Cefa Vinç
Cefa Vinç

Gururumuz Eray’ın hedefi dünya şampiyonluğu

Gururumuz Eray’ın hedefi dünya şampiyonluğu

6-18 Kasım tarihleri arasında Dubai’de düzenlenecek olan 25. Dünya Karate Şampiyonası’nda ülkemizi ve Kocaeli’yi olimpiyat ikincisi milli karatecimiz Eray Şamdan temsil edecek. Olimpiyatlarda gümüş madalyayı ülkemize getirerek göğsümüzü kabartan Şamdan, milli takımın antrenmanı gittiği Antalya kampında Kocaeli Halk Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Eray Şamdan, hedefinin dünya şampiyonluğu olduğunu açıkladı, Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmek için elinden geleni yapacağını kaydetti. Şamdan ile hem kendi başarısını hem de ülkemizde sporcuların desteklenmesi için yapılması gerekenleri konuştuk.

KOCAELİ HALK GAZETESİ - Şu an Antalya’dasın. Bir turnuva hazırlığı var. Nedir bu anlatır mısın?

ERAY ŞAMDAN - Şu an Dünya Şampiyonası kampındayız. Güzel bir kamp süreci geçiriyoruz. Antalya’nın iklimi de Dubai’nin iklimine yakın. Antrenmanlarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Çünkü maçlara az kaldı. Sonra yavaş yavaş tempoyu düşürerek Dünya Şampiyonası’na tam hazır olarak giderek altın madalyayı almayı hedefliyoruz. Çalışmalarımıza devam ediyoruz.

-Olimpiyatla kıyaslandığında bu turnuvanın önemi ve zorluk derecesi nedir?

Olimpiyatla kıyaslarsak şöyle bir durum var. Normalde ben 60 kiloda yarışıyorum. Olimpiyatlarda 67 kiloda yarıştım, orada iki sıklet birleşikti. Daha üst sıkletlerdeki yarışlar daha zorlayıcı olabiliyor çünkü fiziki üstünlükleri var. Ama Dünya Şampiyonası’nda kendi sıkletimde yarışacağım için öyle dezavantajlı bir durumda değilim. Ama yine de dünyanın en iyi sporcuları yarışıyor. Çok zorlu maçlar olacak ve benim şu ana kadar büyüklerde dünya şampiyonluğum yok. Eksik olan madalyam o kaldı. Onu almak için güzel bir mücadele vereceğime inanıyorum.

-Biz de inanıyoruz, Türk milleti ve Kocaelililer olarak sana güveniyoruz ve başarılı olacağından eminiz. Milli sporcu olmak nasıl bir duygu. Müsabakaya çıktığında neler hissediyorsun. O an aklından neler geçiyor?

Yalnızca müsabaka değil, biz o turnuvaya gittiğimizde, o ülkeye adım attığımızda biz artık ülkemizi temsil ediyoruz. Milli takım formasını giydiğimiz anda artık ülkeyi temsil etmiş oluyorsunuz. Hal ve hareketlerimizden tutun, dövüş sanatı içindeki hareketlerimize varana kadar her şeyimize dikkat etmemiz lazım. Çünkü biz Türkiye’yi temsil ediyoruz, ülkemizi temsil ediyoruz. Buna çok dikkat ediyoruz. Maçta da ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için elimizden gelenin en iyisini yapmaya ve en iyi sonucu almaya çalışıyoruz ki hem kendimiz hem ülkemize katkı sunalım.

-Olimpiyatlarda gümüş madalya kazanarak tarihe geçtin. Bin yıl da geçse olimpiyatlarda ilk gümüş madalyayı alan sporcumuz olarak adın geçecek. Bu nasıl bir duygu?

Türkiye’nin karate tarihinde ilk madalyası oldu. Aynı zamanda dünyada ilk kez olimpiyatlarda karate branşı yer aldı. Dünya karate camiasında, olimpiyat madalyasına sahip olan ilk sporcularız biz. Olimpiyata giderken, son maçlarımda güzel bir ivme yakalamıştım. O yüzden olimpiyatlarda madalya alabileceğime inanıyordum. Hatta altın madalya alabileceğime de inanıyorum. Bunu ifade etmiştim. Avrupa Şampiyonası ve Kalifikasyon Turnuvası’nda başarılı sonuçlar alarak güzel bir ivme yakalamıştım. Dövüş tarzım beni çok tatmin ediyordum. Kalifikasyon Turnuvası’nda üst kilolarla da dövüştüm oradan da birinci çıktım. Artık olimpiyatlardan da madalya kazanmayı kafama koymuş ve hedefime odaklanmıştım. Gerçekten inanıyordum. Olimpiyata giderken çok heyecanlıydım ama maça çıktığımda stres yönetimini çok iyi yaptım. Rahat bir şekilde dövüşmeye ve elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Bunda da başarılı olduğumu düşünüyorum.

-Adnan Bey ile konuşmuştuk sen olimpiyatlara gittiğinde. Onun destek noktasında eleştirileri olmuştu. Gereken desteği alabiliyor musun?

Biz milli takımda olduğumuz için kamplarımızı devlet himayesinde yapıyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bize vermiş olduğu imkanlar var. 5 yıldızlı otellerde kampımızı yapıyoruz. Sabah, öğle ve akşam yemeğimiz var. Otel ve tesislerde antrenman imkânımız oluyor. Ama bunların yanında profesyonel sporcuya bir destek yapılması lazım. Bu kişiyi teşvik etmek lazım. Başarıdan başarıya koşması için desteklemek ve yanında olduğunu hissettirmek lazım. Bu şekilde hiçbir yerden bir destek görmedik. O doğru. Sadece devletin bize sunduğu imkanlar var. Onun haricinde hiçbir yerden destek görmedik. Bu aslında bizi kırdı. Kocaeli gibi bir sanayi kentinden olimpiyata giden iki kişi vardı. Biri bendim. Ve Kocaeli’de tek madalyayı alan bendim. Geldiğimde de bir destek görmedim. Sadece Darıca Belediyesi’nden kendi kulübümden gördüğüm destek var. Onun dışında hiçbir şey yok. Sadece iki gümüş madalya çıkmış Türkiye’ den. Birisi Kocaeli’den, Türkiye’nin en büyük sanayi şehrinden çıkmış. Ama kimse bir destek göstermedi, yanındayız oğlum demedi. Onunla ilgili ben de buradan sitem etmiş olayım.

Milli takıma girene kadar bir çocuk kulüpte yetişecek, milli takıma girecek. Bunun için bir destek verilmiyor. Bu çocuk özel bir kulüpte yetişiyorsa, maça gidecek imkanı olmayabiliyor. Mesela çocuğun kulübü Kocaeli’de, Adana ya da Antalya’da bir şampiyona düzenleniyor. Özel kulüp bunu cebinden veremiyor. Çocuğun durum olmadığı için maça gidemiyor. Maça gidebilse belki milli takıma girecek ve daha üst seviyelere gelecek. Belki olimpiyatlara gidip madalya alacak. Bunu bilemezsiniz. Ama o zamana gelene kadar sporcuya desteğin verilmesi lazım.

-Bu çok önemli. Çünkü sen bu anlamda rüştünü ispat etmiş bir sporcusun. Destekleme için ne -yapılması gerekiyor?

Çocuk küçük yaşlardan itibaren alınıp hangi branşa uygun olduğunun tespit edilmesi lazım. Sen bu yaşta karateye git, jimnastiğe git diye kara düzen şeklinde olmaz. Bu şekilde harcanan çok kişi var. Çocuğun fiziksel yapısı karateye yatkın ama futbola gidiyor. Oradan futbolcu çıkmıyor. Ama karateye gelse belki milli takıma girip ülkemizi temsil edecek. Yani önce fiziksel uygunluğa bakılmalı. Kulüpler ve okullarda çocuklara yetenek taraması yapılması lazım. Maçlara gidecekken devlet kurumları ve belediyelerin belli seviyelere gelmiş, gelecek vaat eden sporculara daha fazla destek verilmesi lazım.

-Sen bu anlamda biraz daha şanslısın. Milli Antrenör bir babanın oğlusun. Muhakkak ki onun da etkisi var. Çocukluk ve ilk gençlik dönemini anlatır mısın bize?

Ben kendimi bilmeden karate kulübünün içinde doğdum ve büyüdüm. Başka bir spor seçme şansım yoktu babam karateci olduğu için. İyi ki de bu sporu yapıyorum. Çünkü hem fiziksel yapım hem de süratli bir yapım var. Hem sağ hem de solda dövüşebiliyorum. Bu nedenle doğru bir spor yaptığıma eminim. Bu başarı da onun sayesinde geldi. Çocukluğumdan beri karate yapıyorum. Hiçbir zaman kopmadım. Bırakmak istediğim zamanlar oldu mu? Oldu. Çocuktum, okuldan dershaneye gidiyordum, oradan çıkıp salona gidiyordum. Saat akşam 9-10’u buluyordu. Eve gidip yemek yiyip yatıyordum. Bazen bu tempodan sıkıldığım oluyordu, karateyi bırakacağım diye düşünüyordum. Ama orada işte ailenin devreye girmesi lazım. Ben bu anlamda şanslıyım. Babam antrenör olduğu için kopmadım. Başkaları için de ailenin devreye girip desteklemesi lazım. O süreç atlatılıyor ve aslında ondan sonra spor daha zevkli hale geliyor. Hedef koymaya başladığınızda sonrası kendiliğinden geliyor. Kopamıyorsunuz. Ben de sıkıntılı süreci atlattıktan sonra kendime yeni hedefler koymaya başladım. Hepsini bir bir gerçekleştirdim.

-Dünya Şampiyonası’na hazırlanıyorsun, yaşın da genç. Bundan sonraki hedeflerin neler?

Olimpiyat zaten oldu. İleride altın madalya kazanmak istiyorum. En büyük hedeflerimden birisi bu. Aynı zamanda Avrupa ve Dünya şampiyonalarında bir seri yakalayarak üst üste 8 şampiyon olmak istiyorum, üst üste 4 dünya şampiyonluğu istiyorum. Bunu başarabilirsem, dünya karate tarihine adımı yazdırırım. Bu benim efsane olacağım anlamına geliyor. En büyük hayalim bu. Ben bu dünyada olmasam bile ismimin yaşamasını istiyorum. Eray Şamdan gibi dövüşmek diye bir tabir olsun istiyorum.

-Babandan öğrendiğin ve hiç unutmadığın bir şey var mı?

Aslında her şeyi ondan öğrendik ya (gülüyor). Karate artık bizim yaşam tarzımız oldu. Başlama sebeplerimin başında da babam olduğu için her şeyi ondan öğrendim diyebilirim.

-Sporla ilgilenmek isteyen gençlere ne önerirsin?

Gençlere ben illa karate yapsınlar demiyorum ama bir sporla uğraşmalarını tavsiye ederim. Özellikle bu sporu zevk alarak ve sağlık için yapmaları lazım. İlerleyen zamanda yeteneği olanlar bir hedef koyup bu hedef için elinden gelen mücadeleyi göstersinler. Ama A’dan Z’ye olması lazım. Beslenme, uyku, antrenman gibi her şeye dikkat edilmeli. Ülkemizi ileride çok yetenekli gençlerin temsil edeceğine inanıyorum. Ve olimpiyatlarda ülkemizin tanıtımının en iyi yapıldığı ortamda ülkemizi en iyi yerlere getirecekler. Ben buna inanıyorum. O yüzden bir spor kültürünün oluşmasını istiyorum. Bunun çalışmaları da inşallah devletimiz tarafından yapılır. Tüm çocukların ve gençlerin bir spor yapmasını istiyorum.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.