Cefa Vinç
Cefa Vinç

Üzeyir KAYA Konuştu! Milletin yaptığı her kuruş hayrın takipçisi olacağız

Üzeyir KAYA Konuştu! Milletin yaptığı her kuruş hayrın takipçisi olacağız

Kocaeli İlme Hizmet Vakfı Başkanı Üzeyir Kaya vakfa ait Mehmet Ali Paşa Caminde Müftülük personeli ve işbirliği yaptığı kişilerce toplanan ancak kayıtlarda ya çok küçük bedellerle yer alan yada hiç kayda girmeyen Cuma yardımları hakkında “hukuki süreci sonuna kadar takip edeceğiz ve kamuoyunu da  bağışların istismar edilmesi gibi bu rezil olay hakkında aydınlatmaya devam edeceğiz” dedi.

Kocaeli Halk Gazetesi olarak kamuoyunun gündemine getirdiğimiz İzmit Mehmet Ali Paşa Camiinde Cuma namazları sonrasında ve Dini günlerde toplanan yardımlar ile ilgili suistimal iddiaları konusunda Caminin maliki olan Kocaeli İlme Hizmet Vakfı’nın Başkanı Üzeyir KAYA’dan da hem iddialar hakkında hem de gazetemizin ortaya çıkardığı bilgiler hakkında görüş istedik. Vakıf Başkanı Üzeyir KAYA’dan çarpıcı açıklamalar geldi. İşte o açıklamalar;

Kocaeli Halk Gazetesi : Üzeyir bey, öncelikle kısaca bu olay nasıl ortaya çıktı, siz mi ortaya çıkardınız? Yoksa kendiliğinden mi açığa çıktı, bunu bize açıklar mısınız?

Üzeyir KAYA : Mehmet Ali Paşa Camii 1983’den beri ibadete açık bir cami olup, Caminin bütün ihtiyaçları Kocaeli İlme Hizmet Vakfı tarafından karşılanıyor. Ancak özellikle 1998 yılından sonra Vakfımız Camide yardım toplayamasın diye büyük engellemelerle karşılaşmıştı. 2006 yılına gelindiğinde ise artık bu engellemelerden Vakıf yönetimi de bıktı ve Cami çıkışı yardım toplamayı bıraktı. 2006 yılında Caminin tamamına 1.Sınıf yün halı serilmişti. Halı parası ödenecek, cemaat yeni halıdan çok memnun, vatandaş yardım vermek istiyor. Ama Müftülük Vakfın halı parası ödemesi için Cuma çıkışında yardım toplamasına izin vermiyor. Polis baskın yapıp toplanan yardıma el koyuyor. Böyle bir süreç yaşamıştık. Bütün cemaatimiz bu süreci bilir. Vakıf böyle baskınlarla yıldırılarak Cuma Sergilerine karışamaz hale gelmişti. Camiye serilen halılarının parası Caminin altındaki marketten ileriki yıllara ait kira bedellerinde çok ciddi indirimler yapılarak alınan çeklerle ödenmişti. Polis baskını ile Vakfın el konulan paraları her ne kadar bir zaman sonra açtığımız davalar sonucunda Vakfa geri verildi ise de Müftülük Vakfa karşı hep böyle bir tavır içinde oldu ve yardım toplatmadı. Her hafta Cuma Namazında hutbede Camimiz din görevlisi açıklama yapar, mesela “Bu hafta Müftülük Talimatıyla İlimizde İnşaatı devam eden camiler için” diyerek yada “Müftülük Talimatıyla Rize’deki Kuran Kursları yararına yardım toplanacaktır” diyerek yardım toplar. Bu yardımlar da İmam, Müftü ve beraberindeki 3-4 kişi tarafından toplanıp sayılarak Müftülüğe teslim edilir diye biz biliyorduk. Ne benim aklımdan ve ne de Vakıf yönetimimizdeki diğer arkadaşların aklından burada bir sistem kurulmuş, yardımlar sistematik olarak suistimal ediliyor diye bir şey geçmiyordu.  2012 yılında Vakıf olarak toplanan yardımlarda izinsiz toplama olduğu bilgisi üzerine bir kere kaymakamlığa başvuru yapılmış idi ama o başvuru da bir olumsuzluk olmadığı tarafımıza bildirildiği için biz toplanan yardımların suistimal edildiğini düşünmüyorduk.

Kocaeli Halk Gazetesi : Olay nasıl ortaya çıktı öyleyse.

Üzeyir KAYA : Cami imamı Ahmet ORUÇ ile Sebahattin TOMRUKÇU kendi aralarında yaşanan bir mesele üzerine ayrı ayrı konuyu bana intikal ettirdiler. İkisi de birbirleri hakkında çok ağır ithamlarda bulunuyordu. Derken önce müezzin elinde belgelerle Ahmet Hoca’yı suçlayan bir bilgi paylaştı benimle, sonra ben de Cuma Yardımlarının ve diğer günlerde Müftülük talimatı ile diye toplanan paraların gerçekten Müftülük Hesabına yatırılıp yatırılmadığı ile ilgili bir şüphe doğdu. Hem Vakıf yönetimimize hem de bizzat gidip dönemin İlçe Müftüsüne konuyu anlattım. Vakıf yönetim kurulu kararıyla Müftülüğe Resmi yazı yazıp ‘Camimizde her hafta para topluyorlar, bu paralar yerlerine ulaşıyor mu? Kaçar lira toplanmış, nereye verilmiş bunun listesini verin’ diye yazılı talepte bulundum. Gelen yazılı cevap karşısında adeta şok olduk. 1 yılda 52 hafta var ve bizim camimizde her hafta para toplanıyordu. Ama müftülük kayıtlarında bazı yıl sadece 1 hafta bazı yıl sadece yılda 13 -15 haftanın kayıtları yer alıyordu. Müftü beye sordum, ‘diğer haftalar ne olmuştur? Bizim haberimiz yok, toplanmışsa bizden izinsiz toplanmıştır’ dedi. Bizi şok eden diğer bir husus yılda 13-15 hafta izinli olarak toplanan yardımların rakamları oldu. 55 TL, 105 TL, 120 TL topladık diye tutanak tutup, Müftülüğe öyle bildirmişler. Müftülükte bu tutanağı teslim alan görevli hiç mi dememiş “ya İzmit’in en büyük iki camiinden birinde 55 TL, 110 TL yardım mı toplanır” diye. Bizim camimiz Cumalarda hınca hınç dolar, İmam da Cemaat yardım versin diye ısrarlı bir şekilde yardım isterdi. Ben bunları bizzat yaşadım. O kadar toplanan yardım 55 TL, 105 TL olarak nasıl bildirilir? Bu paralar ne oldu, dedik. Zaten cevabı sonradan Ahmet ORUÇ verdi. Ahmet Oruç Kocaeli Halk Gazetesine verdiği röportajda açıkça diyor ki; ‘ben gelmeden önce bir düzen kurulmuştu, benden önceki İmam Seyfettin KIRMIZI ve Müezzin Sebahattin TOMRUKÇU bir düzen kurmuşlardı, Recep YANIK adlı kişi ile beraber yıllarca bu yardımları böyle izinsiz toplamışlar, izinli topladıklarını da Müftülüğe 50 lira, 100 lira topladık diye bildirmişler, ben de Cami çıkışı 50 lira 85 lira toplanacağına inanamadım ama bunu kime söyleyeyim, ben ne yapayım’. Ahmet ORUÇ bunu açıkça söylüyor, ama kendi döneminde de yardımlar aynı şekilde ya hiç bildirilmemiş, izinsiz toplanmış yada yine 50 lira 85 lira bildirilmiş. Düşünebiliyor musunuz? Koskoca Camide binlerce insana “İlimizdeki Şu caminin ihtiyaçları yada Kuran Kursları denilerek yardım toplanacağı anonsu yapılıyor, çıkışta Sebahattin TOMRUKÇU, Recep Yanık, Yusuf KARAOSMANOĞLU, Sezai ARAT, Eyüp DOKUMACI, Erdinç BAYTAN, Nurettin DENLİ gibi isimler yardımı topluyorlar. Sonrasında toplanan yardımdan ne iz var! Ne de bir haber.

Kocaeli Halk Gazetesi : Peki Ahmet Hoca doğru söylemiyor mu? Benden önce bir düzen kurulmuştu diyor? Ben çalmadım toplayanlar, işte müezzini işaret ediyor, Recep YANIK, Yusuf KARAOSMANOĞLU, Sezai ARAT gibi isimleri kastederek onlara sorun, onlar çaldı diyor. Bu adamlar kim, Vakıfta bir görevleri var mı? Neden yardımı bunlar topluyorlar.

Üzeyir KAYA : Sizin yaptığınız röportajlar ve haberlerde de, belgelerde de, kamera kayıtlarında da bir düzen kurulduğu ortaya çıkıyor zaten. Düzeni kuran eski imam Seyfettin KIRMIZI, kendi de bunu itiraf ediyor. Biz şimdi anlıyoruz ki 2005-2006 yıllarında başka illerden İmam Seyfettin Kırmızı ve müezzin Sebahattin Tomrukçu getirilerek ve aynı tarihte emniyet müdürü Hüseyin Namal da getirilerek bir üst aklın planı çerçevesinde burada buluşturulup düzen kurulmuş. Hüseyin Namal ile imam Seyfettin Kırmızı zaten Mersin’de beraber görev yapmışlar ve bir ay ara ile tayinleri Kocaeli’ne çıkartılmış. Birlikte de Vakfa operasyon yapmışlar. Bunu Seyfettin Kırmızı sizin gazetenizde itiraf etti. Kırmızı gazetenize yaptığı açıklamada ‘Kocaeli Emniyet Müdürü Hüseyin Namal sivil kıyafetle Camiye gelip operasyon için inceleme yaptı ve İlyas Kaya’ya terörle mücadele ile birlikte operasyon yapıp Camide yardım toplama işine el koyduk’ dedi. Ne oldu bu süreçte derseniz şöyle oldu, Vakıf Caminin güçlendirme inşatını tamamlamış, iç tezyinatını yapmış ve halısını sermiş, borçları var ve hizmet yapıyor. Kendi camisinde yardım toplayacak. Seyfettin Hoca devreye giriyor Polis yardıma el koyuyor. Vakıf mahkemeye veriyor, Davayı kazanana kadar 2-3 yıl geçiyor. Bu süreçte Vakıf zaten yardım toplayamıyor. Cemaat de Caminin iç kısmı hat işlemesi ve yeni halılarından duyduğu memnuniyetle Camisine katkısı olsun diye bol bol yardım veriyor. Bunlar bu hizmetlere yardım için büyük teveccüh olacağını bildikleri için halının serildiği hafta polisi Vakfın yardım toplamasını engellemek için haksız bir operasyona sevkediyorlar. Ve böylece 2006 yılından 2018 yılına kadar yardımları kendileri topluyor. Müftülük kadrosu yardım toplama işine yardımcı olarak ne kadar Vakfa ve rahmetli Başkanımız babam İlyas Kaya’ya muhalif isim varsa onları yardım toplama işinin içine katıyorlar. Bu da Vakfın neler olduğunu anlayamamasına sebep oluyor.  Seyfettin hocanın kurduğu düzen mükemmel işliyor. Vakıf yardım toplayamazken camide toplanan yardımların da müftülük talimatıyla toplandığı imajı veriliyor. Ama şimdi görüyoruz ki bu paraları bu ekip toplamış ve ne yaptıkları belli değil. Ama aynı ekip bir yandan da Vakıf ve yönetimi için dedikodular yayıyorlar. Nereye gidiyor bu yardımlar diye. Dolayısıyla bu ekip Vakıfta görevli olmak bir yana Vakfı itibarsızlaştırmakla görevli kişiler. Birileri bunlara bu görevi vermiş.

Kocaeli Halk Gazetesi : Siz konuyu savcılığa intikal ettirdiniz, bundan da bahseder misiniz?

Üzeyir KAYA : Önce gerçekten böyle bir konu bizi çok üzdü, şok etti. Sonra dönemin İl Müftüsü Yusuf DOĞAN’a bizzat gidip konuyu aktardık. O caminin elektrik paralarını, temizlik masraflarını hocalar ödüyor dedi? Dedim Müftü bey, ‘Elektrik ve temizlik paralarını ve Camiye ait tüm giderleri Vakıf olarak biz ödüyoruz, Vakfın banka hesabından ödeniyor, Vakfın banka hesabına paranın nerden geldiği belli, camideki dükkan kiralarından gelen gelirlerle ödeniyor, Cami alttan ısıtma bedelleri Vakıftan ödeniyor. Cami temizliği yine bu gelirlerden yapılıyor. Tamir bakım ihtiyacı olunca yine bu gelirlerden karşılıyoruz. Bunların hepsi net bir şekilde muhasebe kayıtlarında gözüküyor. Kaç yıllık isterseniz o kadar yıllık hem faturaları, hem ödeme dekontlarını, hemde ödenen paranın nerden geldiğini biz size gösteririz’.  Ben böyle söyleyince Müftü bey’in yanında Müftü yardımcısı İlyas ÖZTEL de vardı ve dedi ki  ‘ama biz, bu paraları hocalar ödüyor diye biliyoruz, onlar bize biz ödüyoruz diyorlar’ dedi. Dedim ki onlar ödüyorsa böyle kaçak-göçek iş yapmaya, izinsiz yardım toplamaya gerek mi duyarlar? Cami elektriğini ödeyebilmek için Müftülük izin vermez mi? Verir. Ama bakın her yıl kaç hafta izinsiz yardım toplanmış ama paranın nereye gittiği belli değil. Kaldıki bu ödemelerin Vakıf tarafından yapıldığı üstte izah ettiğim gibi Vakfın banka hesaplarından görülüyor. Böyle anlattım, İlyas ÖZTEL de Müftü Yusuf DOĞAN da susmayı tercih ettiler. Biz de onlara elimizdeki belgelerin tamamını fotokopi olarak bıraktık, ‘inceleyin, artık biz bilmiyorduk diyemezsiniz’ dedik. Abim Abdullah KAYA da görüşmede vardı. Müftü Yusuf DOĞAN ile görüşme talebimiz sonrasında 4-5 haftalık bir bekletme sonrası ancak görüşebilmiştik. Onun olayın üstüne gitmeyi düşünmediğini görünce konuyu Vali Yardımcısına taşıdık. Bu girişimlerimiz sonucu Müftülük konuyu bir sergi üzerinde yoğunlaşarak Murakıplar vasıtasıyla güya inceleyerek kapattı. Kimse kimseden hesap sormadı yani. Hal böyle olunca biz de konuyu direk savcılığa sunduk. Ama savcılıkta olayı incelemeksizin kapattı.

Kocaeli Halk Gazetesi : Böyle bir konu nasıl kapatılır, biraz açar mısınız?

Üzeyir KAYA : Ben kendim Adalet Bölümü mezunuyum. Hukuk bilgim en azından bana yeter seviyede diyebilirim. Ama bu konu önemli bir konu olduğu için konuyu Avukat tutarak savcılığa intikal ettirdik. Benim yaptığım başvurular bazen 1-2 yıl incelenmeksizin bekletiliyor. Kocaeli Adliyesinde böyle bir durum var maalesef. Avukat devreye girerse, savcı şüphelilerden ifade alır, onlar da Paşa Camiinden 55 TL, 110 TL gibi rakamlar nasıl toplamışlar bunu izah ederler diye düşündük. Ama maalesef Avukat kanalı ile başvuru yapmamıza rağmen savcılık ne görüntü kayıtlarını inceledi, ne şüphelilerden ifade aldı, incelemeksizin dosyayı kapattı.

Kocaeli Halk Gazetesi : Savcılığa verdiğiniz dosyada neler var? Görüntü kayıtlarında neler var? Biraz açar mısınız?

Üzeyir KAYA : Camimizde yardımı toplayan heyetin isim ve imzalarının yer aldığı tutanaklar var. Bu tutanakları müftülükten ve bir kısmını bizim camideki hocaların odasından elde etmiş idik. Tutanaklar çok açık. Mesela; Zonguldak Ereğli Ormanlı Kız Kur'an Kursu için önce 23.12.2011 tarihinde yardım toplanmış. Toplanan miktar 275 TL olarak tutanağa geçmiş. Tutanakta imzası olanlar Sebahattin Tomrukçu (Müezzin), Recep Yanık, Ahmet Oruç (İmam)...  Zonguldak Ereğli Ormanlı Kız Kur'an Kursuna bir kez daha bizim Camide yardım toplanmış. Ama bu sefer Dernek Başkanı Beytullah Zengin bizzat gelmiş. 21.06.2013 tarihinde toplanan yardım 2.835 TL olarak kayda geçirilmiş. Tutanakta imzası olanlar "Beytullah Zengin, Recep Yanık, Sebahattin Tomrukçu, Ahmet Oruç" Tutanağa not düşülmüş "Kur'an Kursu Dernek Başkanı Beytullah Zengin'e teslim edildi"  Yani dışarıdan bir isim eklenmiş, Dernek Başkanı bizzat sergide ve sayımda bulununca rakam 2.835 TL’ye çıkmış, onun olmadığı sergide rakam 275 TL. Dışarıdan kimsenin olmadığı, ondan sonraki haftalar 150 TL, 105 TL, 185 TL, 55 TL olarak böyle tutanaklar tutulmuş. Türkiye Diyanet Vakfı’na toplanınca 1205 TL, bir sonraki hafta başka bir cami adıyla toplanan yardım 295 TL. Kayıtları inceledik, durum hep böyle. Bunları savcılığa sunduk. Birde görüntü kayıtları var. Mesela 02.10.2015 tarihinde İmam Hutbede Müftülük Talimatıyla yardım toplanacağını söylüyor;  Kamera kaydı var, yardım Yusuf KARAOSMANOĞLU, Sezai ARAT ve Eyüp DOKUMACI tarafından toplanıyor, toplanan paralar Camiye İmam odasına götürülüyor ama müftülük kayıtlarında bu paraya dair hiç bir kayıt yer almıyor! Paranın nereye gittiği belli değil. Başka bir örnek vereyim; 09.09.2016 tarihinde İmam Ahmet ORUÇ Cımbızlar Kuran Kursu için yardım toplanacağını ilan ediyor, yardım toplanıyor, güvenlik kamera kayıtları var olduğu halde müftülük kayıtlarında bu tarihe dair bir kayıt yok. Tutanak da yok. Yine 05.07.2016 tarihinde Bayram namazı sonrası aynı ekip tarafından yardım toplandığı kamera kayıtları ile sabit, cami cemaati adeta yardım yağdırıyor ama müftülük kayıtlarında bu yardımın nereye harcandığına dair bir kayıt yer almıyor. Bu yardımlar için izin de alınmamış. Ne izin talep yazısı, ne izin verildiği yazısı hiçbir şey yok. Kayıtlarda mesela iki üç ay üst üste yardım toplanmadı gözüküyor. Bizim Camimizde her hafta yardım toplandı. Madem yardım toplamayacaklardı Vakfa niye sürekli polis operasyonu yaparak Cami önünde topladığı yardımlara el koyup koyup durdular. Üstelik her defasında mahkeme Vakfın yardım toplama izni var deyip parayı iade ettiği halde. 1998’de, 2002’de, 2004’de sonradan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun Zabıta Müdürü yaptığı dönemin Güvenlik Şube müdürü Eyüp Deveci ile Fetö’den açığa alınan müdürlerin kötü niyetleri baskınları ile tekrar tekrar Vakfın Cami önünde yardım toplaması engellendi. Savcılık soruşturmayı hakkı ile yapsaydı belki çok daha büyük şeyler ortaya çıkacaktı.

Kocaeli Halk Gazetesi : Evet, biz Recep YANIK ile röportaj yaptık, bir günde 16 milyar lira topladığımız da oldu diyor.

Üzeyir KAYA : Evet toplamışlar, peki nereye toplamışlar, bu paraları gerçekten bir hayır yapmak için toplamışlarsa neden müftülük kayıtlarında gözükmüyor?

Kocaeli Halk Gazetesi : Peki bu yardımı toplayan kişiler yeni bir dernek kurmuşlar. Bu konuda ne diyorsunuz.

Üzeyir KAYA : 2012 yılında Cami derneğimizle aynı isimde bir dernek kurdular. İmam Seyfettin KIRMIZI düzen kurmuştu diye Ahmet Oruç hoca söylüyor ya. O düzenin devamı olarak İzmit Müftüsü Abdulkadir KEŞVELİOĞLU sahte bir belge hazırlıyor. Bu sahte belge dayanak yapılarak yeni bir dernek kuruyorlar. Aynı camide, aynı mahallede aynı isimle iki dernek kurulmuş oluyor, düşünebiliyor musunuz? Paralel Yapı dedikleri olay. Derneği kuranların bir kısmı işte yukarıda isimleri geçen, tutanaklarda imzası olanlar. 55 TL, 105 TL yardım topladık diye tutanak tutanlar. Kurucuların bir kısmı FETÖ örgütü ile iltisaklı, FETÖ için himmet toplayan kişi Cami Derneği başkanı olmuş ve cami derneği adına yardım toplama izin belgesi çıkarmış. Derneği kurduranlar ise İbrahim Karaosmanoğlu, Nevzat Doğan gibi isimler. Derneğin motor ekibinde ayrıca Şevki Yılmaz’ın adamları var. Düşünün, ortada camimiz ile aynı adla kurulmuş bir dernek var ve yardım topluyorlar. Ama toplanan yardımlar nereye harcandı belli değil. Mesela AK Parti’li meclis üyesi ve bu derneğin yardım toplama sorumlusu Ali Yılmaz’ın 2012 yılında facebook sayfasında ‘Cami inşaatı için ilk bağışı aldık’ şeklinde paylaşımı var. 1 yıldır ‘ O tarihte ortada bir Cami inşaatı da Cami yapılacak arsa da yoktu. Böyle iken topladığın bu bağış kaç lira idi, ne kadar bağış topladın ve parayı ne yaptın. Çünkü Caminin temeli 2018 yılında atıldı. Bu para 6 yıl nerede kullanıldı’ diye soruyoruz. Cevap veremiyor. Bu dernek bizim açtığımız dava sonucu Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Yargıtay kararına uyularak 2021 Ocak ayında kapatıldı. Ama kapatılma kararına rağmen dernek faaliyetine de, yardım toplamaya da devam ediyor. Tabelasını indirmiyor. Bu derneğin yardım toplama yetkilileri Sosyal medyada kampanya yaparak ve Camilerde Cuma günleri yardım topladılar. Yıllardır bu yardımların nereye harcandığını açıklayamıyorlar. Yaptıkları paylaşımları silmişler ama biz kayıt etmiştik. Ortada böyle bir tablo var fakat savcılık soruşturmadı. Yine bu nereye harcandığı belli olmayan yardımı toplayanlardan birisi cami güvenlik kameralarını kırdı, görüntü alınmasını engellemeye çalıştı. Şikayetçi olduk, takipsizlikle sonuçlandı. Yardım toplayanlardan birinin yalan şahitlik nedeniyle hakkında yaptığımız suç duyurumuz da takipsizlikle sonuçlandı. Derneğin kuruluşunda sahte belge düzenleyen Müftü Abdulkadir KEŞVELİOĞLU hakkında yaptığımız suç duyurusu soruşturma izni verilmediğinden takipsizlikle sonuçlandı.

Kocaeli Halk Gazetesi :  Topladıkları yardımları ne yaptıklarını açıklayamayanlar, dernekleri kapatıldığı halde şimdi yeni cami için yardım topluyorlar, buna ne diyorsunuz?

Üzeyir KAYA : Camimizin yanında inşa edilen Yeni Cami Büyükşehir Belediyesi tarafından çıkılan ihale ile müteahhide verildi. Parasını belediye ödüyor, inşaat belediye bütçesinden yapılıyor. Ama denildiği gibi yeni cami için aynı ekip yardım toplamaya devam ediyor. Geçenlerde İzmit genelinde de yeni cami inşaatı için yardım toplanmış. Yeni Camiyi belediye yaptırdığı halde Dernek ne amaçla yardım topluyor, topladıkları yardımları kaç lira olarak tutanak tutuyorlar, toplanan paraları kim nereye harcıyor? Camiyi belediye yaptırdığına göre parayı belediyeye mi yatırıyorlar? Bütün bunlar kamuoyundan sır gibi saklanan konular.

Kocaeli Halk Gazetesi :  Peki süreç nereye gider, bu suistimal iddialarının üstü kapatılır mı?

Üzeyir KAYA : Suistimal konusu iddia olmaktan öteye itiraf noktasına da geldi aslında. Ahmet ORUÇ açıkça Faruk BOSTAN ile yaptığı röportajda suistimali doğruladı ama ben çalmadım, toplayan ekip çaldı. Ben namaza devam ederken müezzin ve ekibi dışarıda yardım topluyorlar ben de en son para sayıldığında yardımları görüyordum, ben de 55 lira 85 lira toplanmasına inanamıyordum ama bunu kimseye anlatamazdım, düzen kurulmuştu, dedi. Müezzin Sebahattin TOMRUKÇU “Paşa halkı yardım vermiyordu, gerçekten 55 TL, 105 TL gibi komik rakamlar toplanıyordu” dedi. Hem kamera görüntüleri hem de Recep YANIK’ın “bir günde 16 milyar topladığımız bile oldu” şeklindeki beyanı Sebahattin TOMRUKÇU’yu yalanlıyor. Mızrak çuvala sığmıyor. Yine İmam Seyfettin KIRMIZI’nın Faruk BOSTAN’a “o tutanakların sizde ne işi var, suç işliyorsunuz” şeklinde çıkışması da suistimalin açığa çıkmasından endişe duyulduğunu ortaya koymuyor mu? Cemaatten toplanan yardımın yer aldığı tutanakların gazetecinin eline geçmiş olması neden suç olsun. Bunlar zaten her hafta Caminin kapısına asılması gereken evraklardı. Ama tutanaklarda yer alan 55 TL, 105 TL, 200 TL gerçek mi deyince bir şey diyemeyecek olan kişi ne desin “ o tutanakları nerden buldunuz, sizin elinizde ne işi var” diye tepki gösteriyor. Mehmet Ali Paşa Camii cemaatinden hiç kimseyi Cuma namazı veya Bayram namazı çıkışında 55 TL, 105 TL gibi komik bir rakam toplandığına yada cemaatin yardım vermediğine ikna edemezsiniz. Zaten mahallede kimse ikna olmuş da değil.

Kocaeli Halk Gazetesi :  Bu aşamadan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz ?

Üzeyir KAYA : Bu konu 2017 yılında açığa çıktı. Savcılığa müracat ettik, sonuç alamadık. Daha sonra Gazeteci Faruk BOSTAN konuyu araştırdı, olayın muhatapları ile röportaj yaptı. Yeni ve itiraf niteliğinde deliller ile bu kez vatandaş sıfatıyla konuyu savcılığa intikal ettirdi. Orda da geçtiğimiz ay takipsizlik kararı verilmiş. Faruk beyin yeniden yeni delil ile başvuruda bulunduğunu biliyorum. Savcılığın yeni delilleri nasıl değerlendireceğini merak ediyorum. Keza Savcılık olayı araştırmak için Müftülüğe yazı yazıp görüntü kayıtlarını istemiş, Müftülük de cevap yazmış bizde son bir aya ait haricinde görüntü kaydı yok demiş. Halbuki görüntü kayıtları Savcılığa sunulan dosyada var, Kocaeli Halk Gazetesinin internet sitesindeki haberlerde var. Daha önce bizim savcılığa sunduğumuz dosyalarda var, ayrıca müftülükte de var. Şimdi yeniden sunuldu. Savcılık konuyu detaylı araştırır ve davayı açar diye düşünüyoruz. Eğer dava açılırsa biz de Vakıf olarak mağdur ve müşteki sıfatıyla davaya katılma talebinde bulunacağız. Eğer yine yeni deliller değerlendirilmez ve takipsizlik kararı verilirse ondan sonra yapacağımız hukuki girişimleri şimdi burada açıklamak istemiyorum. Ama suistimal iddilarının ortaya çıkması konusunu çok önemsediğimizi, peşini bırakmayacağımızı belirtmek istiyorum.

Kocaeli Halk Gazetesi :  Nasıl böyle bir şeyin üstü örtülür, bir organizasyon mu var? 

Üzeyir KAYA : Kocaeli Halk Gazetesinin Kadir ÇOLAK ile yaptığı röportajda bu sorunun cevabı var. Kadir ÇOLAK şöyle diyor; “İlyas Kaya ve Kocaeli İlme Hizmet Vakfını devre dışı bırakmak için orada bir oluşum oluşturdular, Vakıf kendini feshetsin de biz camiyi ele geçirelim, maksat oydu. Bu eski caminin yıkımını hızlandırıp Vakfı ortadan kaldırmak istiyorlardı, vakıfa silahlı saldırılar, bir sürü olaylar oldu…”  Yine Seyfettin KIRMIZI röportajında açıkça “Vakıfa operasyon çektiklerini söylüyor”. Sonradan ortaya çıktı ki, bu operasyonu çekenlerin çok büyük kısmı FETÖ ile ya direk bağlantılı ya da çocukları FETÖ’nün kurşun askeri olmuş adamlar.

Kocaeli Halk Gazetesi : Sonuç olarak ne söylemek istersiniz

Üzeyir KAYA :  Bugün ortaya çıkıyor ki 1998 yılından beri konjonktür de kullanılarak, 28 Şubat sonrası dönem ile AK Parti iktidarının Fetö ile yürüdüğü süreç kullanılarak özellikle Şevki Yılmaz ve İbrahim Karaosmanoğlu ile irtibatlı siyasetçi ve bürokratlar ile Fetö kadroları Vakfımıza karşı Adliyede, Emniyette, Müftülükte vs kamuda ve her alanda organize olarak düşmanlık faaliyeti yürütmüşler. By faaliyetin bir ayağı da vakfa ait ve her giderini Vakfın karşıladığı Mehmet Ali Paşa Caminde vakfın yardım toplamasına engel olmaktı. Bunu zaten biliyorduk. Bugün öğrendik ki Vakfa toplatılmayan Cuma yardımları Müftülük personeli ve vakfa husumetli bir kaç kişi tarafından toplanmış ve buhar edilmiş. Her ne kadar savcılık ve Müftülük bu konuyu kapatmaya çalışsa da biz sonuna kadar milletin hayırlarının takipçisi olacağız. Her türlü hukuki süreci takip edeceğiz ve kamuoyunu 15 yıl boyunca buhar edilmiş milyonlarca lira yardımın nasıl buhar edildiği konusunda be bu dosyanın nasıl kapatıldığı konusunda aydınlatacağız. Diyanetin Cuma yardımlarını da kendi tecrübemiz ile incelenmesi gereken bir konu olarak ülke gündemine getiriyoruz. Gazetenize bu konudaki hassasiyetiniz ve katkılarınız nedeniyle teşekkür ediyorum.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.