Değerli okuyucularım...

Ben 1948 İstanbul doğumlu İnşaat mühendisiyim.

Hayatım sosyal faaliyetler içinde, İlkokul, orta okul ve Üniversite yıllarım hep sınıf mümessilliği ile geçti. Üniversitede ayrıca talebe birliği başkanlığı yaptım. 1968-1970 yılları arası öğrenci hadiseleri yoğundu. Sopalı kavgalar silahlı kavgaya dönüşmüştü. Bizim okuldada bu gavga en acımasız şekilde yaşandı. Okulumuz karşı görüşten öğrenciler( aralarında öğrenci olmayanlarda vardı) tarafından molotof kokteylleri ile basıldı. Bu arbede esnasında bir kişi öldü. 17 kişi yaralandı. Ben ve bir kaç arkadaş mahkemelik olduk. Mahkemeler üç farklı şehirde devam etti. Bir arkadaşımız tutuklandı. Ben beraat ettim. 1970 muhtırası ile beraber dernek faaliyetleri durduruldu. 1972 yılında da  Üniversiteden mezun oldum. Artık önümde mesleğimi yapmak mecburiyetim vardı. Bir kaç yıl sosyal çalışmalardan uzak sadece mesleki faaliyetlerini sürdüren sakin bir kişi idim. Zira ilk okuldan beri süregelen kavgacı kişiliğimin olduğunuda itiraf etmeliyim.1978 yılında dolaylı olarak siyasete bulaştım. Dikkat ederseniz politikaya değil, siyasete bulaştım dedim. Zira beraber olduğum kişiler idealist insanlardı. Ayak oyuncu değillerdi. 1980 yılında ihtilal oldu. Bende diğer il yönetim kurulu üyeleri gibi siyasi yasaklı hale geldim. Tâki 1984 yılı Şubat ayına kadar. Siyasi yasağım çözülünce siyasete adım attım. İzmit belediyesi meclis üyesi oldum. Ayrıca parti il yönetimindede görev aldım. Bu yeni siyasi hamlem neticesi farklı bir ortama girmiştim. Bu partim eski partim gibi değildi. Lâkin benim için henüz sakıncalı bir durumda yoktu. Bu süreçte Belediye Başkanlığına aday oldum. Milletvekilliğine niyetlendim. İşte o zaman siyasete girmediğimi, politikaya girdiğimi müşahade ettim. Gördüm ki Ülkemizde artık siyaset yapılmıyor. Politika yapılıyor. (Yani Yunanca tabiriyle çoklu ayak oyunu). Hani güreşte bir hamle vardır. Bir güreşçi yerde diğer güreşçinin arkasına dolanır bir puan alırya, politikadada oyuncular birbirinin arkasına dolanma yarışında.

Yalan, entrika, adam harcama, çıkar savaşı hepsi vardı. Olmayan ise samimiyetti. Yüzüne gülüp arkadan kuyu kazmak en belirgin özellik idi. Bu özellikler benim hazmedebileceğim özellikler değildi. Sakin ve hayırlı bir iş yapmalıydım. Bu sebeple Kızılay İzmit şubesinde görev aldım. Bir kaç sene şube kurulu üyeliği yaptım. Bu arada Müsiad iş adamları derneğinin Kocaeli şubesinin kurucuları arasında görev aldım. Bir kaç yıl başkan yardımcılığı görevini yürüttüm. Burada amacımız haramı helali bilen iş adamlarının bu dernek kanalı ile yurt dışına açılabilmesi ve ekonomilerini geliştirebilmesi idi. 

Bu arada beş yıl süren belediye meclis üyeliğim bitince siyasete ara verme kararı aldım. Bu sebeple partimdende istifa ettim. Bir süre sadece işimle meşgul oldum ise de çok sevdiğim ve sonra rahmetli olan bir Bakanlık yapmış dostumun belediye başkanı adayı olup, kendisinin meclis üyesi olmam konusundaki ısrarlı talebi üzerine kendisi ile seçim çalışmalarına katıldım. Seçimi kazanamadık. Lakin ben muhalefet belediye meclis üyesi oldum. Beş yılda bu şekilde görev yaptım. Belediye Başkanı adaylığım sırasında çoklu ayak oyununun nasıl işlediğini gördüm. Partimde bende  seçimi kaybettik. Milletvekilliği aday adaylığım sırasında gördüm ki bu politik manevralar ve çoklu ayak oyunları giderek artıyor. Benim yüzüme karşı beni destekleyeceklerine dair en kötü yeminleri edenler, Ankara’da aleyhime dolap çeviriyorlar. Ayağıma çelme takmaya çalışıyorlar. Onlarla mücadele etmeye kalksam onların metodlarını kullanmam gerekecek. Bunuda kendime yakıştıramadım. Bundan dolayı  Meclis üyeliğimin süresi dolunca tekrar aday olmayıp siyaseti noktaladım. Bu arada Kızılay Kocaeli şubesinde yönetim kurulu üyesi ve başkan vekili görevini yürütüyordum. 2005 yılında Kızılay Kocaeli şube başkanı oldum. Tamamen gönüllü ve hiçbir ücret ve hakkı huzur  almadan yönetimimle birlikte çalışıyorduk. Çalışma tempom çok yoğundu. Lâkin huzurlu bir ortam vardı. Ayak oyunu yoktu. Ucunda hayır ve fakir fukaraya yardım vardı. Eldeki kısıtlı imkânlarla Kocaelinde Kızılay özel bir tıp merkezini kurduk. Bu tıp merkezi giderek gelişti. 30 hekim 55 personel ile Günlük  750 hastaya hizmet verir hale geldik. Kocaeli deki özel muayenehanesi olan bir kısım hekimler bu özel  tıp merkezinden rahatsız oldu. Zira kaliteli ve ucuz tıp hizmeti veriyorduk. Halk çok memnundu. Fakir fukarada kontenjan dahilinde bu tıp hizmetinden ücretsiz yararlanıyordu. Bu rahatsız olan muayenehane sahibi doktorlarla birlikte  bir kaç basın mensubuda bizden rahatsız oldu. Aleyhimize yazılar yazdılar. Biz yolumuza devam ettik. Tıp merkezi haricinde Kızılay Kocaeli şubesi olarak yurt dışı dahil olmak üzere afet bölgelerine yüzlerce ton gıda, çadır, giyim eşyası vs. gönderiyorduk. Onuda tenkit ettiler. Saray yokuşunda hibe edilen bir bina yangında metruk hale gelince belediye tarafından yıktırılıp arsa haline getirildi. Üzerine bina yaptırabilecek  halde değildik. Zira yıkılan bina ahşap ve tarihi eserdi. Yenisini yapmak çok pahalıya mal olacaktı. Elimizi çabuk tutmazsak bu arsayı genel merkezimiz hazır bekleyen bir talipliye satacaktı. Parasınıda genel merkez kadasına koyacaktı. Elimizi çabuk tutmalıydık. Bizde çok kârlı bir şekilde Otel Asya yanında bulunan Çağlayan iş merkezindeki 300 m2 lik daire ile bu arsayı takas ettik. Kızılay olarak daha değerli bir mülk sahibi olduk. Burayıda 200.000 Tl masraf ederek tadilat yapıp şube olacak şekle getirdik. Şubeyi de Kızılay iş merkezinden buraya taşıdık. Şubenin Kızılay iş merkezindeki yeri ile birlikte tıp merkezimizin Sağlık bakanlığına devri ile boşalan yerini aylık 50.000 Tl ye Derince Araştırma hastanesine polikilinik olarak kullanılmak üzere kiraya verdik. Bunada itiraz ettiler. Plaj yolundaki arsamıza 18 dairelik bina yaptırdık. Bu günkü değeri 30 milyon Tl dir. Şu an boş vaziyette duruyor. Ford fabrikasından hibe araçlar aldık. Bu araçların birini afet malzemeleri ile donattık. Bizi görevden aldıktan sonra araçlarıda Ankara’ya götürdüler. 1999 Kocaeli depreminde Kocaeli dışıyla haberleşmenin kesilmesinden  ders alarak Kartepe’ye afette telsiz haberleşmesi yapalım diye telsiz haberleşme sistemi kurduk bundanda memnun olmadılar. Şu an bu sistem atıl bir vaziyette. Bize şer güçler görevden almak için üç kez kumpas kurdular. Şükürler olsun ki hepsinden yara almadan kurtulduk. Giderek siyası partiler gibi Kızılay’da da ayak oyunu başlamıştı. Ülke genelinde 650 Kızılay şubesini kapattılar. Kalan yüz şubeninde yönetimlerini görevden alıp (Kocaeli dahil) yenilerini tayin ettiler. Bizler eski Genel merkezle uyum içinde çalışıyor ve yaptıklarımızdan haz duyuyorduk. Tâki yeni genel merkez yönetiminin seçildiği 2016 yılına kadar. 2016 yılının 14 Temmuzunda Genel merkeze yönetim kurulu olarak yeni seçilenler şubemize müfettiş göndererek bizi görevden aldılar. Sadece bizi görevden almakla kalmayıp uyduruk iddia ve iftiralarla savcılığa şikayet ettiler. Savcılık konuyu dört yıl inceledi. Suçsuz olduğumuza karar verip yargılanmamıza gerek duymadı. Yani suçlamalardan aklandık. Yaptığımız gönüllü ve ücretsiz 30 yıllık hizmetlerimiz karşılığında teşekkür beklerken suç isnat edilerek mağdur hale getirildik. 14 Temmuzda görevden alındık. 15 temmuz kalkışması başarılı olsa idi kimbilir halimiz ne olacaktı.

Bunları niçin yazdım.

1- Tarihe not düşmek için yazdım.

2- Siyasi kurumların ve itibarlı geçmişi olan hayır kurumunun yeteneksiz kişilerin elinde nasıl tartışılır hale getirildiğini göstermek için yazdım.

3-İnsanlarımızın olmazsa olmazı hale gelen bu kurumların halinden haberdar olunması amacıyla yazdım.

Evvelin siyaset kurumları, giderek politika kurumları haline getirildi.

Evvelin gönüllü hayır kurumları,

giderek politikanın ön plana çıktığı kurumlar haline getirildi.

Halkımızın bir zamanların saygın kurumları olan bir çok kuruma karşı saygısı ve itimadı nerede ise kalmadı. Bu süreçleri yaşayan 74 yaşındaki bir kişi olarak içim acıyor. Tünelin ucundada pek ışık göremiyorum.

Saygılarımla

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar T. Muzaffer Şişmanoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Kocaeli Markaları

Kocaeli Halk Gazetesi, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (541) 450 76 90
Reklam bilgi