Cefa Vinç
Cefa Vinç
İbrahim Fil
Köşe Yazarı
İbrahim Fil
 

İyiliği de kötülüğü de biz seçiyoruz

Gençliğimizde anne-babamız ve çevremizdeki büyüklerin nasihatleri şöyle oluyordu. Oğlum, devlet işine gir, hayatta zorluk çekme, salla başını al maaşını, etliye sütlüye karışma. Memleketi sen mi kurtaracaksın. Kıl başı, bitir işi. Yeşilçam filmleriyle de gençlerin zihinlerini rol model olarak aktörler ve aktristler nakşediliyordu. Güya müslümanlar bir toplumu genç nesilleri amaçsız, gayesiz, sadece nefsani ihtiyaçlarını tatmin eden bireyler topluluğu olarak yetiştiriyordu. Hangi medeniyetin insanı olduğunu öğrenmeden, batılı değerleri ve yaşam tarzını benimseyen, yaradılış gayesini bilmeyen bir nesil...             Bunu “ bilmem ki şu dünyaya ben niye geldim?” şarkıları ile  dünyaya isyanını bağırarak gerçeği aramaktaydılar. Bu yanlış gidişatı düzeltmek alim ve zalim müslümanlara düşüyor.             İslam toplumları havaya, suya ne derece ihtiyacı varsa gerçek alimlere de o derece muhtaçtır. Müslümanlara mutlaka alimlerin önderlik etmesi gerekir.             İnsanlar bozulduğu zaman bu zatlar dini aslını topluma tebliğ edip, dinin unutulan yönlerini hatırlatmalıdırlar. Nitekim asırlar önce Fatih Sultan Mehmet Han büyüğümüzün 21 yaşında fethi gerçekleştirebilecek derecede bir devlet adamı olabilmesinin arka planında zamanının uleması Akşemseddin Hz. gibi bir hocasının olmasıdır. Hem kendisini hem tüm toplumu bu alimler şuurlandırmış ve yetiştirmişlerdir. Fakat biz Fatihleri doğuran annelerimizden yana da, Akşemseddin gibi hocalarımızdan yana da fazla sevinecek durumda değiliz diye düşünüyorum. Bu sebepten dolayı alimlerin hayatlarını öğrenmemiz gerekiyor. Onların yazdıkları eserleri evimizin ve iş yerlerimizin en ulaşılır yerlerine koyup; her gün belli miktarda okumalıyız.             15 asırdır müslümanlara önderlik etmiş, ona doğruları öğretmiş, kendileri de eksiksiz islami bir hayat yaşamış bulunan Evliyayı Kiram’ı tanımalı ve hayatlarını, eserlerini öğrenmeliyiz. Çünkü iyi insanların hayatları öğrenildikçe, iyilerin adedi artacaktır. Mazisini, büyüklerini tanımayanlar, büyüklüklere talip olamazlar. İnsanların çeşitleri buhranlara, bunalımlara, ruhi sıkıntılara maruz kaldıkları günümüzde, büyük insanların yaşayış tarzları, tavsiye ve nasihatları, hal ve hareketleri ibret almaya ve ahlakımızın düzelmesine vesile olacaktır.             Peki bu zatlar insanlara ne gibi konuları öğretiyor dersiniz: Her insan, kulluk vazifelerini yapmak için yaratıldı. Bir kimsenin Allah’u Teala’ya kul olması için, O’ndan başka şeylere kul olmaktan ve bağlanmaktan kurtulması gerekir. Allah Teala’dan başkasının sevgisini kalbinden çıkarması gerekir. Allah’ın emirlerine uyup, O’nun sevgisini ve zikrini gönülden hiç çıkarmayan, gafletten uzak olan Allah adamı kimselere Veli ve Ehlullah’a uymak gerekir. Çünkü bu kişilerin sözleri, işleri ve Allah’ı, islam dininin bildirdiği gibi olan, Allah ve Rasulu’nun çok sevdiği kimselerdir.             Tasavvuf kitapları insanın manevi dünyasındaki iktidar kavgasında nefsin ve ruhun mücadelesinden bahsetmektedirler. Hangisi kuvvetliyse insan onun etkisinde kalıyor. Bu konuyu anlatan güzel bir örnekle yazımızı bitirelim. Yaşlı kızılderili kulübesinin önünde torunlarıyla oturmuş az ötede birbirleriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpekler biri beyaz, biri siyahtı ve 12 yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesinin önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla sordu dedesine... Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı. - Onlar, dedi. Benim için iki simgedir evlat! - Neyin simgesi? diye sordu çocuk. -İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları. Çocuk, sözün burasında: - Mücadele varsa, kazananı da olmalı diye düşündü... Ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi: -Peki, dedi. Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi? Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa. - Hangisi mi evlat? Ben, hangisini daha iyi beslersem !...
Ekleme Tarihi: 10 Aralık 2021 - Cuma

İyiliği de kötülüğü de biz seçiyoruz

Gençliğimizde anne-babamız ve çevremizdeki büyüklerin nasihatleri şöyle oluyordu. Oğlum, devlet işine gir, hayatta zorluk çekme, salla başını al maaşını, etliye sütlüye karışma. Memleketi sen mi kurtaracaksın. Kıl başı, bitir işi. Yeşilçam filmleriyle de gençlerin zihinlerini rol model olarak aktörler ve aktristler nakşediliyordu. Güya müslümanlar bir toplumu genç nesilleri amaçsız, gayesiz, sadece nefsani ihtiyaçlarını tatmin eden bireyler topluluğu olarak yetiştiriyordu. Hangi medeniyetin insanı olduğunu öğrenmeden, batılı değerleri ve yaşam tarzını benimseyen, yaradılış gayesini bilmeyen bir nesil...

            Bunu “ bilmem ki şu dünyaya ben niye geldim?” şarkıları ile  dünyaya isyanını bağırarak gerçeği aramaktaydılar. Bu yanlış gidişatı düzeltmek alim ve zalim müslümanlara düşüyor.

            İslam toplumları havaya, suya ne derece ihtiyacı varsa gerçek alimlere de o derece muhtaçtır. Müslümanlara mutlaka alimlerin önderlik etmesi gerekir.

            İnsanlar bozulduğu zaman bu zatlar dini aslını topluma tebliğ edip, dinin unutulan yönlerini hatırlatmalıdırlar. Nitekim asırlar önce Fatih Sultan Mehmet Han büyüğümüzün 21 yaşında fethi gerçekleştirebilecek derecede bir devlet adamı olabilmesinin arka planında zamanının uleması Akşemseddin Hz. gibi bir hocasının olmasıdır. Hem kendisini hem tüm toplumu bu alimler şuurlandırmış ve yetiştirmişlerdir. Fakat biz Fatihleri doğuran annelerimizden yana da, Akşemseddin gibi hocalarımızdan yana da fazla sevinecek durumda değiliz diye düşünüyorum. Bu sebepten dolayı alimlerin hayatlarını öğrenmemiz gerekiyor. Onların yazdıkları eserleri evimizin ve iş yerlerimizin en ulaşılır yerlerine koyup; her gün belli miktarda okumalıyız.

            15 asırdır müslümanlara önderlik etmiş, ona doğruları öğretmiş, kendileri de eksiksiz islami bir hayat yaşamış bulunan Evliyayı Kiram’ı tanımalı ve hayatlarını, eserlerini öğrenmeliyiz. Çünkü iyi insanların hayatları öğrenildikçe, iyilerin adedi artacaktır. Mazisini, büyüklerini tanımayanlar, büyüklüklere talip olamazlar. İnsanların çeşitleri buhranlara, bunalımlara, ruhi sıkıntılara maruz kaldıkları günümüzde, büyük insanların yaşayış tarzları, tavsiye ve nasihatları, hal ve hareketleri ibret almaya ve ahlakımızın düzelmesine vesile olacaktır.

            Peki bu zatlar insanlara ne gibi konuları öğretiyor dersiniz: Her insan, kulluk vazifelerini yapmak için yaratıldı. Bir kimsenin Allah’u Teala’ya kul olması için, O’ndan başka şeylere kul olmaktan ve bağlanmaktan kurtulması gerekir. Allah Teala’dan başkasının sevgisini kalbinden çıkarması gerekir. Allah’ın emirlerine uyup, O’nun sevgisini ve zikrini gönülden hiç çıkarmayan, gafletten uzak olan Allah adamı kimselere Veli ve Ehlullah’a uymak gerekir. Çünkü bu kişilerin sözleri, işleri ve Allah’ı, islam dininin bildirdiği gibi olan, Allah ve Rasulu’nun çok sevdiği kimselerdir.

            Tasavvuf kitapları insanın manevi dünyasındaki iktidar kavgasında nefsin ve ruhun mücadelesinden bahsetmektedirler. Hangisi kuvvetliyse insan onun etkisinde kalıyor. Bu konuyu anlatan güzel bir örnekle yazımızı bitirelim. Yaşlı kızılderili kulübesinin önünde torunlarıyla oturmuş az ötede birbirleriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpekler biri beyaz, biri siyahtı ve 12 yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesinin önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla sordu dedesine... Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.

- Onlar, dedi. Benim için iki simgedir evlat!

- Neyin simgesi? diye sordu çocuk.

-İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları. Çocuk, sözün burasında:

- Mücadele varsa, kazananı da olmalı diye düşündü... Ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

-Peki, dedi. Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi? Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.

- Hangisi mi evlat? Ben, hangisini daha iyi beslersem !...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kocaelihalkgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.