Bir Babanın Omuzlarında Yeşeren Azmin Hikayesi

Onun adı Yasemin Temel Çiftçi. Küçükken geçirdiği rahatsızlık sonucu kendi deyimiyle hem engelli hem kadın olmakla çifte engelli olarak hayatına devam etmek zorunda kalan,toplumun engellilere karşı ötekileştirmesine var gücüyle karşı çıkan, bitmeyen yaşam enerjisi ve mücadeleci ruhuyla tüm yargılayıcı bakış açılarını yerle bir etmiş bir kadın. İşte babasının omuzlarında yükselen küçük engelli bir kızın, onun desteğiyle nasıl güçlü bir kadına dönüştüğünün hikayesi

Yıldız Özçelik
Yıldız Özçelik Tüm Haberleri

Merhaba Yasemin Hanım, öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?

1967 yılında İzmit Yenidoğan mahallesinde dünyaya geldim. Açık öğretim Fakültesi İşletme mezunuyum. Kore Gazisi Süleyman Temel’in altı çocuğundan biriyim. Evliyim ve bir çocuk annesiyim. Bir buçuk yaşında geçirdiğim çocuk felcinden dolayı ortopedik engelli olarak hayatıma devam ettim. Ama bu benim hayata sıkı sıkıya bağlanmama engel olmadı eğitimimi tamamladım. Hatta lise döneminden beri hem okudum hem çalıştım. Ailevi nedenlerden dolayı ara verdiğim eğitimime akşam lisesine yazılarak devam ettim. Hatta Kaşkal üst geçitin orda olan okuluma giderken birkaç kez araba çarpma tehlikesi geçirmişliğim vardır.

Hem okuyup hem çalıştığınızı belirttiniz sizi buna iten nedenler neydi? Zor olmadı mı?

Zor olmadı çünkü ben hep çalıştım. Bir başkasına yük olmamak için hayatım boyunca kendim ihtiyaçlarımı hep kendim görmeye çalıştım ve gördüm bu nedenle çok fazla zorlandığımı söyleyemem. Bir kız çocuğu içinde ayakları üzerinde durmanın ve eğitimin çok önemli olduğunu düşünen bir insanım bu konuda çok şanslıyım çünkü babam beni her zaman destekledi ve arkamda oldu. Kırsal kesim ve doğuda yaşayan kız çocuklarımız ise benim kadar şanslı olamıyor mesela buda çok üzüldüğüm bir konudur.

BEN ONLARIN SESİYİM

Doğuda yaşayan kız çocuklarıyla ilgili yakın çevrenizde sizi etkileyen biri mi vardı?

Hayır, ama çok okuyan ve araştıran biriyim. Türkiye’nin birçok yerinde bu sorunun olduğunu biliyorum. Zaten ataerkil bir toplumda yaşıyoruz ve çok yerleşmiş bazı kalıplar var. Örneğin ilk çocuğun erkek olmasının istenmesi, kız çocuğu okuyup ta ne yapacak gibi.

Ve ben bu kalıpların içinde bir nevi çifte engelli olarak hayata geldiğimi düşünüyorum. Hem kız çocuğu hem engelli olmak bana göre tam olarak bu tanımla anlatılabilir. Kendim her ne kadar aşmış olsam da (babamın büyük desteğiyle) anlattığım kırsal kesimlerde yaşayan ve engelli olan kızlar için bu o kadar kolay değil. Bir nevi onlarında sesi olduğumu düşünüyorum ve bu sesi herkesin duymasını istiyorum.

Birazda iş hayatınızdan bahsedelim, öz geçmişinizde 22 senelik bir çalışma geçmişiniz olduğunu okudum. Bu süreçte engelli bir kadın olarak zorluk yaşadınız mı?

Aslında bu konuda çok şanslıyım çünkü hep iyi insanlarla karşılaştım. Ama yaşadığım kötü olaylar oldu mu evet oldu. Özel sektör olduğu için doğuma 1 ay kalaya kadar çalıştım hatta bir keresinde karlı bir havada servisten inerken ayağım kaydı düştüm oğluma hamileydim diz kapağım kırılmış ve çenem yarılmıştı dikiş atıldı. Ama dediğim gibi iyi insanlarla karşılaşmış olmak en büyük şansımdı güvenlik olsun iş arkadaşlarım olsun her zaman yardımcı oldular bana, hepsi sağ olsun.

 BİSİKLETE BİNMEK İSTERDİM

Genelde engelli insanlar kendilerini toplumdan soyutlama eğilimindedirler sizin böyle bir döneminiz oldu mu?

Hiç olmadı. Kendime çok fazla özgüvenim var. Hayatım boyunca böyleydim engellerimi bir eksiklik olarak görmedim hiçbir zaman ama içimde kalan şeyler oldu mu tabi ki oldu. Mesela hiç bisiklete binemedim, öğrencilik yıllarımdan hiçbir zaman beden dersine katılamadım. Ama ehliyetim var araba kullanabiliyorum mesela engelli olmayıp henüz araba kullanmayı bilmeyen o kadar çok insan var ki. Anlatmak istediğim ben olaya her zaman olumlu yönünden baktım eksilere değil artılara odaklandım.

BABAMA HAYRANDIM

Kendi hayatınızı anlattığınız bir kitabınız var bu kitabı yazmaya nasıl karar verdiniz?

Aslında kitap yazmak önceden planladığım bir şey değildi ama bu konuda babamdan etkilendiğimi söyleyebilirim. Babam çok güzel şiir yazardı ve bu şiirlerini evde yüksek sesle okurdu ona hayran kalırdım. Hitabeti o kadar güzeldi ki dinlerken tüyleriniz diken diken olurdu. Bende bu sürece çalışırken notlar alarak başladım emekli olunca hayatımı yazacağım diyordum. Sonra emekli oldum Alzheimer hastası annemi yanıma aldım. Annem geceleri uyumazdı bana da uyuma Yasemin derdi bende yanında otururdum. Sonra annem hayatını kaybetti yaklaşık 7-8 ay sonrasında tüm yazdıklarımı toparladım ve kitabımı tamamladım.

Z KUŞAĞI ÇOK FARKLI

Toplumun engellilere karşı bakış açısı hakkında ne söylemek istersiniz?

Yeni yetişen Z kuşağı çok farklı. Engellileri normal bir insan olarak görüyorlar. Ama Z kuşağından öncekiler öyle değiller. Toplu bir yere gidiyorsunuz gözlerini dikip bakıyor. Şöyle bir şey anlatayım Marmaris’e tatile gittim orda birçok milletten insan var maalesef Türkler gözlerini dikip bakarken diğer milletten olan insanlar gayet normal bir şekilde yanımdan geçip gidiyorlardı. Hatta yemek sırasında itilmişliğim bile vardır ne yazık ki buda medeniyet ve eğitim konusundaki eksikliğimiz sanırım. Bir anımı daha anlatayım. Okulda oğluma 7-8 yaşındayken bir arkadaşı senin annen topal demiş oğlum o söz sonrası bizimle sokağa çıkmak bile istemez oldu. O dönem 23 Nisan için misafir öğrenciler gelmişti okula bizde bunlardan birini evimizde misafir ettik. Ukraynalı bir öğrenci, o çocuk bize hiç engelli gibi davranmadı. Çok kibar bizde gayet sağlıklı insanlarmışız gibi davrandı arabadan inerken kapımı açıp kapayacak kadar düşünceliydi. Bu olay sonrası oğlum bizi kabullendi o çocuğun davranışları o kadar etkiledi ki nihayetinde küçücük çocuk. Kendi toplumumuzdaki insanların davranışları nedeniyle bizden uzaklaşan oğlum o misafirimiz sayesinde bizi kabullendi. Yetişkinliğe adım attığı andan itibaren ise oğlum benimle hep gurur duydu.

EĞİTİM SİSTEMİNE GÜVEN KALMADI

Türkiye’nin eğitim konusunda eksikliğinden bahsettiniz? Genel olarak eğitim sistemi hakkında ne söylemek istersiniz?

Ben eğitim konusunda bir engelli olarak karşılaştığım bir durumdan bahsetmek isterim öncelikle. İlkokula başlayacağım zaman engelli olmamdan dolayı okul müdürü beni okula kayıt etmek istemedi babam Milli Eğitim Müdürlüğüne kadar çıktı ve kaydımı yaptırdı. Türkiye’de böyle bir şey var engelliysen okuyamazsın engelliysen sosyalleşemezsin gibi gibi. Babam beni 12 yaşıma kadar sırtında taşıyarak eğitimimi sürdürmemi sağladı tekrar söylüyorum çok şanslıyım onun gibi bir babaya sahip olduğum için. Toplumun engelliler için çizdiği kalıpların dışına çıktıysam bu en çokta babamın bana verdiği destek, bana aşıladığı özgüven sayesinde oldu. Genel olarak eğitim sistemi hakkında birkaç söz söylemem gerekirse de sadece şunu söylemek isterim gençlerimizin sisteme güveni kalmadı oğlumda dâhil olmak üzere gençlerin birçoğu gerek okumak gerekse çalışmak için yurtdışına gitme planları yapıyor ne yazık ki.

Engelli kız çocuğu sahibi olan ailelere tavsiyeleriniz neler?

Günümüzün en büyük sorunlarından biri çocuk istismarı konusu bende buna değinmek isterim. Çünkü bu tür hastalıklı zihniyetler çoğu zaman engelli çocukları nasılsa kendini savunamaz derdini anlatamaz diyerek kendilerine kurban seçiyorlar. Mesela erkek çocuğu engelli olsa dahi birçok işte çalışabiliyor ama kız çocukları için durum böyle değil girdikleri işlerde tacize uğruyorlar ve seslerini çıkaramıyorlar aileler bu konuda dikkatli olmalılar.

Birazda kitabınız hakkında konuşalım? Nedir ‘’ Omuzlarda Yeşeren Umutlar ’ın’’  hikâyesi?

Bu kitap aslında benim hikâyem hani derler ya hayatımı yazsam roman olur işte tam da öyle ben hayatımı yazdım roman oldu. Çocukluğumdan başlayarak hayatımı babamın bana desteğini anlattığım bir kitap. Kapak fotoğrafı babamla bana ait bir fotoğraf bununla birlikte içinde de yine çocukluğuma ait birçok fotoğraf ve anılarım var. Şuan ayaklarım üzerinde bu kadar sağlam durabiliyorsam bu babamdan gördüğüm destek sayesindedir. Kısaca benim umutlarım babamın omuzlarında yeşerdi. Kitabımın adı bu nedenle Omuzlarda Yeşeren Umutlar. Şimdi ikinci kitabımı çıkarma hazırlığındayım. Birde şunu eklemek istiyorum kitabımın gelirinin bir kısmını İstanbul’da yaşayan SMA hastası bir çocuğun tedavisine gönderiyorum. Bu arada İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e kitabımı yolladım karşılığında çok nazik bir teşekkür mektubu aldım.

YENİ KİTABIM ALZHEİMER HASTALARI İÇİN OLACAK

Yeni bir kitap yazma hazırlığında olduğunuzu söylediniz bu kitabınızın konusu nedir biraz bahseder misiniz?

Bu kitabımın konusu Alzheimer. Annemin bu hastalığa sahip olmasından dolayı konuyla ilgili çok araştırma yaptım hastalıkla ilgili ne bulduysam okudum diyebilirim. Hatta Alzheimer hastası olan insanlarla ve onların aileleriyle görüştüm. Bu konuda hem onların anıları deneyimlerini hem kendi annemle yaşadığım deneyim ve anılarımı toplayarak bir kitap yazmaya karar verdim.

Sarmal Yayınevinden çıkacak olan bu kitabım Ocak ayında satışa sunulacak. Mayıs ayında ise Kocaeli kitap fuarında olacağım.

Peki, siz hangi yazarları okuyorsunuz? Şuan okuduğunuz kitabı öğrenebilir miyim?

Ahmet Ümit, Ayşe Kulin, Balzac, Dostoyevski şuan ilk aklıma gelenler. Okumak benim için bir bağımlılık. Şuanda Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı kitabını okuyorum. Türkiye’de insanlar kitap okumaktan çok televizyonda yayınlanan gündüz kuşağı programlarını izlemeyi tercih ediyor ne yazık ki bu yüzden kitap satışları çok düşük. Benimde şuanda elimde 500 adet kitabım var satılmayı bekleyen.

Benim soracaklarım bu kadar, size Kocaeli Halk Gazetesi adına çok teşekkür ediyorum. Eklemek istediğiniz herhangi bir şey varsa sizi dinliyorum.

Ben teşekkür ederim çok keyifli bir sohbet ve akşam oldu benim için en kısa zamanda sizi evimde de ağırlamak isterim. Söylemek istediğim birkaç şey var. Benim amacım engelli kız çocuklarına ve ailelerine ışık olmak. İçlerindeki umudu söndürmesinler ben her zaman üretmekten okumaktan yazmaktan yanayım ve bundan hiç sıkılmadım. Sürekli üretmek, ülkesine vatanına faydası olan bir birey olarak yaşamak ve hayatımı böyle sonlandırmak istiyorum. Kadın Dernekleri olsun, Sivil Toplum Kuruluşları olsun üretip katkıda bulanabileceğim her platformda yer almaya açığım. Seve seve çalışırım. İnsanlara hayvanlara doğaya bir faydam olsun istiyorum ve bunun için çaba gösteriyorum ve ömrümün sonuna kadar göstereceğim. Öncelikle engellilere daha sonra tüm insanlara tavsiyem kimsenin içinizdeki hayat ışığını söndürmesine izin vermeyin ve asla mücadeleden vazgeçmeyin.

# KOCAELİ HALK GAZETESİ İLE İLİŞKİLİ:

13 Eyl 2021 - 05:47 -

Muhabir Yıldız Özçelik


TÜM RÖPORTAJLAR GÖSTER

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Halk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Halk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Halk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Halk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Arzu Kaya - tebrik ederim çok güzel bir röportaj ,hanımefendinin azmine ve mücadelesine hayran kaldım onuda ayrıyeten tebrik ediyorum

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Eylül 00:26