gibi biri görevine geri dönmek için yaşadığımız ülkede kendi çıkarını düşünüp susup arkadaşın dediğini mi yapar, yoksa şöyle mi düşünür?

Hayatın boyunca çalış çabala, Devletin, milletin yücelmesi için uğraş dur, ama haklı olduğun her konuda haksız çık, üstüne sus bir de görevine dönmek için, peeeeeeh!

Tabi arkadaş benim iyiliğimi istiyor istemesine de dediğim her kelimenin dün yanında  olmadığında da haklılığımı biliyordu bugün de!

Benim bu arkadaşıma ve onun gibi düşünenlere anlatamadığım bazı şeyler  oldu. Arkadaşlar ben devlet görevine dönmek için çok can atan biri değilim, babamın rahatsızlığından dolayı, moral olsun diye bunu istedikçe karşılaştığım tutumları hayatı boyunca unutacak ya da hesabını sormayacak biri de değilim.

İnanın o kadar soğudum ki şu Kocaeli’de özellikle AKP başta siyasi cenahtan. Yemin ederim bugünlerde bana neler yaşatıldığını hissetmiyorlar da yahu bu arkadaşıma zamansızlıktan diyemedim, Allah aşkına haklılığımı kanıtlamaya çalıştığım ülkemde ilk benim başıma gelmiyor bu olaylar!

Bu tip sıkıntılar yüzünden yurt dışına giden binlercesi geri dönmüyor. Ben isterdim ki devletimizin valisi, başsavcısı, emniyet müdürü bugün olaya bir Ersoy Kandemir olarak bakmasın, bu mevzular hepimizin geleceğini ilgilendiriyor, Ersoy’un yaşadıkları bugünün değil yılların sorunu diye ama nerede o samimiyet, vicdan!

Seddar Yavuz kadar başarısız bir vali görmedim. Kendisini ilk geldiğinde şehit ve gazi ailelerini ziyaretinden dolayı çok takdir ediyordum. Başımıza bir hadise geldi il sağlık müdürlüğünde. Daha önceden, pandemiden de önce tarafıma saldıran Coşkun Güler adlı şahıs makam odasının kapısını kitleyip yine saldırıyordu geçen sene. Yaptığı hareketi önce karakol ifadesinde açıklamazken sonra karakol ifadesindeki değişikliği fark etmiştik. Bu konuyla ilgili dava sürecini de ayrıca yazacağım, özellikle barolar ve Ankara’daki Adalet Bakanlığı  üst düzey bürokratları okuduğunda benim Kocaeli Adliyesi ile neden ciddi bir inceleme, araştırılma yapılması konusundaki fikrimi daha iyi anlayacaklarını düşünüyorum.

Düşünün ki bir il valiliğinde sağlık müdüründen memuruna Coşkun Güler’le yaşanan arbedeyi duymayan kalmamış, onlarca şahitli olayda bir soruşturma bile açmıyor, neymiş efendim benim şikayetçi olmam gerekiyormuş deniyordu. 

Valilik soruşturmasını vali adına yardımcısı yürütmüş, ifadesinde Coşkun Güler makam odasının kapısını kitlediğini kabul etmiş, yani bir kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlemiş, yetmemiş içerde bana saldırmış, çıkan olaylarda sesi dışardan duyan Ahmet Sarıışık ve birçok kişi sesleri duymuş, kapıya yüklenmiş.

Şimdi bu ilde Seddar Yavuz gibi bir valinin samimiyetsizliği, suçu sabit olmasına rağmen nasıl oluyorsa bu Coşkun Güler’in soruşturmada, valilikte, savcılıkta aklandığını anlamak bana göre zor değil! Yazdıkça anlaşılacaktır daha da iyi bu konular.

Benim canımı sıkan husus tam olarak şu; böyle başarısız vali, savcı, emniyet müdürleriyle bu ülke ne kadar ileriye gidebilir ?

Fikri Işık diye bu kentte AKP’li milletvekili var, herhalde benim kendisine ettiğim sözleri, sorduğum soruları fazla soran olmamıştır. 

Kendisi başta AKP Kocaeli’nin yöneticilerine bir kez daha İzmit Çocuğu olarak soruyorum. Sayın Işık sen ve sana yakın bürokratları en sert dille eleştiren biri olarak soruyorum. AKP’li olmak zorunda mıyım, sana, senin gibi bu ili geriye götürenlere saygı duymak zorunda mıyım? Sizler bugün AKP’li olmayan insanların yaşadıkları eziyetleri unutacaklarını mı sanıyorsunuz? Size hesap soranlara yıllardır gösterdiğiniz tutumlar ortada da anlamadığım bu ülkede bir çok insan sıkıntı çekerken, sizlerin maddi durumu nasıl oluyor da ilerliyor diye sorulmayacak mı sanıyorsunuz? 

Kocaeli’de İzmit Çocuklarına yapılan çeşitli baskılarda AKP neden bu kentin ÇOCUKLARININ yanında olamıyor diye Kocaeliler düşünmüyor mu, sizlerin siyasi ahlakınızı görmez mi sanırsınız?

Başsavcı Habip Korkmaz bugün bu ilde Kocaeli Adliyesi ile ilgili yaşanan onlarca olumsuz örnekte AKP’li bazıları İçin enteresan kararlar çıkarken acaba kendisinin  görev anlayışını kamuoyu görmüyor, adliyede olan biteni vatandaş takip etmiyor  diye mi düşünür?

Bu ilde milletvekili adayı olmuş, Büyükşehir Başkan adayı olmuş, hakkında defalarca adli tıp kurumundan akli melekesinin incelenmesi  kararı çıkmış biri bunca aydır çatır çatır haber yazarken adli yetkililere desem ki gelin  şu telefonlarınızın ve bilgisayarlarınızın log kayıtlarına bakalım acaba kaç hakim, savcı çıkar dersin akli melekesinden şüphe edilen Ersoy’un yazılarını okuyan? 

Ya da desem ki kendisine seni FETÖ konusunda arayan milletvekili kim diye zerre merak etmiyorum, Gölcük’teki savcıdan, Körfez’deki hakime , Gebze’den Karamürsel’e yıllardır devletin tüm kurumlarını incelerken neden senin görev anlayışını beğenmiyorum diyorum hiç merak etmiyor mudur? 

Başsavcı kendini benim yerime koyup, benim gözümle bakıp, kendisi mi devletin kurumlarının içine yerleşen cemaatçi adı altında her türlü devlete zarar vermeyi amaçlayan yapıyla mücadele ediyor yoksa ben mi sorusunun cevabını hayal edebilir mi?

Bakan, Başsavcısı olunması benim kendilerini eleştiremeyeceğim manası taşımaz. Geçmişte  çok savcı, hakim eleştirdim. Belki bilmiyorsunuzdur diye sizlere, yani adli yetkililere bu güzel avukatlar gününde bir anımı paylaşarak da kutlamak isterim. Yıllar önce bir özel yetkili savcı vardı, Devletimizin tepesindeki yetkililer kadar kendisine  birçok kişi inanmıştı, ya bugün nerede o inananlar!

Kendisi başarılı, marifetli biri  sanılmış ve yanılınmıştı. O gün de dedim bu adam devlete zarar vermekten başka bir şey  yapmadı diye,  dinlemediler, bugün o adam memuriyetten ihraç ve kaçak, heee eski savcılardan yere, göğe sığdıralamayan Zekeriya Öz’ü diyorum!

Şimdi Başsavcı Habip Korkmaz, Vali Seddar Yavuz ve İl Emniyet Müdürü Veysel Tipioğlu sizlerin görev anlayışınızı yıllardır gözlemeyen biri olarak üçünüze bir soru soracağım, cevabı elinize vicdanınıza koyarak veriniz? Bu ilde sizler kamu vicdanını ne kadar önemsiyorsunuz? Kamu vicdanını yaptıklarınız kadar işittiğiniz sözlerle de yaraladığınıza inanıyor musunuz hiç ?

Sizce benim gibi biri haksızlığa uğramasına rağmen bugüne kadar memuriyete geri döneceğim diye kendini mi düşünür yoksa yıllardır Kocaeli’de sağlık personeline yapılan eziyetin kaynağı Coşkun gibilerin idareciliğindeki hukuksuzluklarına mı göz yumar?

Mübarek Ramazan ayında sizlere söylemekte yarar görürüm, memuriyetle ilgili hakkımdaki kararı beklemeyeceğim, yani artık istemiyorum memuriyete dönmeyi! Avukatlarımı da  yarın arayıp beni temsil etmemelerini isteyeceğim artık. Bu ne anlama geliyor eminin anlayamazsınız aynı yıllar önceki  vali Hüseyin Aksoy gibi de, inanın sorun değil! Vali yardımcısı Ahmet Derviş Set, Osman Ekşi, Dursun Balaban gibilerle mi bu devlet kalkındı? İnanın  bu vali yardımcılarını tanımak kadar büyük bir şanssızlık olamaz, Allah düşman başına vermesin böylelerini. Ben bunlar kadar devlette başarısızları ilk defa görüyorum demem lakin AKP iktidarında inanılmaz bürokratik hatalar görürüm. Elbet bu iktidar da birgün değişecek, çok merak ederim o gün AKP iktidarı desteklediğini alenen olmasa bile hissettirenler ne yapacak göreceğiz !

Hayatım boyunca Allah’a ve Devletimize güvenen bir  İzmit Çocuğu olarak Ramazan ayında sadece şunu söyleyeceğim “ Zerre kadar hiçbirinize ne saygım ne de inancım var”. Kocaeli Halkı olanı biteni görüyor. En  sert dille eleştirdiğim hususlar hep halkın sıkıntı çektiği noktalardı, hiçbiriyle  ne tanıştım, ne de tanışmak isterim. Kimseye kızgın da değilim, kader diye birşey var sonuçta. Hepimiz kaderimizi yaşıyoruz. İnanın  başarılı görev yapmasını çok isterim bazılarının  lakin bunu göremeyeceğime inanırım. Bunun en büyük sebebinin de bürokrasiye değil Türk Siyaseti’nin son 50 yıldır başarısız ve ben merkezli düşünen çıkarcı yaklaşımlarına, halktan çok koltuklarını düşünmelerine bağlıyorum. 

Özetle bu ülkenin  böyle, bu yönetim anlayışlarıyla düzeleceğini düşünmediğim gibi mücadelemden asla vazgeçmeyeceğimi vurgulamakta yarar görüyorum. 

Saygı ve sevgilerimle( Malum kişi sen yine hariç;) 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Dr. Ersoy Kandemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Halk Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (541) 450 76 90
Reklam bilgi