esenyurt escort etiler escort eyüp escort florya escort fulya escort okmeydanı escort ortaköy escort pendik escort rus escort samandıra escort
Cefa Vinç
Cefa Vinç
Dr. Ersoy Kandemir
Köşe Yazarı
Dr. Ersoy Kandemir
 

Gazeteci Güngör Arslan cinayetine Cumhurbaşkanlığı büyüteçle bakar mı bilemem

En son yazımın üstünden 1 ay geçti. Bu zaman zarfında görevi başında şehit edilen gazeteci Güngör Arslan cinayetinin aydınlanması için mücadele edenlerle ilgili inanılmaz gelişmeler yaşanırken bir yandanda dava süreci görülmeye başlandı. Cinayetle  ilgili Kocaeli yerel basınında bir sessizlik hakim denebilir. Özellikle bazı basın grubunun derdinin bu cinayetin çözümünden ziyade bazı kişilerin serbest kalmasına yönelik haberler yaptığını kamuoyu da gayet net olarak görüyor. Dava görülmeye başlandı. Ses Kocaeli Gazetesinde son zamanlarda cinayetle ilgili çıkan ciddi haberleri okuyor, görüntüleri izliyoruz. Mesela bugünkü SES Kocaeli haberlerinde  KOTO Başkanı Necmi Bulut’tan, Ersin Kurt’a, Tahsin Keskin’e kadar inanılmaz bilgiler yer aldı. Mesela Ersin Kurt ifadesinde Sıla Kafe’ye ticari taksiyle  geldiğini söylemiş ancak emniyet teşkilatı PTS kayıtlarına göre Ersin Kurt’u Necmi Bulut o kafeye bırakmış deniyor haberde! Neden Necmi Bulut ifade vermiyor, Bulut'un Kurt'la birçok görüşmesinin devletin kayıtlarında bulunduğunu yazmışlar haberde. Ben de soruyorum Tahir Büyükakın'dan ifade alındı mı diye? Boru değil sonuçta, azzetmettirici olarak müebet hapis cezası istenen Ersin Kurt'a belediyenin reklam ihalesi verilmiş, Necmi efendi bir daha Güngör haber yaparsa vurdurtucam diye gazetesinde yazan  Tahsin Keskin, ne hikmetse ondan da ifade alınmadı bildiğim kadarıyla. Tabi ilişkiler bu kadar griftken bazılarından ifade alınmamış olması kamuoyu tarafından da sık sık konuşuluyor. Bu davayla ilgili olduğu düşünülen bazı karanlık noktalar dağılıyor, kara bulutlar ne kadar çok dağılırsa o kadar hızlı aydınlanacak bu dava,  kör düğüm olması engellenecek, yıllardır faili meçhul olarak duran rahmetli Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu cinayetlerinin dosyası gibi olmayacaktır diye düşünüyorum. Arslan cinayeti dosyasını inceleyen, üstüne giden herkesle ilgili  bu ay ilginç gelişmeler yaşandı ve yaşamaya da devam edeceğini göreceğiz gibi. Cinayetin Kocaeli’de en çok üstüne giden yerel gazete şüphesiz Kocaeli Halk Gazetesi oldu. Gazetemizin sahibi Faruk Bostan ve arkadaşımız Abdullah Kaya 20 Mayıs’tan beri Kandıra Cezaevinde tutuklu, Asayişten sorumlu il müdür yardımcısı Yusuf Aydın’ın bir anda görev yeri değiştirilmiş trafik birimine gönderiliyor, başsavcı Habip Korkmaz’ın tayini bu hafta Kayseri’ye çıkıyor.  Peki Güngör Arslan cinayetinin üstüne gittiği düşünülen bu isimlerin  başına bu ay gelenler tesadüf diye mi yorumlanıyor dersiniz!  Cinayetle ilgili ilimizin milletvekillerinin çoğu doğru düzgün ağzını açmazken, sizce  bunlardan  Habip Korkmaz’ın ilimizden  gitmesi için bunca zaman kılı kıpırdamamışken son aylarda Ankara kulislerine  çaba sarfedeni olmuş mudur dersiniz! Dosya hakkında çok şey bildiğine inandığım, cinayetin aydınlanması için çaba sarfettiği düşünülen Kocaeli İl Emniyet Müdür Yardımcısı Yusuf Aslan hakkında FETÖ soruşturması açıldığı hatta ilk kez gizlilik kararı verildiğini beyan edenlerin Ersin Kurt ve on dört kişinin bu hafta  yargılanmakta olduğu dosyada savcının Kurt hakkında müebbet hapis istemi, tetikçi Ramazan Ç.'ye istenen ceza, diğer tutukluların durumu, tutukluların avukatlarında olan değişikliklerden  bahsetmemesi tesadüf mü? Güngör Arslan hayattayken Özgür Kocaeli’yle yolları ayrılan  İsmet Çiğit’i yanına aldığını, sahip çıktığını hepimiz gördük.  Sonrasında  Çiğit’in Tahsin Keskin adlı gazetecinin yanına geçmesi, hatta Ersin Kurt’u savunan Tahsin Keskin’in bugünlerde börekçi, pastacı KOTO adayı İbrahim Bıyıklı’dan bahsetmesi hani Faruk Bostan bana şantaj yaptı, 1 milyon istedi diyen Bıyıklı’nın eliyle kestiği börekleri sıcak sıcak yediğini canlı yayında anlatan İsmet Çiğit beni şaşırtmamaya devam ediyor.  Besicilikle uğraşan Hüdaverdi Cezmi Çiçek ismini canlı yayınlarında sık sık tekrar eden Tahsin Keskin ve İsmet Çiğit ikilisine sormak lazım, hayırdır dün Faruk Bostan bu adamla ilgili dünya söz söyledi, nerdeydiniz, ne oldu Cezmi denen zat sizlerede mi dava açtı, niye bu kadar kendisine bir anda patladınız, anmaya başladınız acaba?  Yoksa bana gelen duyumlara göre Hüdaverdi efendide gazete mi televizyon mu kuruyormuş, sizde aynı duyumları duydunuz da olan sinirinize bir de bu durum mu eklendi diye sormak isterim! Kocaeli basınında bir burnu havadalık, bir kendini beğenmişlik yıllardır vardır. Özellikle yazıda geçen birçok isimin basın sektöründe kendilerini duayen olarak düşünüp kimseye bu sektörde görmek istemediğini düşünen biri olarak Hüdaverdi Çiçek değil televizyon kurmak CNN’ni satın alsa benim bakış açıma göre hiçbir şey değişmez.  Entrikalar her BELEDİYE BAŞKANI döneminde yaşanmıştır. Medyayı herkes güç olarak görüp elinde tutmak istemiştir. Ben medyayı elinde tutulması gereken güç olarak değil, vatandaşa doğru bilgileri ulaştırmsı gereken, halkı güçlü kılmaya yarayan bir argüman olarak görüyorum ve inanın bu mesleği de bu açıdan yapıyorum. Faruk Bostan bu gazeteyi de bunun için kurdu. Amacına da hasıl oldu. Bostan bize şantaj yaptı diyenlerin iddalarına neden zerre kadar inanmadığımı yakında göreceksiniz yazdıkça! Biliyorsunuz şimdiye kadar sadece Bıyıklı ilgili yazılarım oldu, tüm iddia sahiplerini canlı yayına davet ettim. Hala cevap yok. Yazılanları okuyunca hepsini göreceğiz. Abdullah Kaya bizlerin arkadaşıdır, gazetemizde fikirlerine danışılan biridir çünkü yıllarca bu sektörün içinde benim diyenlerden bile önce SELAM Tv’yi kurup işletmişler. Bugün Vakıf Camisi’nin hesabına yatan 20 milyonu dillendire dillendire biteremeyenlerin de ne Şevki Yılmaz’ın, ne Fikri Işık’ın ne de Karaosmanoğlu gibi AKP’de görev almış kişilerin mal varlıklarını ne konuştuklarını duyuyorum ne sorduklarını? Biliyorsunuzdur benim paraya, yalana, iftiraya gıcığım var. Yaptığıma yapmadım, yapmadığıma yaptım, sevdiğime sevmedim, sevmediğime sevdim demem. Abdullah Kaya, Faruk Bostan ve beni bir araya getiren nokta İzmit Çocuğu ve arkadaş oluşumuz. Güngör Arslan da İzmit Çocuğu, İsmet Çiğit de. Hiçbir İzmit Çocuğu haksız yere itham ediliyorken ben seyretmedim. 1 aydır Faruk Bostan ve Abdullah Kaya’nın cezaevinde haksız yere suçlamalarla tutulduğunu  çeşitli mecralarda dile getirdik. Faruk Bostan ve Abdullah Kaya için 28 HAZİRAN 2022 saat 17.00’de Kocaeli Adliyesi önünde basın açıklaması tertip edildi, HALKIMIZ, tüm STK’lar, basın ve herkes davetlidir, onu da yeri gelmişken belirteyim. Şenol sen de gelebilirsin istersen, çekinme lütfen. Faruk Bostan Kocaeli Halk Gazetesi’ni kurduğu günden beri bir kuruş herhangi bir belediyeden reklam almamıştır. Bu gazeteyi kendisi ve bizler gibi kendisini destekleyen arkadaşları bu noktalara getirmiştir. Ancak görüyorum ki rahmetli Güngör Arslan şantaj suçlamasıyla cezaevine düştüğünde yalnızlaştırmayı amaç edinenler  Güngör Arslan’ın gazetecilikten nasıl para kazandığını yaptıkları algı yönetimiyle sorgulatırken  yandaş medyayla ilgili tek kelime edemiyorlardı. Hala da edemiyorlar . Bugün beraat eden Güngör Arslan’ın beraatini gazetelerinde yazmayanların ama o gün Arslan cezaevine girerken bangır bangır cezaevine girdi diye  bağırıp sevinlerin derdi hep aynıydı, aynı Faruk Bostan ve Abdullah Kaya cezaevine girdiğinde olduğu gibi!  Geçenlerde Başiskele’de karşıma çıkan adamda benden 25 metre ötede masada otururken sanıyordu ki dediklerini duymam, “ Biri mezara diğerleri cezaevine girdi” diyecek haysiyet seviyesine sahip bu kişi de zerre yürek olsa bu sözü çıkıp halkın önünde söyleyebilir mi? Ben olan biteni unutan, affeden biri değilim. O gün hesap sormadım ama bu sözün günü geldiğinde hesabını soracağımdan zerre şüphe edilmesin. Faruk Bostan’ı, Abdullah Kaya’yı şikayet edenlerden biri de bu Hüdaverdi Cezmi denen zat, zamanında rahmetli Güngör Arslan’ı da şikayet etmiş, hatta Arslan’ın FETÖ’nün şantaj imamı olduğunu söylemişti. Tabi İsmet Çiğit ve Tahsin Keskin’in Hüdaverdi Cezmi Çiçek’e yaptıkları canlı yayında etmedikleri söz kalmadı. Hüdaverdi Cezmi’nin insanların gözünün içine baka baka yalan söylediğini, Gölcük sahiline dökülmüş tonlarca hayvan pisliğinin sebebinin sığır tüccarı Hüdaverdi’nin olduğundan, firmasının yediği 300 küsur binlik cezadan, Jandarma’nın tuttuğu tutanakta adlarının geçmesinden bahsettiler. Hüdaverdi Cezmi Çiçek’in Türkçe olimpiyatlarına verdiği madde desteği sorguladılar, hatta Hüdaverdi’nin bu durumu ballandıra ballandıra anlatıp anlatmadığı hakkında konuşan Tahsin Keskin’in aylardır Hüdaverdi hakkında tek kelime ettiği duyulmazken İsmet Çiğit’in bu kentte hazetmediğim 3 kişiden biri dediği Hüdaverdi ne yaptı acaba diye düşünmeden edemedim.  Geçtiğimiz haftalarda Güngör beyin kızı Nazlıcan Arslan’ın yazdığı haberde Güngör Arslan’ın şantaj suçlamasıyla aylarca cezaevinde kalmasına sebep olan olaylarla ilgili MAHKEMEDE BERAAT ettiğini  duyurdu. Güngör beyin eşi Suna Arslan köşesinde yazdığı bir yazıda eşini  FETÖ’cü olarak yaftalayanın eski İzmit Belediyesi Başkanı Nevzat Doğan olduğunu yazmıştı, ve geçtiğimiz günlerde yine Ses KOCAELİDEKİ bir haberde Güngör Arslan hakkında  2016 yılında FETÖ soruşturması kapsamında KHK hükümleri uygulanarak kapatılan Bizim Kocaeli Gazetesi'nin hakları geri verilmeye başlanmış dendi. Kimse sormadı belki d eben sorayım devletimizin yetkililerine MADEM malları iade dilecekti, FETÖCÜ değildi, Güngör Arslan'ın hayatında ortaya çıkamayan gerçeklerle ilgili, AKP iktidarında Kocaeli Bürokrasisinin her kademesine sorarım "GEÇ GELEN ADALET ADALET MİDİR?" diye. Değerli okuyucularımız hal böyle olunca, bazen benim sinirlerim tepeme çıkıyor! Sen aylarca yıllarca herkesin yıllardır solcu diye bildiği Güngör Arslan’ın işyerini kapat FETÖ’yle ilgili, FETÖ’yle ilgili soruşturma kapsamında bir tane siyasi uzantı, milletvekili, bakan bulama FETÖ’yle ilintili ama Güngör Arslan’ı 1 aya yakın cezaevinde tut, mal varlığına el koy, halkın gözünde itibarsızlaşsın, onca yazısında halka doğru bilgi veren adamı şantajcı gibi göstermeye çalışılması yetmiyor bir adım daha ileri git FETÖ’nün şantaj imamı diye yaftala ama maddi desteklediğin Türkçe  Olimpiyatlarından ötürü aldığın madalyadan bahsetme değil mi Cezmi efendi? Rahmetli Güngör Arslan benim arkadaşım değildi, yaşça benden büyük abilerimin arkadaşıydı. Kendisi bu il için çok şey yaptı ama kendisine yapıştırmaya çalışılan yaftalar tutmadı ve en son kendisinin öldürülmesi planlandı. Adice işlenen bu cinayet sanki basit bir olay gibi sunulmaya çalışıldı. Kocaeli KENT TARİHİNDE KARA bir sayfa olarak duracak bu cinayet. Gerçekler gün yüzüne çıktığında bu ilde birçok taşların nasıl yerinden oynadığını HALKIMIZ görecek. Kamuoyu bu cinayetin arkasında neden başka başka oluşumların olduğunu düşünüyor dersiniz, ya da neden yüksek sesle dile getirilemiyor?  Kocaeli yerel basınında sesler kısık, Baro Başkanı Bahar Özdemir’in konuştuğu duyulmuyor, Kocaeli Milletvekilleri’nden de çıt yok! Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’ne hadi Faruk Bostan üye değil, Güngör Arslan’da mı üye değildi? KOGACE’de dahil bu ildeki basın kuruluşları nerede? Bilirsiniz ben kimseden çekinen biri değilim, bu dava dosyalarına bakan hakimler, savcılardan tutun, bakanlara, valilere hatta Cumhurbaşkanımıza kadar sözümü esirgemem. Arslan cinayetinden önce Faruk Bostan’a bir suikast girişimi olmuştu, olaya bakın ki Faruk Bostan’ın üç dört saatlik takip görüntüleri davaya dosyasına sunduğu görüntüler savcı Seyfettin Çil’in dosyasından pır yokoluvermiş, Macit Haldız’a abi çeken savcı Çil’den bahsediyorum. Şükür ki tayini çıktı, Allah Sinop halkına sabırlar versin şimdiden demek isterim. Faruk Bostan’a yapılan suikast girişiminden hem öncesi hem sonrasında sonra Facebook paylaşımlarımda defalarca İzmit Çocuklarına zarar vermeyin diye paylaşımlar yapmıştım, John Wicke sahnelerini içeren paylaşımlarını da hadi tesadüfen paylaştım diyelim, takip edenler  sevdiğim kızı uzaklaştırmak için son 3 ayda yaptıklarımı da diyelim anlayamadılar, bir baksınlar bakalım bu kişiyle en son iletişim tarihim 6 Şubat tesadüf mü? Maalesef bu kişiyle tüm ilişkilerimi koparttım, hatta açık açık düşmanım ilan ettim ve bunu alenen yaptım da takipçilere sorarım HİÇ Mİ KAFANIZ ÇALIŞMADI, bu Ersoy durduk yere yapmaz böyle birşey, niye böyle davranıyor diye?  O arkadaş artık benim için yok hükümünde. Sebepleri farklı ama en önemli sebep yukarıdaki satırlarda yazıyor emin olun bunu bili anlamaz, kendisine artık görüşmeyelim dediğimde keyfimden değil bizzat risk altında olduğumuz için dediğimi elbette açıklamadım ki çok güvendiği amcasına söylemesin, malum amcası hep abidik gubidik işleri severdi de!   Gelelim GAZETECİ Güngör Arslan cinayetine? Bu cinayet kesinlikle basit, planlanmamış, tesadüfen meydana gelmiş adi bir cinayet değildir! Adice işlenmiştir ayrı konu.  Ben bu cinayetin arkasında kamuoyu gibi ciddi bir yapı olduğuna en baştan beri inanıyorum . Bu yapının ortaya çıkması için izleyin KOCAELİ’de kaç kişi konuşacak, yazacak, çizecek bu cinayeti demiyorum artık. Bana göre herkes tarafını en baştan belli etti. Belli olmayanlar da yazılanlar, yapılanlarla son 1 ayda ortaya çıkmaya başladı. Eminim belli mevkilerin uykusu kaçmaya başladı.  CUMHURBAŞKANIMIZ konunun ciddiyetinin farkında bence. Açık ve net olarak söylüyorum, Ersin Kurt çok iyi korunmalıdır, benim düşüncem budur, şimdilik bu kadar yazıyorum, zamanla bu düşüncemi sebepleri ile  açıklayacağım.  Bu cinayet dosyasında GİZLİLİK KARARI olması benim araştırmalarımı  engellemez.  Sorularımı sormaya devam ederim. Yazılanları , yazmayanları kendi analiz süzgeçimden geçiririm. En son oluşan şeklini yazar halkımızla paylaşırım araştırmalarımı. Arslan cinayeti ile ilgili SES KOCAELİ gazetesinde bu hafta çıkan bilgiler çok değerli. Bu davaya bakan savcıyı araştırıyorum. Merak ettim bu savcıyı, acaba genç mi yaşlı mı? Meslekte kaçıncı yılı? Bu kadar ciddi bir dosyaya bakan savcının tecrübeli, deneyimli bir savcı olması çok önemli . Mesela bu savcı bey Arslan cinayetiyle ilgili dosyaya bakmadan önce korumayla geziyor muydu? Şu anda geziyor mu? Geziyorsa yanında polisler varsa bu dosya gerçekten birçok açıdan ciddi sonuçlara mı gebe gibi biraz beyin fırtınası yapalım dedim bu düşüncelerle. Son 1 aydır arkadaşlarım olan Faruk Bostan, Abdullah Kaya’nın cezaevinden çıkması için kendimce bir uğraşı içindeyim, yakında çıkacaklarına inancım tamdır. Yazdıklarımı eminim herkes okuyuncada  dediklerimde ne denli haklılık payı olduğunu görecektirler. Son köşe yazımda SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’na SP Kartepe Belediye Başkan adayı İbrahim Bıyıklı ilgili sorularım olacak demiştim. İbrahim Bıyıklı’nın çevresinde sürekli FETÖ ilintili isimlerin olması tesadüf mü? Saadet Partisi Genel Merkezi mi Şenol Çiçek adlı gazeteciyi Bıyıklı’nın yanına seçim çalışmaları için yolladı?  Şenol Çiçek FETÖ kapsamında mallarına el konmuş, bir aya yakın tutuklu kalmış, yıllardır da Kocaeli’de adı duyulmayan ancak 2015 seçimlerinde AKP’den milletvekili aday adaylığı başvurmuş bir isim. FETÖ’den ceza almadı bildiğim kadarıyla, peki böyle bir isim 2015’te AKP’den milletvekili aday adaylığı başvurusu yaptıktan sonra 2019 yılında  SP Genel Merkezinden Bıyıklı’nın dediği gibi kendisinin seçim çalışmalarına yardım etmesi için gönderildi mi yoksa Kocaeli’den birbirleri SP Genel Merkezini arayıp Şenol Çiçek İbrahim Bıyıklı’ya yardım etsin dendi mi?  İbrahim Bıyıklı hakkında yazılarım devam ettikçe SP Genel Merkezi’de, KASİAD adlı FETÖ’den kapanan birimi ziyaret eden şimdinin SP Kocaeli İl Başkanı Avukat Zafer Mutlu da beni daha iyi anlayacaklardır.
Ekleme Tarihi: 26 Haziran 2022 - Pazar

Gazeteci Güngör Arslan cinayetine Cumhurbaşkanlığı büyüteçle bakar mı bilemem

En son yazımın üstünden 1 ay geçti. Bu zaman zarfında görevi başında şehit edilen gazeteci Güngör Arslan cinayetinin aydınlanması için mücadele edenlerle ilgili inanılmaz gelişmeler yaşanırken bir yandanda dava süreci görülmeye başlandı.

Cinayetle  ilgili Kocaeli yerel basınında bir sessizlik hakim denebilir. Özellikle bazı basın grubunun derdinin bu cinayetin çözümünden ziyade bazı kişilerin serbest kalmasına yönelik haberler yaptığını kamuoyu da gayet net olarak görüyor.

Dava görülmeye başlandı. Ses Kocaeli Gazetesinde son zamanlarda cinayetle ilgili çıkan ciddi haberleri okuyor, görüntüleri izliyoruz. Mesela bugünkü SES Kocaeli haberlerinde  KOTO Başkanı Necmi Bulut’tan, Ersin Kurt’a, Tahsin Keskin’e kadar inanılmaz bilgiler yer aldı. Mesela Ersin Kurt ifadesinde Sıla Kafe’ye ticari taksiyle  geldiğini söylemiş ancak emniyet teşkilatı PTS kayıtlarına göre Ersin Kurt’u Necmi Bulut o kafeye bırakmış deniyor haberde! Neden Necmi Bulut ifade vermiyor, Bulut'un Kurt'la birçok görüşmesinin devletin kayıtlarında bulunduğunu yazmışlar haberde. Ben de soruyorum Tahir Büyükakın'dan ifade alındı mı diye? Boru değil sonuçta, azzetmettirici olarak müebet hapis cezası istenen Ersin Kurt'a belediyenin reklam ihalesi verilmiş, Necmi efendi bir daha Güngör haber yaparsa vurdurtucam diye gazetesinde yazan  Tahsin Keskin, ne hikmetse ondan da ifade alınmadı bildiğim kadarıyla. Tabi ilişkiler bu kadar griftken bazılarından ifade alınmamış olması kamuoyu tarafından da sık sık konuşuluyor.

Bu davayla ilgili olduğu düşünülen bazı karanlık noktalar dağılıyor, kara bulutlar ne kadar çok dağılırsa o kadar hızlı aydınlanacak bu dava,  kör düğüm olması engellenecek, yıllardır faili meçhul olarak duran rahmetli Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu cinayetlerinin dosyası gibi olmayacaktır diye düşünüyorum.

Arslan cinayeti dosyasını inceleyen, üstüne giden herkesle ilgili  bu ay ilginç gelişmeler yaşandı ve yaşamaya da devam edeceğini göreceğiz gibi.

Cinayetin Kocaeli’de en çok üstüne giden yerel gazete şüphesiz Kocaeli Halk Gazetesi oldu. Gazetemizin sahibi Faruk Bostan ve arkadaşımız Abdullah Kaya 20 Mayıs’tan beri Kandıra Cezaevinde tutuklu, Asayişten sorumlu il müdür yardımcısı Yusuf Aydın’ın bir anda görev yeri değiştirilmiş trafik birimine gönderiliyor, başsavcı Habip Korkmaz’ın tayini bu hafta Kayseri’ye çıkıyor. 

Peki Güngör Arslan cinayetinin üstüne gittiği düşünülen bu isimlerin  başına bu ay gelenler tesadüf diye mi yorumlanıyor dersiniz! 

Cinayetle ilgili ilimizin milletvekillerinin çoğu doğru düzgün ağzını açmazken, sizce  bunlardan  Habip Korkmaz’ın ilimizden  gitmesi için bunca zaman kılı kıpırdamamışken son aylarda Ankara kulislerine  çaba sarfedeni olmuş mudur dersiniz!

Dosya hakkında çok şey bildiğine inandığım, cinayetin aydınlanması için çaba sarfettiği düşünülen Kocaeli İl Emniyet Müdür Yardımcısı Yusuf Aslan hakkında FETÖ soruşturması açıldığı hatta ilk kez gizlilik kararı verildiğini beyan edenlerin Ersin Kurt ve on dört kişinin bu hafta  yargılanmakta olduğu dosyada savcının Kurt hakkında müebbet hapis istemi, tetikçi Ramazan Ç.'ye istenen ceza, diğer tutukluların durumu, tutukluların avukatlarında olan değişikliklerden  bahsetmemesi tesadüf mü?

Güngör Arslan hayattayken Özgür Kocaeli’yle yolları ayrılan  İsmet Çiğit’i yanına aldığını, sahip çıktığını hepimiz gördük. 

Sonrasında  Çiğit’in Tahsin Keskin adlı gazetecinin yanına geçmesi, hatta Ersin Kurt’u savunan Tahsin Keskin’in bugünlerde börekçi, pastacı KOTO adayı İbrahim Bıyıklı’dan bahsetmesi hani Faruk Bostan bana şantaj yaptı, 1 milyon istedi diyen Bıyıklı’nın eliyle kestiği börekleri sıcak sıcak yediğini canlı yayında anlatan İsmet Çiğit beni şaşırtmamaya devam ediyor. 

Besicilikle uğraşan Hüdaverdi Cezmi Çiçek ismini canlı yayınlarında sık sık tekrar eden Tahsin Keskin ve İsmet Çiğit ikilisine sormak lazım, hayırdır dün Faruk Bostan bu adamla ilgili dünya söz söyledi, nerdeydiniz, ne oldu Cezmi denen zat sizlerede mi dava açtı, niye bu kadar kendisine bir anda patladınız, anmaya başladınız acaba? 

Yoksa bana gelen duyumlara göre Hüdaverdi efendide gazete mi televizyon mu kuruyormuş, sizde aynı duyumları duydunuz da olan sinirinize bir de bu durum mu eklendi diye sormak isterim!

Kocaeli basınında bir burnu havadalık, bir kendini beğenmişlik yıllardır vardır. Özellikle yazıda geçen birçok isimin basın sektöründe kendilerini duayen olarak düşünüp kimseye bu sektörde görmek istemediğini düşünen biri olarak Hüdaverdi Çiçek değil televizyon kurmak CNN’ni satın alsa benim bakış açıma göre hiçbir şey değişmez. 

Entrikalar her BELEDİYE BAŞKANI döneminde yaşanmıştır. Medyayı herkes güç olarak görüp elinde tutmak istemiştir. Ben medyayı elinde tutulması gereken güç olarak değil, vatandaşa doğru bilgileri ulaştırmsı gereken, halkı güçlü kılmaya yarayan bir argüman olarak görüyorum ve inanın bu mesleği de bu açıdan yapıyorum. Faruk Bostan bu gazeteyi de bunun için kurdu. Amacına da hasıl oldu. Bostan bize şantaj yaptı diyenlerin iddalarına neden zerre kadar inanmadığımı yakında göreceksiniz yazdıkça! Biliyorsunuz şimdiye kadar sadece Bıyıklı ilgili yazılarım oldu, tüm iddia sahiplerini canlı yayına davet ettim. Hala cevap yok. Yazılanları okuyunca hepsini göreceğiz.

Abdullah Kaya bizlerin arkadaşıdır, gazetemizde fikirlerine danışılan biridir çünkü yıllarca bu sektörün içinde benim diyenlerden bile önce SELAM Tv’yi kurup işletmişler. Bugün Vakıf Camisi’nin hesabına yatan 20 milyonu dillendire dillendire biteremeyenlerin de ne Şevki Yılmaz’ın, ne Fikri Işık’ın ne de Karaosmanoğlu gibi AKP’de görev almış kişilerin mal varlıklarını ne konuştuklarını duyuyorum ne sorduklarını?

Biliyorsunuzdur benim paraya, yalana, iftiraya gıcığım var. Yaptığıma yapmadım, yapmadığıma yaptım, sevdiğime sevmedim, sevmediğime sevdim demem. Abdullah Kaya, Faruk Bostan ve beni bir araya getiren nokta İzmit Çocuğu ve arkadaş oluşumuz. Güngör Arslan da İzmit Çocuğu, İsmet Çiğit de. Hiçbir İzmit Çocuğu haksız yere itham ediliyorken ben seyretmedim. 1 aydır Faruk Bostan ve Abdullah Kaya’nın cezaevinde haksız yere suçlamalarla tutulduğunu  çeşitli mecralarda dile getirdik. Faruk Bostan ve Abdullah Kaya için 28 HAZİRAN 2022 saat 17.00’de Kocaeli Adliyesi önünde basın açıklaması tertip edildi, HALKIMIZ, tüm STK’lar, basın ve herkes davetlidir, onu da yeri gelmişken belirteyim. Şenol sen de gelebilirsin istersen, çekinme lütfen.


Faruk Bostan Kocaeli Halk Gazetesi’ni kurduğu günden beri bir kuruş herhangi bir belediyeden reklam almamıştır. Bu gazeteyi kendisi ve bizler gibi kendisini destekleyen arkadaşları bu noktalara getirmiştir. Ancak görüyorum ki rahmetli Güngör Arslan şantaj suçlamasıyla cezaevine düştüğünde yalnızlaştırmayı amaç edinenler  Güngör Arslan’ın gazetecilikten nasıl para kazandığını yaptıkları algı yönetimiyle sorgulatırken  yandaş medyayla ilgili tek kelime edemiyorlardı. Hala da edemiyorlar . Bugün beraat eden Güngör Arslan’ın beraatini gazetelerinde yazmayanların ama o gün Arslan cezaevine girerken bangır bangır cezaevine girdi diye  bağırıp sevinlerin derdi hep aynıydı, aynı Faruk Bostan ve Abdullah Kaya cezaevine girdiğinde olduğu gibi! 

Geçenlerde Başiskele’de karşıma çıkan adamda benden 25 metre ötede masada otururken sanıyordu ki dediklerini duymam, “ Biri mezara diğerleri cezaevine girdi” diyecek haysiyet seviyesine sahip bu kişi de zerre yürek olsa bu sözü çıkıp halkın önünde söyleyebilir mi? Ben olan biteni unutan, affeden biri değilim. O gün hesap sormadım ama bu sözün günü geldiğinde hesabını soracağımdan zerre şüphe edilmesin.

Faruk Bostan’ı, Abdullah Kaya’yı şikayet edenlerden biri de bu Hüdaverdi Cezmi denen zat, zamanında rahmetli Güngör Arslan’ı da şikayet etmiş, hatta Arslan’ın FETÖ’nün şantaj imamı olduğunu söylemişti. Tabi İsmet Çiğit ve Tahsin Keskin’in Hüdaverdi Cezmi Çiçek’e yaptıkları canlı yayında etmedikleri söz kalmadı. Hüdaverdi Cezmi’nin insanların gözünün içine baka baka yalan söylediğini, Gölcük sahiline dökülmüş tonlarca hayvan pisliğinin sebebinin sığır tüccarı Hüdaverdi’nin olduğundan, firmasının yediği 300 küsur binlik cezadan, Jandarma’nın tuttuğu tutanakta adlarının geçmesinden bahsettiler. Hüdaverdi Cezmi Çiçek’in Türkçe olimpiyatlarına verdiği madde desteği sorguladılar, hatta Hüdaverdi’nin bu durumu ballandıra ballandıra anlatıp anlatmadığı hakkında konuşan Tahsin Keskin’in aylardır Hüdaverdi hakkında tek kelime ettiği duyulmazken İsmet Çiğit’in bu kentte hazetmediğim 3 kişiden biri dediği Hüdaverdi ne yaptı acaba diye düşünmeden edemedim. 

Geçtiğimiz haftalarda Güngör beyin kızı Nazlıcan Arslan’ın yazdığı haberde Güngör Arslan’ın şantaj suçlamasıyla aylarca cezaevinde kalmasına sebep olan olaylarla ilgili MAHKEMEDE BERAAT ettiğini  duyurdu. Güngör beyin eşi Suna Arslan köşesinde yazdığı bir yazıda eşini  FETÖ’cü olarak yaftalayanın eski İzmit Belediyesi Başkanı Nevzat Doğan olduğunu yazmıştı, ve geçtiğimiz günlerde yine Ses KOCAELİDEKİ bir haberde Güngör Arslan hakkında  2016 yılında FETÖ soruşturması kapsamında KHK hükümleri uygulanarak kapatılan Bizim Kocaeli Gazetesi'nin hakları geri verilmeye başlanmış dendi. Kimse sormadı belki d eben sorayım devletimizin yetkililerine MADEM malları iade dilecekti, FETÖCÜ değildi, Güngör Arslan'ın hayatında ortaya çıkamayan gerçeklerle ilgili, AKP iktidarında Kocaeli Bürokrasisinin her kademesine sorarım "GEÇ GELEN ADALET ADALET MİDİR?" diye.

Değerli okuyucularımız hal böyle olunca, bazen benim sinirlerim tepeme çıkıyor! Sen aylarca yıllarca herkesin yıllardır solcu diye bildiği Güngör Arslan’ın işyerini kapat FETÖ’yle ilgili, FETÖ’yle ilgili soruşturma kapsamında bir tane siyasi uzantı, milletvekili, bakan bulama FETÖ’yle ilintili ama Güngör Arslan’ı 1 aya yakın cezaevinde tut, mal varlığına el koy, halkın gözünde itibarsızlaşsın, onca yazısında halka doğru bilgi veren adamı şantajcı gibi göstermeye çalışılması yetmiyor bir adım daha ileri git FETÖ’nün şantaj imamı diye yaftala ama maddi desteklediğin Türkçe  Olimpiyatlarından ötürü aldığın madalyadan bahsetme değil mi Cezmi efendi?

Rahmetli Güngör Arslan benim arkadaşım değildi, yaşça benden büyük abilerimin arkadaşıydı. Kendisi bu il için çok şey yaptı ama kendisine yapıştırmaya çalışılan yaftalar tutmadı ve en son kendisinin öldürülmesi planlandı. Adice işlenen bu cinayet sanki basit bir olay gibi sunulmaya çalışıldı. Kocaeli KENT TARİHİNDE KARA bir sayfa olarak duracak bu cinayet. Gerçekler gün yüzüne çıktığında bu ilde birçok taşların nasıl yerinden oynadığını HALKIMIZ görecek. Kamuoyu bu cinayetin arkasında neden başka başka oluşumların olduğunu düşünüyor dersiniz, ya da neden yüksek sesle dile getirilemiyor? 

Kocaeli yerel basınında sesler kısık, Baro Başkanı Bahar Özdemir’in konuştuğu duyulmuyor, Kocaeli Milletvekilleri’nden de çıt yok!

Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’ne hadi Faruk Bostan üye değil, Güngör Arslan’da mı üye değildi? KOGACE’de dahil bu ildeki basın kuruluşları nerede?

Bilirsiniz ben kimseden çekinen biri değilim, bu dava dosyalarına bakan hakimler, savcılardan tutun, bakanlara, valilere hatta Cumhurbaşkanımıza kadar sözümü esirgemem.

Arslan cinayetinden önce Faruk Bostan’a bir suikast girişimi olmuştu, olaya bakın ki Faruk Bostan’ın üç dört saatlik takip görüntüleri davaya dosyasına sunduğu görüntüler savcı Seyfettin Çil’in dosyasından pır yokoluvermiş, Macit Haldız’a abi çeken savcı Çil’den bahsediyorum. Şükür ki tayini çıktı, Allah Sinop halkına sabırlar versin şimdiden demek isterim.

Faruk Bostan’a yapılan suikast girişiminden hem öncesi hem sonrasında sonra Facebook paylaşımlarımda defalarca İzmit Çocuklarına zarar vermeyin diye paylaşımlar yapmıştım, John Wicke sahnelerini içeren paylaşımlarını da hadi tesadüfen paylaştım diyelim, takip edenler  sevdiğim kızı uzaklaştırmak için son 3 ayda yaptıklarımı da diyelim anlayamadılar, bir baksınlar bakalım bu kişiyle en son iletişim tarihim 6 Şubat tesadüf mü? Maalesef bu kişiyle tüm ilişkilerimi koparttım, hatta açık açık düşmanım ilan ettim ve bunu alenen yaptım da takipçilere sorarım HİÇ Mİ KAFANIZ ÇALIŞMADI, bu Ersoy durduk yere yapmaz böyle birşey, niye böyle davranıyor diye? 

O arkadaş artık benim için yok hükümünde. Sebepleri farklı ama en önemli sebep yukarıdaki satırlarda yazıyor emin olun bunu bili anlamaz, kendisine artık görüşmeyelim dediğimde keyfimden değil bizzat risk altında olduğumuz için dediğimi elbette açıklamadım ki çok güvendiği amcasına söylemesin, malum amcası hep abidik gubidik işleri severdi de!  

Gelelim GAZETECİ Güngör Arslan cinayetine? Bu cinayet kesinlikle basit, planlanmamış, tesadüfen meydana gelmiş adi bir cinayet değildir! Adice işlenmiştir ayrı konu. 

Ben bu cinayetin arkasında kamuoyu gibi ciddi bir yapı olduğuna en baştan beri inanıyorum . Bu yapının ortaya çıkması için izleyin KOCAELİ’de kaç kişi konuşacak, yazacak, çizecek bu cinayeti demiyorum artık. Bana göre herkes tarafını en baştan belli etti. Belli olmayanlar da yazılanlar, yapılanlarla son 1 ayda ortaya çıkmaya başladı. Eminim belli mevkilerin uykusu kaçmaya başladı. 

CUMHURBAŞKANIMIZ konunun ciddiyetinin farkında bence. Açık ve net olarak söylüyorum, Ersin Kurt çok iyi korunmalıdır, benim düşüncem budur, şimdilik bu kadar yazıyorum, zamanla bu düşüncemi sebepleri ile  açıklayacağım. 

Bu cinayet dosyasında GİZLİLİK KARARI olması benim araştırmalarımı  engellemez. 

Sorularımı sormaya devam ederim. Yazılanları , yazmayanları kendi analiz süzgeçimden geçiririm. En son oluşan şeklini yazar halkımızla paylaşırım araştırmalarımı.

Arslan cinayeti ile ilgili SES KOCAELİ gazetesinde bu hafta çıkan bilgiler çok değerli. Bu davaya bakan savcıyı araştırıyorum. Merak ettim bu savcıyı, acaba genç mi yaşlı mı? Meslekte kaçıncı yılı? Bu kadar ciddi bir dosyaya bakan savcının tecrübeli, deneyimli bir savcı olması çok önemli . Mesela bu savcı bey Arslan cinayetiyle ilgili dosyaya bakmadan önce korumayla geziyor muydu? Şu anda geziyor mu? Geziyorsa yanında polisler varsa bu dosya gerçekten birçok açıdan ciddi sonuçlara mı gebe gibi biraz beyin fırtınası yapalım dedim bu düşüncelerle.

Son 1 aydır arkadaşlarım olan Faruk Bostan, Abdullah Kaya’nın cezaevinden çıkması için kendimce bir uğraşı içindeyim, yakında çıkacaklarına inancım tamdır. Yazdıklarımı eminim herkes okuyuncada  dediklerimde ne denli haklılık payı olduğunu görecektirler.

Son köşe yazımda SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’na SP Kartepe Belediye Başkan adayı İbrahim Bıyıklı ilgili sorularım olacak demiştim.

İbrahim Bıyıklı’nın çevresinde sürekli FETÖ ilintili isimlerin olması tesadüf mü?

Saadet Partisi Genel Merkezi mi Şenol Çiçek adlı gazeteciyi Bıyıklı’nın yanına seçim çalışmaları için yolladı? 

Şenol Çiçek FETÖ kapsamında mallarına el konmuş, bir aya yakın tutuklu kalmış, yıllardır da Kocaeli’de adı duyulmayan ancak 2015 seçimlerinde AKP’den milletvekili aday adaylığı başvurmuş bir isim. FETÖ’den ceza almadı bildiğim kadarıyla, peki böyle bir isim 2015’te AKP’den milletvekili aday adaylığı başvurusu yaptıktan sonra 2019 yılında  SP Genel Merkezinden Bıyıklı’nın dediği gibi kendisinin seçim çalışmalarına yardım etmesi için gönderildi mi yoksa Kocaeli’den birbirleri SP Genel Merkezini arayıp Şenol Çiçek İbrahim Bıyıklı’ya yardım etsin dendi mi? 

İbrahim Bıyıklı hakkında yazılarım devam ettikçe SP Genel Merkezi’de, KASİAD adlı FETÖ’den kapanan birimi ziyaret eden şimdinin SP Kocaeli İl Başkanı Avukat Zafer Mutlu da beni daha iyi anlayacaklardır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kocaelihalkgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
İstihbaratbıyık
(28.06.2022 02:51 - #155)
Aldığım duyumlara göre faruk ve Abdullah beylere cezaevi çıkışında suikast planlaması yapıldığı ve maddi durumu iyi olmayan bir gence yaptırmaya uğraştıklarını haberini aldım.. Tipi zatı denen çakma rütbeli emniyet amiri görevini yap insanlar ölmesin
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kocaelihalkgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
Yandex.Metrica